<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677</id><updated>2012-01-27T11:32:34.659+02:00</updated><title type='text'>woundheir</title><subtitle type='html'>"my favorite thing about eating gummy bears is knowing that they can't fight back when you bite their heads off."</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>47</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-4003251638982202872</id><published>2011-01-05T00:03:00.006+02:00</published><updated>2011-08-19T13:53:04.295+03:00</updated><title type='text'>başlıksız</title><content type='html'>* işten geldim, koca bir kutu pringles'la dark iyi gitti de karnım doymadı. mütemadiyen yiyorum. kimse de beni durdurmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çok fazlaca birikmiş bir özlem ve sevgi yumağı var içimde. bir insan yorganın yere düşmesine bile mi hüzünlenir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* metrolardan korkar oldum bu sıralar. bence düzenli kontrolleri yapılmıyor o sistemin. hepimiz ölebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* iki metro birbirine paralel geçerken çıkan o "patapatapata" sesi seni de korkutmuyor mu hem? ben korkuyorum çok, çoğu kez nefesimi tutmuş bir halde buluyorum kendimi. hele ki vagonda yalnızsam akşamın bir vakti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* her şeyin küçüğü sevimli gelir insana ama insan yavrusu kadar sevimlisine rastlamadım ben daha. her gün onlarcasıyla haşır neşirim de doymadım, doyamıyorum. minnoşsunuz hepiniz! yemek isterim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kendime düşmem gereken çok fazla not var. kaçıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ankara'yı sevmemek için nedenlerim birikiyor ama yine de kopamıyorum. kim demiş istanbul, türkiye'nin en pahalı şehri diye?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* annem ve babamın facebook  hayatı beni çok etkiliyor. bazen derinden üzülürken, bazen içten içe seviniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çocukluk arkadaşım ali. yıllardır ankara'dayız ikimiz de ve görüşelim temennilerinde bulunduk da görüşemedik. komşum sayılırmış neredeyse ve biz hala karşılaşmadık bir kez bile. çok mu büyüksün ankara?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bu aralar çok fazla yalnız hissediyorum. belki yalnız kelimesi tam olarak karşılamıyordur hissettiğimi ama tuhaf bir his. bir şeye ihtiyacım var ama neye? yok yok dayak değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* her sabah uyandığımda göreyim de mutluluk versin diye bir kavanoz nutella koydum dolabımın üstüne ama tam karşımda olmasına rağmen bakmıyorum bile. sanırım bir nutellanın verebileceğinden fazlasını bekliyorum, yemeyi denemeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* indirim organizasyonu sebebiyle geçen gece 1.30'da çıktım işten, ankamall'de in cin top oynuyor, koridorlar da loş. yavaş yavaş çıkışa doğru ilerliyordum derinlerden bir şarkı duydum dikkatimi verdim &lt;span style="font-style:italic;"&gt;tanju okan -  kadınım&lt;/span&gt;  çalıyor. durdum, şaşırdım, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;neden bu şarkı?&lt;/span&gt; dedim. hatta neden şarkı çalıyordu? tüm binada yankılanıyordu derin derin. güvenlik görevlilerinden biri-&lt;span style="font-style:italic;"&gt;onlardan başkası yayın yapamaz herhalde&lt;/span&gt;-iyi dertliydi sanırım. onunla birlikte ben de hüzünlendim en haşatım çıkmış halimle. gidesim gelmedi. gitmem gerekti. gittim.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TSOpXLX9sfI/AAAAAAAAARg/ucFU6dhYtjA/s1600/tango.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 306px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TSOpXLX9sfI/AAAAAAAAARg/ucFU6dhYtjA/s400/tango.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558472580760711666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-4003251638982202872?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/4003251638982202872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=4003251638982202872&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/4003251638982202872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/4003251638982202872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2011/01/baslksz.html' title='başlıksız'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TSOpXLX9sfI/AAAAAAAAARg/ucFU6dhYtjA/s72-c/tango.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-8777019097281567616</id><published>2011-01-03T01:57:00.003+02:00</published><updated>2011-01-03T02:35:49.725+02:00</updated><title type='text'>not</title><content type='html'>uykusuzluktan ölüyorum ve sana bu satırları çamaşır makinesinin bitmesini beklerken yazıyorum. böyle anlarda hayatı kolaylaştırmak için kendime not düşmek isterdim ama o çamaşırın yıkanması ve sabah ütülenmesi gerekiyor. hiçbir not bu gerçeği değiştiremez. günlerdir yatağıma hasretim, çok da yorgunum. yorgunluk neyse de uykusuzluk zor. kimisi bunun tam tersini söylüyor. bence ben çoğunluğa dahilim. uykusuzluk wins. bünye zayıf düşmesin diye portakal suyuna verdim kendimi, işe yarıyor. bugün mevsimlerden kış ve ben daha hiç hasta olmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;canım brokoli istiyor. ayakta dikilecek ve evde geçirecek vaktim olsa pişirip yiyeceğim de... dizlerim ağrıyor. piyangodan da 5 yıldır amorti bile çıkmıyor, zaten yılbaşı geceleri kasvetli gelir bana. ne kesmedik bilek, ne de yakmadık kol bıraktım. çok şükür ikisi de benimdi. evet kolumu fırında yaktım, bileğimi de alüminyum folyo kesti bildiğin şakır şakır kan aktı. akacak kan damarda durmaz dedim dinletemedim. ertesi sabah kalkıp işe gitmek zorundaydım. ben yeni yıla böyle girdim ve bu tempo devam ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;deniz kokusu özledim. daha da yazasım var ama uykum da var. yazmak ya da yazmamak işte bütün mesele bu. şimdilik hoşçakal. sen iyi geldin bana, iyi. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TSEZmiVsYPI/AAAAAAAAARY/3TBwwHtAqnY/s1600/toblogornottoblog.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 284px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TSEZmiVsYPI/AAAAAAAAARY/3TBwwHtAqnY/s400/toblogornottoblog.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5557751564995420402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-8777019097281567616?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/8777019097281567616/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=8777019097281567616&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/8777019097281567616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/8777019097281567616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2011/01/not.html' title='not'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TSEZmiVsYPI/AAAAAAAAARY/3TBwwHtAqnY/s72-c/toblogornottoblog.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-3767782868752701726</id><published>2010-12-27T19:04:00.003+02:00</published><updated>2010-12-27T19:12:00.427+02:00</updated><title type='text'>eskiyeni</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;yaklaşık 1.5 yıl önce bir post yazma girişiminde bulunmuşum ve yarım bırakmışım hatırlamıyorum bile. aşağıdakiler çıkmış:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ihmal etmek mi resmen terk ettim seni! kandırma kendini boşuna. çok matah(&lt;span style="font-style:italic;"&gt;kelimeye bak hele&lt;/span&gt;) şeyler mi başardım peki? bana göre süt onlara göre çikolata. insanlara artık şaşırmadığımı fark ettim bence bu süttür, ama onlar benim hiçbir şeyin farkında olmadığımı sanıyorlar -hala- işte bu da onlar için çikolata. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içimden taşan kelimeler, marmara denizi'ni doldurmaya yeter. belki ege'nin kuzeyine kadar taşabilir de söz veremem. bu sana çok fazla şey anlatmak istediğim anlamına mı geliyor dersin? sana göre süt, bana göre çikolata. yani... yanisini ben de bilmiyorum. çikolatayı ben kapmak için öyle söyledim. anlatmak istemesem burda olmazdım herhalde, ama kayda değer şeyler bekleme benden. gerçi ben ne söylersem söyleyim kaydedeceksin otomatik olarak. blogla konuşmak... bir an düşündüm de tuhaf geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* insanın 20'lik dişinin çıkmış olduğunu fark etmemesi ne derece normal ki? vaktim olmadı sanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;aşk&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;ın yasaklanmasını arz ediyorum! en azından sözlük anlamını bile bilmeyen insanlar için! aşırı dozu da zararlı bu meretin, bağımlılık yapıyor. ayılmak istemiyorsun, ayıldığında hayatın çirkin yüzüyle karşılaşmaktan korkuyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* insanları izlemek zamanın nasıl geçtiğini anlamamana yardımcı oluyor epey. hayatına müdahale etmek isteyen insanları sus ve izle sadece, gün geliyor nasıl da yoruluyorlar. harap olmalarını izlemek dehşet verici! &lt;span style="font-style:italic;"&gt;hiç mi korku filmi izlemedin sen?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* içimdeki hayvan sevgisinin açığa vurması insanlara olan bakış açımı etkiledi sanki. birine hayvan sıfatını yakıştırmadan önce düşünüyorum artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* teknolojiden uzak, bana yakın ol! aramız feci bozuldu, hele ki 3G'den sonra. 10 baz istasyonu bir çatıya sığmaz! sığmamalı en azından! ablana taksiden görüntülü artistlik yapmak ya da müstakbel kayınpederinin elini görüntülü öpmek moda olmasın bir zahmet!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yolda tır misali koluma çarpan genç bir çocuğun holding patronu olduğunu iddia etmekle kalmayıp yürümeyi bilmediğimden ötürü beni mankenlik ajansına göndermek istemesi! çiçek satan çingenenin çiçek almadığım için taciz etmesi! tam inecekken ayakta yolcu olduğu için polis ceza yazmasın diye dolmuştaki teyzenin kıçımdan başımdan çekiştirmesi ve verdiğim cevap üzerine &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"bilmiyorsan öğren gerizekalı!!!"&lt;/span&gt; diye kendini parçalaması! diğerlerini anlatmayım uzun sürer, teker teker gönderiyosun ama biraz yavaş gönder ya rabbim! şu mübarek ramazan gününde ta yürekten amin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* insanların bazılarını bumeranga benzetiyorum, hem kendileriyle oyun oynanmasını seviyorlar hem de bıkmadan usanmadan atılsalar da geri dönüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;orada kalmışım, burdan devam edeyim:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* eski blog görüntüsünden yeterince sıkılmıştım, çok başarılı olamayacağımın bilincinde olarak hazır taslaklardan birini kullandım. yakıştı ama bir beden büyüğü olsa seneye de giyer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*çoraplarımdan ilham aldım, sevdiklerim için yarattım. afiyet oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TRi3qD6PdtI/AAAAAAAAARI/_6wdjXcys_0/s1600/kurabiye.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TRi3qD6PdtI/AAAAAAAAARI/_6wdjXcys_0/s320/kurabiye.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555392073593485010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* herkese tatil olan günde çalışmak, sana tatil olan günde onların çalışması. bir garip kısır döngü. işte bugün o günlerden biriydi, millet pazartesi sendromunu atlatmaya çalışırken ben aylaklığın dibine vurdum. akşam iş çıkışlarının trafiği felç ettiği saatlerde, meşrutiyet üzerinden eve doğru uzanan o kalabalık, yer yer yokuşlu yolda dağıttım aklımı biraz. kalabalıktan kendini soyutladığın anda güzeldir kalabalık. güzeldi. izledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* annesinin elinden tutmasına izin vermeyen ve destek almadan yürümek için kendini parçalayan 1.5 yaşındaki bebeğin içinde yatan asi ruhu kimsede görmedim ben. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* proje için bütçe yapmam ve yarın hocama teslim etmiş olmam gerekiyor ama içimden kılımı kıpırdatmak bile gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kılı kıpırdatmak mümkün müdür? bence değildir ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* mideme bir şeyler oluyor bu aralar, kusmak kusmak ve kusmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://fizy.com/#s/1m31df"&gt;bu&lt;/a&gt; şarkıyı dinledikçe ekşi'deki bir başlığa taa yürekten katılıyorum, bilirsin sen onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* geçen gün araba çarptı yine bana. belirli dönemlerde oluyor böyle, engel olmak ne mümkün. alışkanlıklardan vazgeçmek zor tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* balgam denen şeyin benle bir alıp veremediği var ya hadi hayırlısı. şu hayatta yapmakta en çok zorlandığım şeylerin başını çeker: balgam atmak. hiç attım mı onu bile hatırlamıyorum, olan da içime akıp gidiyor herhalde. geçen akşam işten dönerken bir aile yürüyor önümde, 4-5 yaşlarında sevimli bir kız çocukları da var ama ellerinden kurtulmuş şirinler tadında oradan buraya zıplıyor. derken kız birden gökgürültüsü tadında bir sesle balgam atıverdi kaldırımın en orta yerine. dönüp babasına baktı, kocaman gülümsedi ve o hayat dolu tavırlarına devam etti. babası da "&lt;span style="font-style:italic;"&gt;seni gidi seni&lt;/span&gt;" dedi, ailece gülüştüler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yetmedi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ankara'nın kışı pistir, serttir, güneşi özletir adama. geçen sabah öylesi güzel, pırıl pırıl güneşliydi ki kahvaltı yaparken tüm perdeleri açasım geldi. mutlu, günden epeyce umutlu perdeyi araladım ve karşılaştığım sahne: orta yaşın biraz üzerinde bir teyzenin karşıdan karşıya geçerken sektirerek balgam atışı. günde binlerce insanın aşındırdığı koca caddede bunlara tanık olmak ne derin yaralar bırakır bilemezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* gülibik mesaj attı az önce, bir de resim eklemiş. kesilen saçlarımı hatırlatmış ona:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TRjCdmuZBXI/AAAAAAAAARQ/o9X3AKTeCJI/s1600/hairlessness.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 282px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TRjCdmuZBXI/AAAAAAAAARQ/o9X3AKTeCJI/s320/hairlessness.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555403954228626802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* indirimin tam göbeğinde olup da indirimden faydalanamayacak olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kırmızı ışıktan bekleme sabrını gösteremeyişimin cezası: dur az daha yürüyeyim de ilerden geçerim karşıya derken yolu uzattıkça uzatmak. işte zayıflığımın sırrı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;kimbra&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;jehan barbur&lt;/span&gt;, ballı lokma tatlısı gibi ikisi de. yerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* biraz soya sosu, biraz zeytinyağı, biraz bal ya da pekmez, ve birkaç parça tavuk bonfilen varsa o gün güzel bir yemek yersin. pilav ve sütlü patates garnitürün olsun bir de. karnım acıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* asdasdasdasd ya da fjklflkdjkl diye gülemedim ben hiç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir kedi, köpek-mümkünse yavru- ya da bebek istiyorum, bir de saatlerce onlarla oynamak. hepsi bir arada olursa double kill olur, muhteşem olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bazen odunun önde gideni olduğumu hissediyorum. bazen de hissetmekle kalmayıp bizzat öyle olduğumu düşünüyorum. beni böyle sevin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-3767782868752701726?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/3767782868752701726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=3767782868752701726&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3767782868752701726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3767782868752701726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2010/12/eskiyeni.html' title='eskiyeni'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TRi3qD6PdtI/AAAAAAAAARI/_6wdjXcys_0/s72-c/kurabiye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-5591810795935429337</id><published>2010-12-22T02:46:00.007+02:00</published><updated>2010-12-22T03:31:54.820+02:00</updated><title type='text'>Ve bu şehirde hala bir deniz yok</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TRFUt6maLZI/AAAAAAAAAQ8/W_RUC8L8wXA/s1600/Mermaid.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TRFUt6maLZI/AAAAAAAAAQ8/W_RUC8L8wXA/s200/Mermaid.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553312963325734290" /&gt;&lt;/a&gt; çok uzun zaman oldu. çok özledim yazmayı. çok da şey birikti. gerçi blog kaderine terk edildi, herkes twitter aleminde ama benim twitter'ım yok. neden? yok işte. belki olur kim bilir. facebook sağolsun eski fotoğrafları koyuverdi önüme bu gece, çok kişinin kulağını çınlattım, çok şey hatırladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;değiştim ben, herkes gibi. herkesin gittiği gibi gittim ben de her yerden, herkesten. en son buralara yazdığım zaman etrafımda olanların çoğu da baktığım hiçbir yerde yok şimdi. dağıldık bambaşka yerlerdeyiz. mezun olduk biz. ayrı ayrı şehirlere dağıldık. böyle olacağını bilmiyormuşuz gibi de üzüldük ama mecbur alıştık bambaşka hayatlara. o deli dolu üniversite günleri sona erdi çoğumuz için. ben mesela, diplomalı bir filologum artık. her mezun gibi koca bir yazı diplomalı işsiz olarak geçirdikten ve birçok kapı suratıma çarpıldıktan sonra-neymiş tecrübesizmişim, yabancı dili herkes biliyormuş, mesleki yeterliliğim neymiş, 4 yıl boyunca kitap mı okumuşum- siyasal bilgiler fakültesi kapılarını açtı bana ve şimdi bir adet yüksek lisans öğrenci kimliğine sahibim. kendime ait bir evim var, yurt hayatı sona erdi. iş hayatı başladı bir yandan. daha yorulmadım ama her çalışana olduğu gibi, bana da bir günün 24 saat olması az, bir ayın 4 hafta olması çok geliyor. annemi, babamı, ablamı ve kardeşimi deli gibi özlüyorum en çok. kalbimin en büyük parçası izmit'te hala, bir kısmı istanbul, bir kısmı da eskişehir'de. özlüyorum... günde en azından 10 defa tekrarlıyorum bunu. özlüyorum. özlüyorum işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki ya saçım? sorsanız miniminnacık derim kendisi için. ee o da değişti tabi. mekanlar, insanlar, hava bile değişti. kışları yaz, yazları kış gibi yaşar olduk.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ve bu şehirde hala bir deniz yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-5591810795935429337?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/5591810795935429337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=5591810795935429337&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5591810795935429337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5591810795935429337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2010/12/ve-bu-sehirde-hala-bir-deniz-yok.html' title='Ve bu şehirde hala bir deniz yok'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/TRFUt6maLZI/AAAAAAAAAQ8/W_RUC8L8wXA/s72-c/Mermaid.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-5745538122993397482</id><published>2009-04-25T02:27:00.003+03:00</published><updated>2009-04-25T03:31:44.429+03:00</updated><title type='text'>The Return of the Beautiful</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SfJGBdeHVnI/AAAAAAAAAQY/uafGINoSqL4/s1600-h/untitled..jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 267px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SfJGBdeHVnI/AAAAAAAAAQY/uafGINoSqL4/s400/untitled..jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5328398300037469810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;perdenin kenarından sızabilen gün ışığıydı uyanmasına sebep olan. gözlerini açmasıyla kapatması bir oldu. kaşlarını çattı, yüzünü buruşturdu, sırtını döndü gün ışığına. yavaşça gözlerini araladı. uyuşmuş parmaklarını soğuk duvarda gezdirirken geceden beri 437. kez çalan şarkıyı duydu, geceden kalma son damla da şarkının son cümlesiyle düştü gözlerinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Why can't you see&lt;br /&gt;That everything, can't bleed for you."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hatırlamaya çalıştı ama yine başaramadı bütünüyle, hatırlamak ona göre zor iş. peki ya unutmak? onu da tamamen yapabildiği görülmemişti ki hiç. güne başlamak için yapılacak en sağlam hamle yataktan kalkabilmekti her zamanki gibi, bunu yapabildiği an gün ellerinin arasından akmaya başlayacaktı. ve başardı. kalktığı gibi güneşin içeri girmesine mani olan perdeyi duvarın köşeşine kadar çekti tek bir hamleyle. bu ani hareketten sonra perdenin canını yakmamış olmayı diledi. nesnelere canlıymış gibi davranma huyunu çocukluğuna emanet etmeden gelmişti geleceğe, bu bazen deliler gibi üzülmesine sebep oluyordu ama bir türlü kurtulamıyordu bu huyundan. bir hafiflik vardı, sanki omuzlarından bir yük kalkmıştı. öyle rahattı, öyle hafifti. güneşin tenini okşaması için yatağa oturdu, avuç içleriyle yataktan destek aldı ve yatağın uzağına çıkardığı terliğini ayak başparmağıyla yakalamaya çalıştı. başardı. terlikleriyle sabah oyunlarını epey severdi: "parmak ucundan fırlattığı terlikle geceden kalan şişeleri devirmece". bu oyunu bir süre devam ettirdi, yoruldu. duraksadı. gözü, şalıyla örttüğü aynasına ve yerdeki kırık saatin yelkovanına ilişti. aynalara bakmayı sadece güzel hissettiğinde severdi. saatlerle arası iyi olmamıştı zaten hiç, kırdığı için pişman değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzel olmak istedi. dişlerini fırçaladı önce, tam da hekimlerin önerdiği gibi; yukarı-aşağı hassas hareketlerle. gözü diş macununa çarptı o sırada, canını yakmış mıyımdır diye düşündü her sabah olduğu gibi. elbiselerinden kurtuldu ve güneşten sonra suya teslim etti önce ruhunu, sonra tenini. uzun süren danstan sonra veda etti damlalara. dolabını açtı, en sevdiği bluzu giymek istedi ama öyle bir bluzu olmamıştı hiç. o an gözüne en güzel görüneni seçti, seçmek zorunda kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kulağı müziğe takıldı yine, onu o an ordan götürecek olan şarkıyı gayet iyi biliyordu. önce "stop" sonra "play" dedi ve en sevdiği kısmına eşlik etmeyi ihmal etmedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Touch me&lt;br /&gt;It's so easy to leave me&lt;br /&gt;All alone with the memory&lt;br /&gt;Of my days in the sun&lt;br /&gt;If you touch me&lt;br /&gt;You'll understand what happiness is &lt;br /&gt;Look a new day has begun."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayna için de gün başlamalıydı, zaten o da aynanın karşısına çıkmak için hazırdı artık. şalı tek bir hamleyle çekti aldı aynanın üzerinden, bu defa düşünmedi canını yaktım mı diye. o kadar sert davranmamıştı ki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir şeyler eksikti. omuzlarının üzerinden dökülen... eksikti... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etrafı dikkatlice inceledi ve kendinden parçaları nasıl kopardığını hatırlamaya başladı, yavaş yavaş. bir yandan geri kalanları tarıyordu, ama tarağın yolculuğu eskisi gibi uzun sürmüyordu. pişman olamadı, olmadı. çünkü son zamanlarda hep kurtulmayı düşlemişti omuzlarındaki &lt;em&gt;&lt;strong&gt;yük&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;ten ve kendi elleriyle kesmişti. hem zaten emek verdiği şeyi başkalarına emanet etmeyi sevmezdi, emanet etmemişti. hem de fena olmamıştı sanki. kendi hallerine bıraktı kurusunlar diye, artık o sıcak sıcak üfleyen aletin altında uzun süre kalmak zorunda hissetmiyordu, hasta olmaktan korkmamak değildi bu. ama neydi tam olarak da bilemiyordu. 2-3 parçadan oluşan makyaj malzemelerini toparladı sağdan soldan. rimelini sürdü her zamanki gibi ve göz kalemiyle not tutma alışkanlığından vazgeçmesi gerektiğini düşündü kalemi göz çevresinde gezdirirken. kırmızı oje ve kırmızı rujdu bugünkü favorisi. onları sürerken hiç özenmediği gibi özendi, pek sık sürdüğü de görülmezdi ya neyse. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ojelerini kurutmak için ellerini açarak kendi etrafında dönme yöntemini seçerdi çoğu zaman, yine onu seçti. "memory" 14. kez çalıyordu, bu defa o şarkıya değil şarkı ona eşlik ediyordu. ortalık epey dağınıktı, yine de o güne tamamen hazırdı. o gün her şey &lt;strong&gt;&lt;em&gt;daha güzel&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; olmalıydı. salona doğru ilerledi koridordan. masayı daha bir özenle hazırladı, her şeyden birer tane çıkardı koydu masaya yine, bardaktan iki tane. yediği yemeğin boş tabaklarına bakmayı sevmez ama başkalarının boş tabaklarını dikkatle incelerdi. ikinci bardağın tarafına tam yemek bitiminde geçmek ve boş tabakları izlemek en büyük keyiflerinden biriydi haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bardak boşaldıkça doldu, doldukça boşaldı. hava çoktan kararmıştı, odayı aydınlatan o meşhur sokak lambasıydı. bardaktan şişeye terfi edeli 3 saat 47 dakika 23 saniye olmuştu ki yerinden kalktı, sabahtan beri 113. kez çalan "memory"i değiştirmenin zamanı gelmiş ve çoktan geçmişti. bir şarkıyı onlarca kez arka arkaya dinlemekten ne zaman sıkılacaktı? bilmiyordu. yatağa yaklaşırken terliklerini çıkardı, aynaya son kez bakıp üzerine şalını attı. perdeyi duvarın köşeşine kadar çekti tek bir hamleyle, canını acıttım mı diye düşünemedi. hem düşünse de ne önemi vardı? en sevdiği olmayı başaramayan ama çok sevdiği bir bluzunu kasten parçaladığında bile tuttuğu yas 34 dakika 52 saniye 10 salise sürmemiş miydi? üstünü çıkarmadı, üşendi yine. üşenmese de yapabileceği şüpheliydi zaten. tavanı izledi belki 2 dakika belki 16 saniye. gölgeler oyun oynamaya başlayınca korktu, yorganın altındaki karanlığa sığındı. insan gölgeden korkuyorsa neden karanlığa sığınırdı ki? anlamsızdı. yine de çıkmadı yorganın altından. bugün her şey &lt;em&gt;&lt;strong&gt;güzel&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;di ve yarın &lt;em&gt;&lt;strong&gt;daha güzel&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; olmasını diledi. kırmızı ojesi ve ruju aynanın önündeydi. perde hafif aralı kalmıştı, o meşhur sokak lambasının ışığı girebiliyordu bu odaya da ama o bunu hiç bilmedi. derinlerden duyabildiği şarkıya eşlik etti uykuya dalmadan önce. gözleri tabi ki nemliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Please leave&lt;br /&gt;I think I'll close my eyes now&lt;br /&gt;The first sunshine was mine&lt;br /&gt;Look for me among the flowers&lt;br /&gt;Sleeping with the earth&lt;br /&gt;My Dying Bride&lt;br /&gt;The pity I fashion&lt;br /&gt;Through a rain of tears."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SfJHbMoZuyI/AAAAAAAAAQk/cbGkTHN_Bo0/s1600-h/black-and-red-nail-polish.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SfJHbMoZuyI/AAAAAAAAAQk/cbGkTHN_Bo0/s400/black-and-red-nail-polish.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5328399841705442082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-5745538122993397482?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/5745538122993397482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=5745538122993397482&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5745538122993397482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5745538122993397482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2009/04/return-of-beautiful.html' title='The Return of the Beautiful'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SfJGBdeHVnI/AAAAAAAAAQY/uafGINoSqL4/s72-c/untitled..jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-6707282281070793103</id><published>2009-02-12T22:36:00.013+02:00</published><updated>2009-02-14T21:50:05.902+02:00</updated><title type='text'>so what!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SZXKQKdMYmI/AAAAAAAAAQI/wFnLBvyz3kc/s1600-h/madafaka.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 241px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SZXKQKdMYmI/AAAAAAAAAQI/wFnLBvyz3kc/s320/madafaka.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302366515332145762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* nedir efendim bu &lt;em&gt;&lt;strong&gt;madafaka&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;madafaka&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; ağız dolusu küfretmektir! ana ile anne arasındaki ince çizgidir &lt;em&gt;&lt;strong&gt;madafaka&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;. &lt;br /&gt;türk toplumunda "ana", anneye olan sevginin yoğunluğunca söylenir, şarkılar "anam" diyerek yazılır, canı yanar "yandım anam" der insan. "anneni markette gördüm" dersin sorun olmaz ama "ananı markette gördüm" dersin gayet ciddi sorunlar doğabilir. küfür edilirken de "ana" kullanılır canı daha fazla yakmak, insanı biraz daha fazla kışkırtabilmek için. en hararetli bir kavganın ortasında "anne"li bir küfür et adamlar "popo"suyla güler, kavga falan da etmez seninle. işte &lt;em&gt;&lt;strong&gt;madafaka&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; "motherfucker" inceliğinden sıyrılabilme çabasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yağmur altında tek başıma, çılgınlar gibi alışveriş yaptım dün! keyifliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yok yok iflah olmaz bu facebook! kendi kafasına göre türkçeye geçtiği yetmiyormuş gibi(evet ben facebook'un ingilizce olabilme ihtimalini sevdim!), en son bir bildirim geldi; x arkadaşım bana ait sevgililer günü mesajını okumuş, okumak için tıklayacakmışım. şaşırdım ve merak ettim, tıkladım. mesajı okumak için aşamalar kaydetmeliymişim. ilk aşama; 15 tane bugüne kadar hiç sevgilisi olmayan arkadaşımı seçiyorum(tıkladığım her arkadaşımdan birer birer özür dilerim "skip" seçeneği yoktu), ikinci aşama sevgilisi olanları seçiyorum. ve mesaj karşıma çıkıyor(aynen kopyalıyorum):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sizi tebrik ederiz bütün aşamaları tamamladınız özel mesajınızı alt taraftan okuyabilirsiniz. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;(arada 3cm boşluk)&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Evet aşamaları tamamladınız. Burada bu kadar uğraşacağınızaq gidin sevgilinizle ilgilenin en özel mesajınız bu:)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şaka olmalı diye düşündüm ama hepsi gerçek. insanların işi gücü yok, ben de dahil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sevgililer günü demişken ben kutlayan biri olsam kesinlikle hediye tercihim &lt;a href="http://www.hepsiburada.com/oscar-basari-odulu/productDetails.aspx?categoryid=207398&amp;productid=gaaltu411#tablnk"&gt;bu&lt;/a&gt; olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yazmadığım günlerde de bol bol eş dost gördüm. görmeyi planlamadıklarım bile çıktı karşıma, kimisi şaşırttı kimisi sevindirdi. ben yapamadım ama ytrum gayet güzel yapmış. tarifi görmek için -facebook'a inat- &lt;a href="http://mfg-ix.blogspot.com/2009/02/gormeler-uclemi.html"&gt;tıklayınız&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hacettepe ve honda'nın amblemleri birbirine benziyor diyerekten buraya ikisinin amblemini koymaya hazırlanıyordum ki hiç de benzemediğini, sadece ikisinin ambleminin "h" olmasının benim bu fikre kapılmama sebep olduğunu fark ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* iki kardan &lt;strong&gt;adam&lt;/strong&gt;ın sokakta bir başka kardan adam yaptığını görsem yadırgamam; onlar da yuva kurmak isteyebilir. haksız mıyım? susma bir şey söyle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* uğramasın artık şu kabuslar gecelerime!!!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SZXKqTKj69I/AAAAAAAAAQQ/HZe9NiN9BY8/s1600-h/nightmare.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 398px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SZXKqTKj69I/AAAAAAAAAQQ/HZe9NiN9BY8/s400/nightmare.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302366964346514386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* çoğu zaman sıkıntımı atma yöntemi olarak eski şarkılara yüksek sesle eşlik etmeyi tercih ederim. şu dönem sıkıntımı atmama yardımcı olan isimlerin başını ise &lt;strong&gt;nil karaibrahimgil&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;pink&lt;/strong&gt; çekiyor. son dönem şarkılarından tercihim ise &lt;em&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=VcWph0oN75s"&gt;katy perry - hot n cold&lt;/a&gt;&lt;/em&gt; ile &lt;em&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=7HMKImKWLfA"&gt;laurent wolf - no stress&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;. kişilere takılı kalmamak lazım bazen. sen de yap güzel oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* her arabanın bir anteni var resmen! bunu fark ettiğimde otobüs camına yapışarak trafikteki arabalara olan bakışım görülmeye değerdi diyorum ben. günde yüzlerce araba görüyor olmama rağmen henüz fark etmiş olmam arabalara olan ilgimin(!) ispatıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* blog yazan birçok arkadaşım değişikliğe gidiyor, hepsi de gayet hoş oluyor ellerine sağlık özendiriyorlar kendilerine fakat ben çok üşeniyorum. beni idare edin bir süre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* THY'nin &lt;span style="font-style:italic;"&gt;feel like a star&lt;/span&gt; temalı reklamında adam aynadan kendini görüyor ve yoluna devam ediyor ama aynanın karşısından ayrıldıktan sonra bile biz yansımasını görmeye devam ediyoruz. ayrıca ingilizce bilmeyenler için hiçbir açıklama yapılmıyor olması neden tepki çekmiş değil şaştım kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* insanların birbirinin hayatına istediği zaman girip istediği zaman çıkma hakları elinden alınmalı diyorum da başka da bir şey demiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir iç çamaşırı mağazasının kapısı neden kepenk şeklinde olur ve bu sebeple sadece akşamları kapanır ki? tamam kapı da olmasın ama dışardaki hanzo neden içeri ayıplar şekilde bakar ve "cık cık cık!" der? kendisi -kendi tabiriyle- donsuz mu geziyor sorarım ben bunu! iç çamaşırı tabu olmaktan çıksın artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bloguma adsız yorumlar yapan sevgili arkadaşım(bak sapık dememek için maksimum çaba sarf ediyorum) &lt;a href="http://sitemeter.com/"&gt;şu&lt;/a&gt; sitenin ne işe yaradığını bir öğren bakalım. sana ödev!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* solaryuma girmek büyük cesaret ister bence. çok fazlaca korkunç, böyle ilginç bir şey bence. giriyorsun tabut gibi bir şeyin içine, kapak bir daha açılmasa, makine bozulsa, ne bileyim sesini kimse duymasa... offf!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* pazar günü bitiyor bu 3 haftalık keyif dönemi ve yurt üzerinde yaşayacağım bir yatak beni bekliyor olacak. kanepe yok, koltuk yok, tv karşısında uyuyup kalmak yok... &lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SZXKHbJvxWI/AAAAAAAAAQA/rxUDsRhs4KQ/s1600-h/girlonbed.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SZXKHbJvxWI/AAAAAAAAAQA/rxUDsRhs4KQ/s400/girlonbed.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302366365195158882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-6707282281070793103?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/6707282281070793103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=6707282281070793103&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/6707282281070793103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/6707282281070793103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2009/02/so-what.html' title='so what!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SZXKQKdMYmI/AAAAAAAAAQI/wFnLBvyz3kc/s72-c/madafaka.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-3010775052853149504</id><published>2009-02-01T00:51:00.006+02:00</published><updated>2009-02-01T01:43:01.203+02:00</updated><title type='text'>törn dı peyc</title><content type='html'>* annemin blogumu takip edip etmediğini anlamadım hala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ne yazıyorsun ki sen bloga şimdi?&lt;br /&gt;+ komiklik şakalar gündelik şeyler falan :p&lt;br /&gt;- insanlar senin yaşında kitap yazar sen hala komiklik şaka derdindesin.&lt;br /&gt;+ ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annelerin gizli bir örgütü olduğunu düşünüyorum, belirli dönemlerde gizlice toplanıp kararlar alıyorlar. &lt;em&gt;kızım/oğlum şu ve benzeri cümle kurduğunda ne cevap vermeliyim? böyle yaptığında nasıl bir tepki vermeliyim?&lt;/em&gt; temalı toplantılar bunlar. 3 gün normal tepki verseler 4. gün içindeki &lt;em&gt;&lt;strong&gt;anne&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; dışa vuruyor, engel olamıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve siz babalar! farklıyız sanmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yeni bir site tavsiyesi, ben öğrendim ekranım şenlendi siz de eksik kalmayın: &lt;em&gt;www.musicovery.com&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ben bunu denemek istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SYTUF0f7RFI/AAAAAAAAAPw/OxsFcJjO-sU/s1600-h/bnbn.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 158px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SYTUF0f7RFI/AAAAAAAAAPw/OxsFcJjO-sU/s400/bnbn.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297592258151531602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* demiştim ya ben uyurken attığım mesajı, cevapladığım telefonu hatırlamam hatta durduk yere ararım bile diye bir post'umda.(postumda diyince de böyle iyicene.. dur parantezi kapatayım da geri dönüp virgül koyayım bari) neyse işte, geçenlerde kuzenim mesaj attı &lt;em&gt;"geçen gece &lt;strong&gt;metalika törn dı peyc dinle acıyı alır&lt;/strong&gt; diye mesaj gönderdin hatırlıyor musun?"&lt;/em&gt;. atıyorsun bari mantıklı bir mesaj at değil mi? turn the page ve acıyı almak? kur hadi bağlantıyı, ben kendime kafa yormuyorum daha fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çarşamba günü istanbul gördüm, boğaz gördüm, köprü gördüm ben. gitmeden yine görmeye kararlıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tv başında pinekliyordum geçen gün, bir an Almora çaldığını duydum, bir önceki kanala döndüm: TRT 41. yıl programı reklamı. gecede yer alan şarkıcılar: Emel Sayın, Candan Erçetin, Nükhet Duru, Trt Türk Sanat korosu vs. hadi kur bağlantıyı ben bunun üzerine de düşünmeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* rüyamda gördüğüm şey aynı buna benziyordu. tek farkı benim peşimdekinin elindekiler çift uçluydu ve pantolon giymiş kanlı canlı karşımda duruyordu. o an korkmadım, çünkü kıpırdamadığım için gözleri beni algılayamıyordu bile ama uyandığımda kalbimin yerinde sökülmesine ellerim engel olabildi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SYRGbxKlM5I/AAAAAAAAAPo/OpI4FNRr-tk/s1600-h/du_demon.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 302px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SYRGbxKlM5I/AAAAAAAAAPo/OpI4FNRr-tk/s400/du_demon.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297436504562676626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* prospektüse uymadım alerji oldum ben. ha bir de kolesterol çıktı falan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bu aralar ibrahim tatlıses'in sarhoş adlı şarkısına feci takmış durumdayım. karışmayın yakarım kendimi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* captain caveman... nerelerdesin sen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* blog yazacağına dair söz veren hainler! peki ya siz nerdesiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* istanbul metro açılışında Davos'taki tavrı üzerine konuşmasını "siz gerekli cevabı 22 temmuz'da verdiniz 29 mart'ta da yapmanız gerekeni biliyorsunuz" temalı mesajıyla sonlandırmasaydı inanırdım belki. her şey insanlık için(!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* facebook'taki dedikodu uygulamasına sinir oluyorum ve o soruları yanıtlayan arkadaşlarıma tabi ki. sorulara bak: &lt;em&gt;&lt;strong&gt;x&lt;/strong&gt; sizce gamze eşcinsel midir sorusunu yanıtladı. cevabı görmek için tıklayınız. &lt;strong&gt;y&lt;/strong&gt; sizce gamze hiç yalan söylemiş midir sorusunu yanıtladı. cevabı görmek için tıklayınız. &lt;strong&gt;z&lt;/strong&gt; sizce gamze birden fazla kişiyle birlikte olmuş mudur sorusunu yanıtladı. cevabı görmek için tıklayınız.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;nasıl bir dedikodu kazanıysa anlamadım gitti! yok cimri miymişim yok eşcinsel miymişim. yapacaksan da dedikodumu mantıklı konular hakkında yap. ne canım bu? &lt;strong&gt;çok güzel hareketler bunlar&lt;/strong&gt; tabiriyle: sex and the city gibi iyice...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* küçük tesadüfler büyük mutluluklara gebedir, insan gözlerine inanamaz bazen. kelebekler, melekler... :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sezen aksu'nun &lt;strong&gt;erkek güzeli&lt;/strong&gt; adlı şarkısını senelerdir "pamuk" olarak biliyormuşum yetmemiş gibi bir de söylüyormuşum ya aferin bana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* blogunu günlük olarak kullananlar var ya ben de dünlük olarak kullandığımı söylemeye karar verdim. nasıl olsa günü gününe yazamıyorum, belli bir teması da olsun istemiyorum. güzel olur bence güzeeeel!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* pek sevgili ozzy'ciğim katılıyor aramıza, hazır olun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* peki sence bir bonibona en çok hangi renk yakışıyor? bana oda karanlıkken monitor ışığının aydınlattığı pembe bonibon gibi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edit: kırmızının yanında halt etmiş pembe! neden kırmızıyı daha önce fark edemedim neden?? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bonibonla pek bir haşır neşirim şu sıra. fark ettin değil mi? haşır neşir edene bin öpücük olsun buradan. &lt;br /&gt;"beni bonibon yağmurlarında yıkasınlaaaar yıkasınlaaar. &lt;br /&gt;başucumda biten jelibon paketleri varsın hışırdasınlar."&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SYTVZG6HY0I/AAAAAAAAAP4/fBm8Sj1ZYaE/s1600-h/jelibon.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 239px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SYTVZG6HY0I/AAAAAAAAAP4/fBm8Sj1ZYaE/s320/jelibon.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297593689022358338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-3010775052853149504?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/3010775052853149504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=3010775052853149504&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3010775052853149504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3010775052853149504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2009/02/annemin-blogumu-takip-edip-etmedigini.html' title='törn dı peyc'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SYTUF0f7RFI/AAAAAAAAAPw/OxsFcJjO-sU/s72-c/bnbn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-7890147541385509179</id><published>2009-01-26T20:58:00.003+02:00</published><updated>2009-01-26T21:00:02.590+02:00</updated><title type='text'>neydim ne oldum?</title><content type='html'>en son yazdığım posta yazmıştım &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"güzel rüyalara dalacağım"&lt;/span&gt; diye. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;kış uykusuna mı daldın&lt;/span&gt; geyiği yapan "kömik" insan, bu tespitinden ötürü alnından öpmek isterdim ama yanılıyorsun. bak bakalım neler yapmışım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* rüyalara daldığım oldu elbet ama güzelliği tartışılır kimisinin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* vaktimi okula ayırır oldum, daha doğrusu o beni vaktimi ona harcamaya zorladı. gittikçe ömrümden çalınıyor, iyice fark eder oldum. işte bu da ingiliz dili ve edebiyatı ve amerikan kültürü ve edebiyatı öğrencilerinin ortak dramıdır sayın okuyucularım, hepsi gerçek!&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SX4EtzP2Z3I/AAAAAAAAAPQ/Fb1TJWXxhKk/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC014.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SX4EtzP2Z3I/AAAAAAAAAPQ/Fb1TJWXxhKk/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC014.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295675396731594610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* 17 aralık doğum günümdü mesela, 3 gün gecikmeli bir kutlamayla en sevdiklerimle geçirdim(birkaç fire verdik ama canımız sağolsun). mekan olarak epey didinsem de kürkçü dükkanımız olan Qube'ü seçtim. bir ara garsonların isyanına uğradım: &lt;br /&gt;"daha gelecek olan var mı?"&lt;br /&gt;"sanırım."&lt;br /&gt;"amma çok sevenin varmış höh yani!" &lt;br /&gt;"ben de bilmiyordum. gelmezler sanıyordum."&lt;br /&gt;kendimi bir ara düğün sahibi gibi hissedip "napıyorum lan ben?" diye düşünsem de geçirdiğim en keyifli doğum günü olarak ilk 3'te yer alacağından şüphem yok. anne ben heppi börtlek oldum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* birçok kitaba ve siteye göre yükselenim ikizlerdi benim ama artık boğa olduğunu söylüyorlar. neye inanacağımı şaşırır oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 20li yaşlardan nasibimi almaya başladım, başım göğe ermedi, düşündüğüm gibi hüsrana da uğramadım. en son 19'dum, şimdi 20 oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* arada bir de yılbaşı kutladım. bu defa birçok fireyle ama yine de en sevdiklerimle. yılbaşlarını sever gibi oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ankara'ya kar yağdı ben hiç kartopu oynamadım ama her sabah uyandığımda karlar yerinde duruyor mu diye yataktan kalktığım gibi camdan dışarı baktım. karlar eridi ve her sabah pencerenin dışında onları arar oldum. ankara'ya öyle yakıştı ki kar...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SX4FvNS8lwI/AAAAAAAAAPY/L4x7408pCDQ/s1600-h/snow_queen.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 335px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SX4FvNS8lwI/AAAAAAAAAPY/L4x7408pCDQ/s400/snow_queen.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295676520415401730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* almanca hocamızı hiç anlayamamıştım, yine anlamadım. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;yazokulu yolları asfalttan, ben kopamıyorum ankara'dan&lt;/span&gt;. (special thanks to mutlu hoca!) aynı anda hem söz yazar hem de şarkı söyler oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ekonomik kriz babamla birlikte beni de vurdu, ego alırken tam bileti kesecekler diye ödüm koptu. paso sormasınlar diye dua eder oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* soğuklardan korkup dışarı çıkmaz oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 2 defa kan tahlili yaptırdım kollarım mosmor dolaştım durdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ytrum'un annesiyle tanıştım, pek bir sevindirik oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yemeden içmeden kesildim, canım istese de bir şey yiyemez oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* finallere çalışacağım diye kendimi yurda kapattım, sabaha kadar notlar elimde baktım durdum. yumurtanın kapıya dayanması gerektiğini bir kez daha anladım. recep ivedik'in tavuğundan daha tavuk oldum.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SX4HuDsayyI/AAAAAAAAAPg/g-DDYYK-4PM/s1600-h/CartoonStudying-full%3Binit_.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 314px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SX4HuDsayyI/AAAAAAAAAPg/g-DDYYK-4PM/s320/CartoonStudying-full%3Binit_.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295678699681270562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* sınava girmek için okula gittim; biber gazından, taştan, sopadan, joptan kaçar oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kız yurdunun faydalarını(!) en alakasız şarkıya bile eşlik ettiğimde fark ettim. adını bilmediğim birçok şarkıcıya eşlik eder oldum.(special thanks to powertürk)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* açtım viva'yı açtım gala'yı saatlerce izledim eski klipleri, eski şarkıları gülmekten yıkıldım. yetmedi saç, makyaj, kıyafet inceledim, günümüz modasından şikayet etmez oldum.( ee special thanks to uydu yayını)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;buket&lt;/span&gt;'le aynı anda deprem oluyor diye telaşa kapıldık, yataktan fırladık gecenin bir yarısı uykumuzdan olduk. aynı saatlerde sinem de başka yerde hissetmiş fakat deprem meprem olmamış. depremden yeniden korkar oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yürüyemediği halde ısrarla topuklu ayakkabı giyen kızları anlayamadım, ben de mi onlardanım diye kendi kendime sorar oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* saçımı kestirince ya da boyatınca pişman olacağımı bile bile içimden o isteği söküp atamadım hala. kuaför önlerinden geçerken kendimi kaybeder oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* edgar allen poe okudukça bolca gotik figürlü rüyalar görür oldum, bir süre ara verdim ama dayanamadım yine okudum hep okudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* saçlarını iki yana ayırıp toplayan pamuk saçlı ayrancı teyzesini ve tatlılığını aklımdan çıkaramaz oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çok istememe rağmen sinemaya gidemedim. izlemek istediğim film hakkında konuşacakları zaman insanları susturur oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hayvanlarla aramın iyi olmamasına rağmen sinem'in kedisi &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ipek&lt;/span&gt;'i kucağımdan indirmez, elmyra'dan beter oldum.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SX4BnQWcaeI/AAAAAAAAAPI/D_A2Tkr0OUE/s1600-h/PinkyElmyra.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SX4BnQWcaeI/AAAAAAAAAPI/D_A2Tkr0OUE/s400/PinkyElmyra.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295671985749912034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;yemekteyiz&lt;/span&gt; izledim kimi zaman, ülkece bir anda nasıl da gurme oluşumuza şaşırmadım hiç. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;bir kelime bir işlem&lt;/span&gt;'i özler oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* selülit korkusu sardı dört bir yanımı her fırsatta bacak egzersizi yapar oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* finaller biter bitmez kendime ve çevreme vakit ayırmaya söz verdim, izmit'e geldim evden çıkmaz oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ama ankara gözüme daha bir güzel görünüyor, şimdiden özler oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bu da benden bol resimli bir post oldu, yazarım dediysem yazarım!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-7890147541385509179?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/7890147541385509179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=7890147541385509179&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/7890147541385509179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/7890147541385509179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2009/01/en-son-yazdm-posta-yazmtm-gzel-ryalara.html' title='neydim ne oldum?'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SX4EtzP2Z3I/AAAAAAAAAPQ/Fb1TJWXxhKk/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC014.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-7361759818906874144</id><published>2008-12-13T00:39:00.008+02:00</published><updated>2009-02-06T02:16:19.880+02:00</updated><title type='text'>uykulu post</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SULn-WH5ZeI/AAAAAAAAAOw/76eForIPh5E/s1600-h/sleeping.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 210px; height: 210px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SULn-WH5ZeI/AAAAAAAAAOw/76eForIPh5E/s400/sleeping.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279036771508250082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* kurban postunu ima etmiyorum, hayır komik değilsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* fazla mı oldu yine bu ara? izmit'e geleli tamı tamına bir hafta oldu ve bugün ilk defa tüm günümü evde geçirdim, yarın da yol hazırlığı, gerisini sen düşün. geldiğim günün akşamında istanbul'a gitmemden anlamalıydım... yatağıma yastığıma hasret kaldım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* arkadaşlarım dışında herkesi gördüm sayılır, gayet memnunum. pişman değilim! artık, sömestr'da bol bol vaktimi çalabilirsiniz pek sevgili arkadaşlarım. hadi yine iyisiniz siz işinizi bilirsiniz, dedim engel olamadım kendime. sahi kim söylüyordu bu şarkıyı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kestik, biçtik, kavurduk(çoğul konuşsam da inanma), el öptük, kolonya döktük şimdi okul zamanı. bu sahnelerden sonra yok Poe, yok Platon, yok Freud; gel de travma yaşama! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;Göt Kuşağı&lt;/strong&gt; dedim fazla uzatmadı kavuştu bizlerle, buket diye bahsettim daha önce de. okurum güzelleşirim listemde bulabilirsiniz kendisini. şahsına münhasır münhasır sevsinler seni :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* telefon sapığı var ne bileyim bin türlü sapık var şu dünyada, duymuşsundur ama sen hiç &lt;em&gt;blog sapığı&lt;/em&gt; diye bir şey duydun mu hayatında? işte bende bir adet ondan var. buralarda görürsen aldırma, &lt;strong&gt;hö!!&lt;/strong&gt; de geç. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* efendim, çocuklar topluluk içinde büyük bir tehlikeye dönüşüp sizi renkten renge sokabilir. zaten bunalmışsınızdır yeterince ama "büyüklerle" oturmalısınızdır da; büyük bir çoğunluğunu ilgilendirmeyen kariyer planlarınızdan bahsetmek zorunda bırakırlar, evlilik ve oğluna/bir yakınının oğluna alma imalarına gülümsemek zorundasınızdır. o sırada gayet alakasız olarak küçük kız çocuğu fırlayıverir: "&lt;em&gt;gamze ablanın dudakları ne kadar güzel dii mi&lt;/em&gt;?". saçıma, gözüme ve hatta boyuma özenen küçük kız çocuğu gördüm de dudak ne lan?! bacak kadar boyunla sana mı düştü dudağımı incelemek? yerin dibine geçtim, renkten renge girdim, ne diyeceğimi bilemedim yeminle! dudak neymiş?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* masa başı sohbetlerimiz sülalece eğlenceli, atraksiyonludur demiş olmalıyım daha önce. büyük amcamlara gittiğimiz kahvaltı sofrasında, babamın aklına gelen hınzır bir planı uygulamaya geçirme görevi her zamanki gibi bana verildi: &lt;strong&gt;"kardeşimin küçük amcamda olmayan numarasından buluşma teklifinde bulunan bir mesaj atmak."&lt;/strong&gt; amcamdan çok yengemin tepkisi ilgilendiriyordu beni ama öngöremediğimiz şeyler vardı yine de. hayranlığımı dile getiren mesajımdan sonra olası cevaplar üzerinde geyikler dönmeye başlamıştı bile. derken kardeşimin tuvalete gitmesiyle telefonun tuvalet deliğine düşmesi olayın akışını değiştirdi. yengem, amcamdan boşanma kararı vermiş ve kuzenimi alarak buluşma yeri olarak belirlediğim yerde beklemeye koyulmuştu bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* pc başındayken dışarda görünüp iletisine &lt;strong&gt;"YOOOKUMMMM! Yazmayın!" &lt;/strong&gt;yazanlara inat: &lt;strong&gt;varım ya da varımdan da yakın&lt;/strong&gt;!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;------------- spoiler -------------&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;              ipek'le burak barıştı!!&lt;br /&gt;  &lt;strong&gt;------------- spoiler -------------&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;kızların, yakışıklı(msı) bir oyuncu transfer olduğunda takım aşkının nüksetmesi:&lt;/strong&gt; bit tüken ne yapıyorsan yap ama gözümün önünden kaybol! ve hatta hiç çıkma karşıma! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hani &lt;em&gt;ankara'ya öyle yakışırdı ki kar&lt;/em&gt;? ankara'ya da kar yağsın artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* blog dünyasının bana kattığı iki isim: &lt;strong&gt;Ziggy the King&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;Magnum Opus&lt;/strong&gt;. isimlerini bile bilmezken blogtan okuduğum kadarıyla "bizim bi arkadaş" diye bahsederken buluyorum kimi zaman kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* göze kirpik kaçmış gibi canının yanması ama aslında kaçmamış olması... offf!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;iddia ediyorum&lt;/strong&gt;: düdüklü tencere kadar korkutan bir mutfak eşyası daha yok şu dünyada!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SULnufIbbrI/AAAAAAAAAOo/Er74-O-Rs-I/s1600-h/d%C3%BCd%C3%BCk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 232px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SULnufIbbrI/AAAAAAAAAOo/Er74-O-Rs-I/s400/d%C3%BCd%C3%BCk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279036499048492722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* ilkokulda sınıf başkanı seçme olgusunu düşünüyorum da, böyle bir ilginç geliyor ama tarif edemiyorum şimdi. anlatınca komik olmayacak gibi geliyor, o anı yaşamış olman lazım sanki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;kiğılı&lt;/strong&gt;: sen nasıl bir markasın ya? ömrümü yedin bitirdin! sevdiğim insanlar için en büyük dualarıma malzemesin haberin var mı? allah ne mağazana yolunu düşürsün ne de ismini söylemek zorunda bıraksın. insan bir markadan bu kadar mı çekinir ya? hem sen o isimle nasıl marka olabildin anlamadım gitti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* aklıma gelmişken bak ne demiş Christopher Morley: "'life is a foreign language,all men mispronounce it."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ben güzel rüyalara dalacağım şimdi. yazarım yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SULnnYhn5SI/AAAAAAAAAOg/FEA0Pg5LIUI/s1600-h/uyku.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SULnnYhn5SI/AAAAAAAAAOg/FEA0Pg5LIUI/s400/uyku.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279036377016034594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-7361759818906874144?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/7361759818906874144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=7361759818906874144&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/7361759818906874144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/7361759818906874144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/12/uykulu-post.html' title='uykulu post'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SULn-WH5ZeI/AAAAAAAAAOw/76eForIPh5E/s72-c/sleeping.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-982428173784738318</id><published>2008-11-30T21:55:00.005+02:00</published><updated>2008-11-30T23:09:47.262+02:00</updated><title type='text'>bana yalan söylediler!</title><content type='html'>* evet, ben de izledim başlıktan da anlayacağın gibi. Hakkında duyduğum tek şey; ayrılık üzerine olduğu ve ağlattığıydı. E, önlem olarak, selpak da çantamda bekliyordu haliyle. İkinci yarının sonlarına kadar “&lt;strong&gt;hani ağlayacaktık&lt;/strong&gt;” diye söyleniyor, şarkılara keyifle eşlik ediyordum. Tarsus’u ilk defa böyle görmenin burukluğunu yaşıyordum ki son 5 dakika içinde çantama nasıl sarıldığımı ne sen sor ne ben söyleyeyim. Filmin tamamında geçmişim, yakın geçmişim ve şu anımı bulduğumdan gözyaşlarıma hakim olamadım daha fazla. Peki ya geleceğim de bu filmde mi saklı yine?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kızgın mısın bana seni ihmal ettiğim için? Asıl ben sana dargınım, sen uyu hala! Soruyor musun bu kız neden &lt;em&gt;bu kadar yok &lt;/em&gt;diye? Ya da artık hayatıma ne kadar dahil olduğunu düşünüyor musun hiç? Ben sana söyleyeyim; geçen gece, babamın acile kaldırıldığını bilmeyecek kadar yakınsın bana…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kış da gelemedi bir türlü zaten, yalancı güneş ve Ankara ayazı canımı sıkıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Buket’le yürüyorduk geçen akşam. Kontenjanın dolması sebebiyle alamadığım Sanat ve Edebiyat Sosyolojisi dersinden çıkmış, Antropoloji bölümünden bir çocuğun &lt;strong&gt;Sartre&lt;/strong&gt; sunumu yapmaya cesaret ettiğinden bahsediyordu. Derken yanımızdan Okan’ın geçtiğini gördüm, “&lt;em&gt;işte o çocuk&lt;/em&gt;!” dedi Buket, “&lt;em&gt;kim? Okan mı? Yapar o!&lt;/em&gt;” dedim. “&lt;em&gt;adı Bxxxx onun ya&lt;/em&gt;” dedi, “&lt;em&gt;olsun yine de yapar&lt;/em&gt;” dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* okul-ders dedim de okula mı şantiyeye mi gidiyoruz belli değil. Telefonda konuşuyorum, derse giriyorum; arkada güm bam, hüop, çeeek!, kaynak sesi vs. Tüm yaz boş duran bu okul değil miydi? Ben mi yanlış hatırlıyorum? En kötüsü de kaloriferleri yakmıyorlar, dişimin takırtısından hocayı duyamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yemek yerken yere düşen yemek, ekmek parçası, çatal, bıçak vs. hayattan soğutuyor beni, burnumdan geliyor o yemek, bütün moralim bozuluyor, hevesim kaçıyor, kahroluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* şarkı söylerken birinin “&lt;em&gt;bu şarkıyı kim söylüyordu?” &lt;/em&gt;diye sorması, cevap verildiğinde ise &lt;em&gt;“bırak da o söylesin o zaman!”&lt;/em&gt; demesi bit, tüken artık! Yoksa katil olacağım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ekmek fırınının önünden geçerken aldığın o koku, evet işte o! Parfümünü yapsalar ya onun, sıkıp sıkıp koklasak mütemadiyen…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* son dönem karşılaştığım ilginç tabelalardan aklımda kalanları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ &lt;strong&gt;he canım tekel&amp;kuruyemiş&lt;/strong&gt;” (telefonla sipariş verdiğini ve adamın telefonu böyle açtığını düşün)&lt;br /&gt;“ &lt;strong&gt;süper manyak bıçaklar!&lt;/strong&gt;” (derinlerde yatan sadisti teşvik amaçlı)&lt;br /&gt;“ &lt;strong&gt;milli yemeğimiz kuru fasulye - pilav her zaman bulunur!&lt;/strong&gt;" (kebap gibi hatırlıyorum ya neyse yine de bir gariplik var gibi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* metro altına konulan Deniz Feneri standındaki bağış kutusunun boş olmadığını gördüm; Tayland’da, havaalanını ele geçirerek çıkarılan isyan geldi aklıma. Ah dedim… ah dedim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;aklını dağıtmak&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;beynini dağıtmak &lt;/strong&gt;arasındaki ince çizgi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir şeyler düşünürken karşımdaki kişi aklımdan geçenleri biliyormuş gibi “bu arada” diyerek söze başlamam şaşırtmasın seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* “boğazında düğümlenen hıçkırık olayım, unutma beni, unutama beni...”&lt;br /&gt;  “kıskanırım seni kim bulursa cana yakın, annen bile okşasa benim bağrım taş olur!”&lt;br /&gt;  "saçın tenine değse tenini kıskanırım, birine söz söylesen dilini kıskanırım..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkılardaki psikopatlığa davet ediyorum seni! İşte bizler de bu şarkıları ve nicelerini taa derinden hissederek söyleyenlerdeniz. Sıkıyorsa inkâr et hadi! Bilinçaltı çok acayip şey, hep söylerim. Gün olur devran döner yine söylerim, hep söylerim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sene 2000 kaç hatırlamıyorum, lisedeyiz, ders tarih. Hoca, türkü söylemeyi ve dinlemeyi çok seviyor; aramızdan seçtiği birilerine söyletiyor, durduramıyoruz. Ebru gönüllü oldu bu defa ama bir şartla: çok sevdiği bir şeyi söyleyecekti ve bu bir türkü değildi. Hoca yine de ikna olmuştu ve ebru gayet duygulu ve bir o kadar berbat sesiyle başladı, dersin kaynaması uğruna her şeye razıydık. &lt;em&gt;“… ısınıp uyumayı unut, sarılıp ağlamayı da. Günaydın gittim ben!&lt;/em&gt;”. hoca aniden parlayıverdi, “&lt;em&gt;höyt bu ne ahlaksız şarkı! Benimle dalga mı geçiyorsunuz?&lt;/em&gt;”. Ebru ağlamaklı “&lt;em&gt;olur mu hocam, nerden çıkardınız?&lt;/em&gt;”. Yalın’ın tüm art niyetini gözler önüne seren cevap hocamızdan geldi: “ &lt;em&gt;geceyi birlikte geçirmişler ki günaydın gittim ben diyor adam!&lt;/em&gt;” o gün bugündür nerde yalın’ın adı geçse şehvetini o bebek yüzünün neresine sakladığını düşünür, &lt;strong&gt;ahlaksız &lt;/strong&gt;der ve tarih hocamı anarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* peki şimdi sorarım sana “&lt;em&gt;iyi akşamlar gittim ben!&lt;/em&gt;” desem tüm günü birlikte geçirmiş sayılır mıyız?  Sen bu soruya cevap verene kadar hoşça kal, ben bir sonraki postumu muhtemelen İzmit’ten yollayacağım sana. Ayrıca “&lt;strong&gt;Göt Kuşağı&lt;/strong&gt;” geliyor, çok yakında blog dünyasında! alakasız da olsa, sen beni şimdilik bu kareyle hatırla, ben beğendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/STL75ZuwivI/AAAAAAAAAOY/jZuN2zdb03c/s1600-h/alone.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 301px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/STL75ZuwivI/AAAAAAAAAOY/jZuN2zdb03c/s400/alone.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274555077182393074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-982428173784738318?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/982428173784738318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=982428173784738318&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/982428173784738318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/982428173784738318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/11/bana-yalan-sylediler.html' title='bana yalan söylediler!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/STL75ZuwivI/AAAAAAAAAOY/jZuN2zdb03c/s72-c/alone.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-2278915716744508177</id><published>2008-11-09T20:56:00.004+02:00</published><updated>2008-11-10T18:31:43.415+02:00</updated><title type='text'>"sürpriz"miş</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRcygmyAdbI/AAAAAAAAAMw/xa703za0AJQ/s1600-h/srprizzz1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 215px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRcygmyAdbI/AAAAAAAAAMw/xa703za0AJQ/s400/srprizzz1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266733824980579762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* dönemin anlam ve önemini bilen yegane insan için sadece, teşekkürler =)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-2278915716744508177?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/2278915716744508177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=2278915716744508177&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/2278915716744508177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/2278915716744508177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/11/srprizmi.html' title='&quot;sürpriz&quot;miş'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRcygmyAdbI/AAAAAAAAAMw/xa703za0AJQ/s72-c/srprizzz1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-2208601500448714274</id><published>2008-11-09T15:52:00.002+02:00</published><updated>2008-11-09T19:42:50.481+02:00</updated><title type='text'>bir elimde gökyüzü var halaaaa!</title><content type='html'>* nbr? asl pls?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kış geliyor, şimdiden botlarla haşır neşirim. uff ne biçim de ağırlar yaa! günün yorgunluğunu ayrı, botların yorgunluğunu ayrı atıyorum. o da yetmiyor masa altından mutlaka birinin ayağını eziyorum, sığamıyorum olmuyor! bu dünya ikimize dar...daha bunun atkısı, eldiveni, beresi var. kendimi robocop gibi hissediyorum!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRblxF1aqpI/AAAAAAAAAMY/_GrD64-OX_g/s1600-h/robocop.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRblxF1aqpI/AAAAAAAAAMY/_GrD64-OX_g/s400/robocop.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266649445798947474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* bak şimdi de sıçrayan çamurlu sular yüzünden kirlenen bacak arkası geldi aklıma! e ama teker teker gelmezseniz sinirlenirim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bin bir asansöre, tanımadığın biriyle başbaşa kal, azıcık da paranoyaksan zehrolur sana dünya 3. kata çıkana kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* peki ya içmediğin halde üzerine sinen o sigara kokusu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;ytrum&lt;/strong&gt;'da gördüm, ben de soyadım hakkındaki eleştirileri beyan edeyim(!) dedim. facebook'ta bile yazınca 9 sayfa civarında "ben" çıkıyor insanların karşısına. "sayın erdoğan" diye soyadla hitap edilir ya mesela, biri bana öyle hitap etmesin isterim. ama en çok da evlendiği halde soyadından vazgeçmeyen kadınlara hayranlık duyarım. öyle deme! eğer ki soyadın erkek ismi olarak kullanılıyorsa ve baban sabancı değilse bile böyle bir fikir cazip geliyor insana. &lt;br /&gt;misal; soyadım "yılmaz" ya, evlendim ve bu fikri uygulamaya geçirmek istiyorum. oldum mu sana: &lt;em&gt;Gamze Yılmaz Bilmemkimoğlu&lt;/em&gt;. bir de kısaltma yapıldığını düşünün &lt;em&gt;G. Yılmaz Bilmemkimoğlu&lt;/em&gt;. hobaaaa! (var benim böyle paranoyalarım!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* nazara inanıyorum. elem tere fiş kem gözlere şiş! (sırf bunu söylemek için yazdığımı mı sanıyorsun bu maddeyi? yanılıyorsun!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;naftalin kokulu teyzeler&lt;/strong&gt; vardır bilir misin? nasıl da özdeşleşmişler o kokuyla anlamıyorum! kesinlikle bu dünyaya ait değiller...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;sıhhatler olsun&lt;/strong&gt; demek cidden zor. sen doğru söylesen de karşındaki &lt;strong&gt;saatler olsun&lt;/strong&gt; olarak anlıyor. pff zaten &lt;strong&gt;sıhhıye&lt;/strong&gt; demeyi de sevmem.. bir de &lt;strong&gt;büyük bi' yük&lt;/strong&gt; var ki hiç sorma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bonibonlarla intihar etmeye kalkışmadın mı? nasıl bir çocuktun sen ya!!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRboWAI4msI/AAAAAAAAAMo/joEmojtMtP0/s1600-h/bobibon.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRboWAI4msI/AAAAAAAAAMo/joEmojtMtP0/s400/bobibon.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266652278948403906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* sokak çalgıcılarını dinlerken yüzümde anlamsız bir gülümseme oluşuyor. o anı seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ders 19. yy. Amerikan Düzyazı ve Şiiri, walt whitman'dan bir şiir, kürsüde &lt;strong&gt;Trevor Hope&lt;/strong&gt;, ders başlayalı bir buçuk saat olmuş aralıksız anlatıyor yine. yanımda yunan, arkamda koreli ve bir de -yanlış hatırlamıyorsam- kosavalı bir arkadaşım var. benimse aklım marstaydı sanırım o sıra, dalmış gitmişim. "&lt;em&gt;calamus the latin word&lt;/em&gt;" diyor Trevor, "&lt;em&gt;it resembles the word which has the same meaning in Turkish&lt;/em&gt;". "&lt;strong&gt;kalamar&lt;/strong&gt;!" diyorum umarsızca. millet gülme krizine giriyor. "&lt;em&gt;it is not as delicious as kalamar&lt;/em&gt;" diyor o bozuk aksağınıyla, "&lt;em&gt;it is&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;kalem&lt;/strong&gt;!". ve ders bitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* acı bibere dokunduktan sonra ellerin kontrolü neden kaybolur? neden!?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;Tömbeki&lt;/strong&gt;'de yeni türkü, ezgi'nin günlüğü, leman sam ve sezen aksu dinlemenin keyfi bambaşka!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bana "&lt;em&gt;hanımefendi&lt;/em&gt;" diye hitap eden 1586. kişiye &lt;em&gt;"gerçekten hanımefendi gibi miyim?" &lt;/em&gt;diye soracağım. şanslı talihlimiz kim olacak bakalım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;"nirvana! nirvana!" &lt;/em&gt;diye seslendi arkadaşım, arkadaşının arkasından. kızın adı bildiğin "nirvana"ymış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* atom; maddenin en küçük yapı taşına denirdi ya sonra atom bilmemkaç parçaya bölündü. e şimdi maddenin en küçük yapı taşının adı ne peki? hayır, çoluğun çocuğun maskarası olacağız ondan korkuyorum yoksa bilime adayacak değilim kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kırmızı ışık beni ne kadar beklettiyse yeşil ışıkta geçerken o kadar oyalanıyorum, tadını çıkarıyorum. bir yaya olarak kendi çapımda protesto ediyorum. ama neyi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* feridun düzağaç'ı pek sevdiğimi söyleyemem ama şarkılarının %92'sini beğenerek dinlerim. e bir süre sonra dikkatimi çekti haliyle. bu adamın en acilinden psikolojik desteğe ihtiyacı var. terkedilmek, yalnızlık, unutulmak adamda fobi seviyesine ulaşmış. her şarkının teması da aynı mı olurmuş canım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* almancayı gramer olarak sular seller gibi bilsem de konuşmak istemiyorum, konuşmam da. çünkü bu dil sade ve sadece &lt;strong&gt;hans&lt;/strong&gt; tipli amcalara yakışıyor. benim gibi miyavlayanlara değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir de kime hayretle ve hayranlıkla bakarım biliyor musun? en olmadık anlarda cebinden, cüzdanının köşesinden, çantasının derinliklerinden ve hatta kitap arasından para çıkan insana! hele bankadaki parasını çekmeyi unutan insan beni benden alır.. ya da ağzını burnunu kırarım, çok kıskanırsam. ölsem de çıkmaz 5 kuruş bile bir yerden, neyim var neyim yok hepsi cüzdanımda ya da hesaplarımda. o da çalınırsa ayvayı yediğimin resmidir zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kapanışı da bir tavsiyeyle bitireyim ama şiddetle bir tavsiye. yıllar önce istediğim filme bilet bulamayınca sırf sinemaya gitmiş olmak için izlediğim ama en derinlerden etkileyen bir film: Gönül Yarası.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRbmufSngxI/AAAAAAAAAMg/-Us5r_ohsDE/s1600-h/g%C3%B6n%C3%BCl+yaras%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 277px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRbmufSngxI/AAAAAAAAAMg/-Us5r_ohsDE/s400/g%C3%B6n%C3%BCl+yaras%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266650500604330770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-2208601500448714274?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/2208601500448714274/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=2208601500448714274&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/2208601500448714274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/2208601500448714274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/11/bir-elimde-gkyz-var-halaaaa.html' title='bir elimde gökyüzü var halaaaa!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRblxF1aqpI/AAAAAAAAAMY/_GrD64-OX_g/s72-c/robocop.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-1676565007343627026</id><published>2008-10-22T23:50:00.004+03:00</published><updated>2008-11-10T18:40:46.746+02:00</updated><title type='text'>ben sana küsüm aslında...</title><content type='html'>* buket uyuyordu, bir şeyler çizittireyim dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;ytrumnoa&lt;/strong&gt; ile uzun zaman sonra görüştük geçen gün. Buket ve Cansu da vardı yanımızda. Bir tömbeki keyfi sırasında Greenpeace üyesi olarak bulduk kendimizi. &lt;em&gt;“o paralarla ne yemekler yiyorlar&lt;/em&gt;!” diyeceksen sen de, kendini yorma. Vicdanım rahat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 10 Kasım itibariye vizeler başlıyor. Müjdemi isterim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Berkcan, Berkay adında arkadaşım vardı ama "sadece" berk olmamıştı hiç. O da oldu çok şükür. Artık geceleri daha rahat uyuyabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* lisedeyken bir sabah sınıfın penceresinden baktım, bahçeye koca harflerle &lt;em&gt;“gamze seni seviyorum&lt;/em&gt;” yazılmış. Gören gelip söylüyor, müdürümüz de dahil tüm hocalar bunun derdine düşmüş, nasıl sileriz kim yaptı vs. ama yazan kişi bir türlü ortaya çıkmıyor. Bense hissettirdiği suçluluk duygusu yüzünden ilan-ı aşk yapan kişiye gördüğüm yerde nasıl teşekkür edeceğimi düşünüyorum. Derken bu çılgın aşığın yanlış derslik önünü seçtiği ortaya çıktı. O ben değilmişim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sofrayı sömürmek ve boş tabaklara bakakalmak = mut-suz-luk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* mini şortlarım altına dize kadar çorap giyip &lt;em&gt;tsubasa&lt;/em&gt; gibi hissederekten balerin taklidi yapmak gibi elit zevklerim var benim! Ve yeni oda arkadaşım bir balerin! ilk defa bu hareketi yaparken birisinden çekinir oldum. Oysa yepyeni figürler katabilirdim… Yazık oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;max payne’&lt;/em&gt;e gittim. Cidden berbat bir film!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* son dönem de ilginç rastlantılarla geçiyor günlerim. Unutturma da bir gün anlatayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ilk keman dersim büyük bir hayal kırıklığıyla son buldu. Anca boynumdaki ve sol kolumdaki sancıları ve hatta boyun fıtığını göze alabilirsem çalabilirim kemanı. Harika değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* evime gelen misafirin telefonu çalsa, arayan kişi nerdesin diye sorsa, o da “&lt;em&gt;gamze’deyim deva bulmam&lt;/em&gt;” dese yaka paça kovarım evden, ömür boyu da affetmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bekler misin benden böyle bir şey? Yok daha neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;mermer merdiven&lt;/strong&gt; desene kendi kendine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hititoloji hocamın kızlara özel bir ilgisi olduğunu ve bu beğenisini evine şarap içmeye davet ederek gösterdiğini öğrendim ve sonrasında girdiğim ilk derste konu şaraba geldi bir şekilde. İlk defa, birisi şarap sevip sevmediğimi sorduğunda bu kadar gerildim! Bir de sürekli &lt;em&gt;“başın dertte!” &lt;/em&gt;diyip adımı ağzından düşürmüyor. Sence de başım dertte mi sanki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* “&lt;em&gt;ben sana küsüm aslında haberin yok&lt;/em&gt;!” diyerek dolanıyorum ortalıkta günlerdir ama gerisi gelmiyor. Meğerse bir &lt;em&gt;sezen aksu&lt;/em&gt; şarkısının nakaratıymış.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SP-UUj5cECI/AAAAAAAAAMQ/SxNCOqBMPtk/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SP-UUj5cECI/AAAAAAAAAMQ/SxNCOqBMPtk/s400/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5260085970746478626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* insanlar, zayıf insanlarda da selülit olabileceği gerçeğini kabul etmeli artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* tercihler hakkındaki sığ yorumlara tahammülüm yok, olamıyor artık! Sormadan, anlamadan, dinlemeden boş boğazlık edenlerin boğazına sarılabilirim bir süre sonra, aman dikkat! Okuduğum bölüm hakkındaki zırvalıklara(ve hatta cahilce yorumlara) verdiğim cevaplar sabitlendi nerdeyse de dinlediğim müziği hayat felsefesi ve sabit bir zevk edinmemi bekleyenler dünyanın en gereksiz insanıdır gözümde. Azcık koyu makyaj yap, siyah giyin “&lt;strong&gt;götik&lt;/strong&gt;” diye onlar gibi(!) giyin, takıl “hani sen götiktin ne bu hal?” diye dalga geçerler. İşte ben bu insanın suratının ortasına bir yumruk indiririm! Kimse anlayışlı olmamı beklemesin çünkü onlar da anlamıyor benim korkularımı, kabuslarımı, halüsinasyonlarımı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* “&lt;strong&gt;aşk öldü nasıl bilirdiniz&lt;/strong&gt;” diyor &lt;em&gt;mavi sakal&lt;/em&gt; buralarda bir yerlerde. Sahi nasıl bilirdiniz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-1676565007343627026?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/1676565007343627026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=1676565007343627026&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1676565007343627026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1676565007343627026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/10/ben-sana-ksm-aslnda.html' title='ben sana küsüm aslında...'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SP-UUj5cECI/AAAAAAAAAMQ/SxNCOqBMPtk/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-5551127897574108202</id><published>2008-10-12T21:11:00.003+03:00</published><updated>2008-10-12T22:10:01.619+03:00</updated><title type='text'>ahh saçlarım... alev alev yakaaar!</title><content type='html'>* makul bir giriş yapamadım, aklıma ilk gelen şeyle başlıyorum. bir, iki, üç!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kediler de peynir yer mi acaba günlerdir bunu sorguluyorum ama bir kediye peynir yedirme girişiminde bulunmadım henüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* uyurken yatağın kenarına yattığımda saçlarımın yere değme ihtimaline karşı paniklerdim. geçmiş o günler, alışmışım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kendin için alışverişe çıktığında bir şey beğenemezsin ama en alakasız zamanda çok güzel fırsatlar çıkar karşına, değil mi? değerlendir o fırsatları, mutlu et kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* şahsenem vardı, aklıma geliyor bazen, gelme diyemiyorum; ayıp olur gibi geliyor, gelme diyemiyorum; tuhaf geliyor, &lt;em&gt;gel len gel tamam&lt;/em&gt; diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* buket; sohbetine doyum olmuyor, her eve lazım denilen cinsten. paylaşmaktan yorulmuyor, paylaşmaya doyamıyorum. dün gece başbaşaydık, kültürel paylaşım neyim yaptık her zamanki gibi, konu konuyu açtı, gülmekten karnımıza ağrı girdi. &lt;em&gt;çok güldük ağlamasak bari&lt;/em&gt; dedim en batıl inancımla. sabaha karşı 5'ti en son, ikimizin elinde de birer mendil... ağlamaktan şişmiş gözlerle uyandım bu sabah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;direc-t&lt;/strong&gt;'in Hasret'i özel bir şarkıdır benim için. severim, dinlerim ve her dinleyişimde Frekans'a(CNN Türk'te yayınlanıyordu hala var mı bilmiyorum) çimler üzerinde röportaj verirken bilge'nin üzerine bir köpeğin işeyişini hatırlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* gerilim dolu rüyalar görüyorum son zamanlarda, telefona sarılıp gördüğüm kişiyi arıyorum. korkuyorum, bir şeyler olacak gibi...olmaz değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* karla karışık yağan yağmurun kararsızlığı içten içe heyecanlandırır beni, yağmura yakalanmak ve karda yürümek sıradan kalır onun yanında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* fasıl yapmayı özledim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SPI81dnH3bI/AAAAAAAAAMI/V_WPQ3XMAV0/s1600-h/fas%C4%B1l...jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SPI81dnH3bI/AAAAAAAAAMI/V_WPQ3XMAV0/s400/fas%C4%B1l...jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256330604274245042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ibrahim yüzünden kuaföre gitmekten çekiniyorum emre daha özenli tarıyor saçlarımı ama ibrahim... gözümden yaş geliyor resmen yoluyor saçlarımı. kapıdan girdiğimde göz göze geldiğim ilk kişi o olmasın diye dua ediyorum. &lt;em&gt;sen git emre ilgilensin&lt;/em&gt; diyemiyorum, kırılmaması uğruna katlanıyorum bu eziyete. hele saçları yıkaması için ayrı bir eleman almışlar ki kız tırnaklarını kafama gömdü gıkımı çıkaramadım, öyle hevesliydi. okuduğumuzdan anladığımız: kuaförlerle duygusal bağ kurmayacaksın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;bengü&lt;/strong&gt;: lolita olarak anılırdı, masumdu sevimliydi. power türk'te yayınlanan bir klibiyle yurt kantinine indikçe karşılaşıyorum. isyan etmeden duramayacağım: ne kaçmış bu kızın içine? büyümek bu mudur??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* fakültemize hüseyin çelik gelmiş. ve tabi ki basın serbest, dolaşıyor orta bahçe'de. bir öğrenci grubu protesto girişiminde bulunmuş. yüzünü görmeye hasret kaldığımız, pek sevgili dekanımız Sekine hanım öğrenciler arasına karışıp uzlaşmaya çalışmış öğrencilerle. basın özgürlüğü sen nelere kadirsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* milli egemenlik parkı'ndan geçmeye korkar oldum. çeşit çeşit sapık, tinerci, sarhoş, kibarca telefonunu rica eden hırsız, aşkını saklamaktan çekinmeyen aşıklar(!) mı arıyorsun? gel abi geeel!! dün 2 emo birbirinin bileğini keserek intihara teşebbüs etmiş, ambulansın geldiğini duyan aklı havadalar kaçmış. güvenpark bile gecenin 3'ünde daha güvenlidir, bu söylediğim olaylar ve benzerleri gündüz vakti gerçekleşiyor. ve bu park meclis duvarına bitişik, koruması ise polisler tarafından sağlanıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yemek masasına oturdum işte,&lt;br /&gt;  sindirmek çok zormuş böyle yiyince,&lt;br /&gt;  sana afiyet olsun sözüm kalleşce,&lt;br /&gt;  masayı sen toplarsın, ben kalktım önce!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir gün durakta beklerken biri gelse, &lt;em&gt;aylardır seni takip ediyorum hakkında her şeyi biliyorum&lt;/em&gt; dese, sohbet etmeye başlasak etkilensem, gözüme bir perde inse görmesem hiçbir şey, aşık olsam, &lt;em&gt;gel kaçalım çok uzaklara&lt;/em&gt; dese, dinlemesem hiçkimseyi kabul etsem, o heyecanla uçak korkumu yensem, atlasak uçağa gitsek bangladeş'e, sonra uçaktan indiğimiz gibi beni bırakıp kaçsa, çok fena g.t(blogumda sansür vaaaaaar!!) olurum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hayal kurmaya çalıştım yukardaki çıktı ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* şimdilik hoşçakalmalısın. öptüm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-5551127897574108202?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/5551127897574108202/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=5551127897574108202&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5551127897574108202'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5551127897574108202'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/10/ahh-salarm-alev-alev-yakaaar.html' title='ahh saçlarım... alev alev yakaaar!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SPI81dnH3bI/AAAAAAAAAMI/V_WPQ3XMAV0/s72-c/fas%C4%B1l...jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-1638887970968773151</id><published>2008-10-09T22:03:00.003+03:00</published><updated>2008-10-09T22:10:21.277+03:00</updated><title type='text'>mastar!! mastar!!</title><content type='html'>(çağrışım sebebiyle master of puppets eşliğinde dinlenmesi tavsiye edilmek ama bir anlam ifade etmemek)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* duş sonrası aile içi kutlamaya katılmak uğruna saçlarımı kurutmamak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ankara yolu boyunca klimaya maruz kalmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hapşırmak, öksürmek, ateşler içinde sayıklamak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* son zamanlarda daha bir içime kapanmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* buket'e kavuşmak, günümü gecemi onunla şenlendirmek, arabesk şarkılarda lirik dans yapmak, durduk yere halay çekmek vs,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* okula gitmek, okuldan gelmek, şaka maka nerdeyse hiç devamsızlık yapmamak, derslerin öğleden sonra olması bana yaramak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hasta hasta nargile içmek, manhattan chicken'a bayılmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hititoloji'den seçmeli ders almak zorunda kalmak, ilk dersten hocayla kaynaşmak, şımarmak, mısır'a gelin gitmek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kredi kartı limitimi kitap almak için zorlamak, baba buna anlam verememek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* tam iyileştim derken incecik tişörtle markete gitmek, sonra bahçede saatlerce öylece oturmak, yeniden hasta olmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* internetten iyice soğumak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* telefon rehberimde neden bu kadar gereksiz ve hatırlayamadığım isim olmak? madem aramıyorum e ben onları silmek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* özlediğim ne çok insan olmak, beni sevdiğini hissettiklerimi daha bir sevmek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* geleceğe dair yığınla plan yapmak ama birini bile gerçekleştirmek için çaba harcamamak, ne bu boşvermişlik anlayamamak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kendimi çok mutsuz ve çirkin hissetmek, aynaya bakmak istememek, fotoğraflarımı yırtmak ve silmek istemek, özetle kendime tahammül edememek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir anda aklıma esip 6. kez korka korka kulağımı deldirmek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bazı insanlardan daha bir tiksinmek, bu kadar şeyden sonra bile ikiyüzlülüklere anlam verememek, emo olsam prim yapardım bu zihniyetle diye saçmalamak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* etrafımda neden bu kadar çok sigara içilmek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ilginç ilginç rüyalar görmek , korkmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* şimdi hassas bünyeye başlamak, suratımın tam ortasına yumruk atmak istemek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* işte böyle olmak... sen daha daha nasıl olmak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SO5ThzEHvlI/AAAAAAAAAMA/6Cb8xdsmNnA/s1600-h/mgundem063d402d063d402eby.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SO5ThzEHvlI/AAAAAAAAAMA/6Cb8xdsmNnA/s400/mgundem063d402d063d402eby.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255229655296228946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-1638887970968773151?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/1638887970968773151/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=1638887970968773151&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1638887970968773151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1638887970968773151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/10/mastar-mastar.html' title='mastar!! mastar!!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SO5ThzEHvlI/AAAAAAAAAMA/6Cb8xdsmNnA/s72-c/mgundem063d402d063d402eby.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-3365542261575293683</id><published>2008-10-04T00:03:00.001+03:00</published><updated>2008-10-04T00:13:35.582+03:00</updated><title type='text'>dikkat! sadece bir kişiyi ilgilendiren post!</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Aufviedersehen&lt;/span&gt;’sin sen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;gülümsedim sayende&lt;/span&gt;, stv’de 5. boyut, eşek kafa, lemniscus medialis, cisterna ambiens, anatomi mağduru, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;o da ayrı mevzu içimde büyüyen&lt;/span&gt;, cevap niteliğinde entry’sin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;yalnızım be ortağım&lt;/span&gt;, a dying wish, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;gocuman yanaklı gamze&lt;/span&gt;, sarsılan değerlerin yeniden kendine gelmesi, de la morte noire, keşke yaşasaydım ve hiç yaşamasaydım arasındaki ince çizgi’sin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;sabah görüp gülersin diye attım, öyle boş beleş bir durum yani mathilda, kebap lazım sana müzeyyen, şizofreninin sınırlarını zorluyorsun barbara, sen benim yerime uyu evangeline,&lt;/span&gt; dimmu borgir sorgens kammer, sabahın ilk ışıklarını black metal ile karşılayıp namaz kılmak’sın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;tüm Yahudiler gaydir&lt;/span&gt;, waffle kralı, avatar olamayacak fotoğraf, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;berkcan&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;, death come near me’deki brutal vokal, her şeye sahip görünürken hiçbir şeye sahip olamamaya üzülmek’sin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;ben aslında erkeklerden hoşlanıyorum&lt;/span&gt;, turn the page, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;eşeklik etmiyorum tamam&lt;/span&gt;, ben ve benim gibi kabızlar, origin of crystal soul’sun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;taze bir bahar sabahı gibisin&lt;/span&gt;, artiz artiz gavur şarkısı,&lt;span style="font-style:italic;"&gt; ben ağlarım ikimizin yerine,&lt;/span&gt; anti anti-depresan, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;omg, wtf, gg, bb&lt;/span&gt;, bloody kiss, ışınlama makinesi, corruk'sun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;No reason to live for, one reason to die for&lt;/span&gt;, zararlı alışkanlıklarla savaşan bilmemne gönüllüsü, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;waffle arasında çikolataya bulanmış çilek gibisin&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;öyle kuru kuru metal dinleyerek yaşanmaz&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt; asi ol lan azıcık&lt;/span&gt;, burger king’te sağdaki ayna'sın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;kimseye geminin burnunda fortlamam kendimi, tükürmeyi de  sevmem,&lt;/span&gt; titanic’teki sevimli kaptan'sın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;ezikte olsa avea kullanırım, yeni hat alırsan ben almam ona göre&lt;/span&gt;, sandman’in popomuza kaçan kumları, ödeneği kesilmiş devlet gibisin, rijit'sin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;iki saniye sabit kalmaya gelmiyor dötün di mi?&lt;/span&gt; , kalabalığın içindeki yalnızlık, uyanan ısırma isteği, hamak, gelecekten gönderilmek, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;öyle yani ikimiz de faulüz&lt;/span&gt;, en kısa blog, biliyorum’sun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;life is not the opposite of the death, death is the opposite of birth, life is eternal&lt;/span&gt;, foster’ın hayali arkadaşlar evi, joker abinin anlattığı köpek, çevre parametreleri full sosyal açıdan çökmüş sims karakteri gibi'sin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;bu senin kebelekliğin, yoo gay değilim merak etme,&lt;/span&gt; flying, ağlamaklı çene hareketi, ayrık vadideki en şişko elf, uykusuz gece, sızmak, lethe, yarı saydam perdenin öteki tarafındaki kahraman, Madagaskar filmindeki aslan'sın, bir numara'sın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;ben böyle değildim, sempatik ne lan ayrıca, hem kötü bir şey çipil&lt;/span&gt;, ritmi yakalayan ramazan davulcusu, şaka ile karışık doğruluk payı olan tespit, double kill, meltem tv’deki varis ve hemoroid hattı, melekler şehri angara’sın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;enrich me with the vastness of your being,&lt;/span&gt; dokunmatik telefon yüzünden gönderilen boş mesaj, gösterilecek bir şey yok'sun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;sağlam kasa sağlam vücutta bulunur&lt;/span&gt;, sakarya’daki adana dürümcüsü, prag’taki jazz kulübü, hesap ödeme kavgalarının daimi galibi, Kocatepe’deki kahvaltı, hürock için alınan kombine bilet, haggard konserini kaçırmak, en uzaktaki en yakın, dark night’ın ta kendisi, berkcan yüzünden geç kutlanacak doğum gününün sahibisin…iyi ki varsın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SOaIVtD_awI/AAAAAAAAAL4/X2Cg5DzsRHw/s1600-h/Happy_Birthday_by_julieannejones.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SOaIVtD_awI/AAAAAAAAAL4/X2Cg5DzsRHw/s400/Happy_Birthday_by_julieannejones.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253035921829227266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-3365542261575293683?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/3365542261575293683/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=3365542261575293683&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3365542261575293683'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3365542261575293683'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/10/dikkat-sadece-bir-kiiyi-ilgilendiren_04.html' title='dikkat! sadece bir kişiyi ilgilendiren post!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SOaIVtD_awI/AAAAAAAAAL4/X2Cg5DzsRHw/s72-c/Happy_Birthday_by_julieannejones.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-727825715674356132</id><published>2008-10-01T00:20:00.016+03:00</published><updated>2008-10-01T22:48:15.835+03:00</updated><title type='text'>kutlu vs. mübarek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SOKY7kUhmEI/AAAAAAAAALw/Z9S9rlhXd8k/s1600-h/CandiesPart2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SOKY7kUhmEI/AAAAAAAAALw/Z9S9rlhXd8k/s400/CandiesPart2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251928264596887618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* evet bu postta da bayram var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bayram kutlu mu olur mübarek mi? her bayram aynı tartışma! şekilci olmamak lazım ama yine de orta yolu buldum ben: &lt;em&gt;iyi bayramlar&lt;/em&gt; rulez!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bu çocuklar ortaya çıkmak için neden altın günlerini ve bayramları bekler, anlamıyorum...çocuklar tek başına güzeldir ama bir araya gelince tehlikenin ta kendisidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://bersanist.blogspot.com"&gt;berşan&lt;/a&gt; geçen gün, "&lt;strong&gt;eee hadi meyveleri getirin artık kızım&lt;/strong&gt;daki kız sensin demek, ben de mutfağa girip &lt;strong&gt;çay alıcahıdım bardaklar nerde&lt;/strong&gt; diyen adamım memnun oldum tanıştığımıza" dediğinde "ben, &lt;strong&gt; kızım tabakları içeri götür de ablan makineye koysun&lt;/strong&gt;daki kızım" diyerekten şımarıklık etmiştim. şom ağzımı açmışım da fark edememişim. ablamın özel hayatındaki yoğunluğu bayram trafiğini solladı ve hem servisi yapan hem de makineye bulaşıkları yerleştiren ve hatta makine yetmeyince elimde onca bulaşığı yıkayıp durulayıp ve hatta kurulayan da bendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ulaşılmaz bir insan değilim ben! ulaşılmak istemediğim ve avealılara kontör yetiştiremediğimden bir de avea hat almıştım, daha ilk haftada en çok kaçtıklarımdan birine yakalandım. son günlerde bir de özel numaradan arayan bir sapığım oldu. gece gündüz dinlemiyor, arıyor. bir de arabesk bir şarkı dinletiyor ki bunu en son lisede yaşamıştım. annemle yaprak sarıyorduk, gülme krizine girdik resmen. ellerim yağlı olduğundan havlu peçeteye dolayarak açmıştım zaten telefonu, hızlı kapatamadım da ayıp oldu sapıkçığıma. bozuldu sanırım ve telefonu o kapattı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* karanfil metro çıkışına yakın bir makarnacı vardı. her fırsatta, &lt;em&gt;bir paket makarna 70 kuruş haşlayın evde hep beraber yiyelim&lt;/em&gt; diyenlere inat &lt;a href="http://mfg-ix.blogspot.com"&gt;ytrumnoua&lt;/a&gt; ile sürekli gider, iki sos manyağı olarak sosların tadına varırdık çenemizden akıta akıta. bir gün kapandı o makarnacı ve yerine &lt;strong&gt;dünya bazaar&lt;/strong&gt; benzeri bir yer açıldı, hüsranımızı tahmin edemezsiniz. acaba başka bir yere mi taşındı düşüncesinde olan ben gittim, bazaardaki tezgah sahiplerinden birine sordum. adamın verdiği cevabı aynen yazıyorum:&lt;em&gt;" valla han'fendi biz buranın işletmecisiyiz, bu işe giriştik ama çok isterseniz, biz hala, arada sırada yukarda haşlayıp yiyoruz kendimiz, siz de buyrun!"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* dışarda yağmur yağarken en yumuşağından ve ısıtanından bir battaniyeye sarınıp tv karşısında tembellik yapmak... hangi çılgın bu keyfe hayır diyecekmiş şaşarım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://kraldancokkralci.blogspot.com"&gt;ziggy&lt;/a&gt;'nin bloguna her uğrayışımda havaalanları daha bir cazibe kazanıyor gözümde ama uçağa binmekten çok feci korktuğumu hatırlıyorum. ben hiç uçağa binmedim.. bir de trene binmedim. uçak neyse de trene hiç binmemiş oluşumu insanlar yadırgıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* saçlarımı bu defa cidden fazla kestirmişim, kuruntu yapmıyormuşum. insanlar farkediyor :( uzunluk ölçü birimi kavramlarımı gözden geçirmeliyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çok fazla su içince böyle derinlerden bir yerlerden bir lıkırtı geliyor ya işte o an kendimi su doldurulmuş balon gibi hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* oldum olası cıvıl cıvıl giyinmeyi sevmezdim. bu insanların tabiriyle "gotik" olmam için yeterli bir eğilimi destekliyordu sanırım ve ben farkında olmadan kıyafetlerimi hep siyah seçmeye başladım. öyle günümüz gotikleri gibi fileli çoraplar, dantelli etekler olmasa da siyah giyiniyordum işte ve koyu makyajlar yapıyordum. geçen mayısa kadar da bu böyleydi. o dönemde, uzun zamandır yaşadığım psikolojik rahatsızlıkların tetikleyicileri olabileceği ihtimali üzerinde durdum ve cıvıl cıvıl olmasa da renkli bir şeyler almaya başladım, makyaj yapmayı da bıraktım ve büyük bir etkisi olduğunu farkettim. bluzum, ayakkabılarım siyah olsa da kot giyiyorum ve bu kendimi rahat hissettiriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* geçenlerde &lt;a href="http://sistekisiluet.blogspot.com"&gt;caner&lt;/a&gt;'leydim. &lt;a href="http://mfg-ix.blogspot.com"&gt;ytrumnoua&lt;/a&gt; aradı ve &lt;em&gt;atlas deneyi&lt;/em&gt;nde yanlış giden bir şeyler olduğunu, 2 saat içinde büyük bir patlamayla dünyanın yok olabileceğini söyledi. ilk anda inanmasam da şahsının "&lt;em&gt;işletme&lt;/em&gt;" üzerinde yaptığı doktorayı bir anda unutarak sazanladım. "&lt;span style="font-style:italic;"&gt;gel de son saatlerimizi birlikte geçirelim bari&lt;/span&gt;" dedim. tabi geldiğinde itiraf etti gerçeği. sonradan farkettim de aklımdan ailem ve benim için değerli olan birkaç kişi geçti ama sadece yapmak istediklerim ve yapacaklarım vardı diye hayıflandım caner'e ve hiçbirini aramadım... ama neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ilkokuldan bir arkadaşım vardı, gayet içekapanık, &lt;strong&gt;bööhh&lt;/strong&gt; desek en farkında olduğu anda bile korkacak biriydi. facebooktan bulmuştu beni ve msn'den eklemişti. &lt;em&gt;yeniden görüştüğümüze çok sevindim canım yaa&lt;/em&gt; gibisinden bir cümle kurma gafletinde bulundum. o benim nerden canım oluyormuş bir daha ona canım cicim demeyecekmişim hiç hoşlanmazmış böyle şeylerden... bildiğin ağzıma s.çtı! canına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hassas bir bünyeye sahibim ve kendimi bildim bileli hastaneler, okuldan ve evden sonra en çok vakit geçirdiğim yerler olmuştur. trombositopeni(uzun yıllar başbelası olmuştur kendisi), boyunda ve sol kolda kas spazmı, hipotansiyon, çeşitli mide rahatsızlıkları, neredeyse tüm kış boyunca süren faranjit, bronşit, nefes darlığı, böbrekte kum, taşikardi, psikosomatik yüzünden dönem dönem ortaya çıkan çeşitli rahatsızlıklar... ve son zamanlarda şiddetini artıran bel ve sırt ağrıları, çene ekleminde sancı ve zaman zaman kitlenme, diş ağrısı...küçükken annemler götürürdü doktora ama ben sürekli erteliyorum ne olacak bu halim bilmiyorum, çok çaresizim doktor bey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kıyafetlerin ense kısmındaki markalar...kafam bozulursa keser atarım affetmem!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* en zor anında en çok ihtiyaç duyduğun kişiye ulaşamamak=mutsuzluğun ve çaresizliğin 5'e katlanması...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* arada aklıma çok ilginç fikirler geliyor, paylaşmam gereken kişiyi/kişileri belirliyorum ve bunları erteliyorum. mesela geçen gün tutabilecek bir website içeriği geldi aklıma, taci'ye söylemeliyim dedim ve ertelediğim için unuttum yine. belki de milyonlar kaçırdık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* paradan 6 sıfır atılması olayı kalıplaşmış birçok kullanımı çekip aldı elimizden. mesela yukardaki maddede eski parayla "milyarlar" diye bahsedecektim miktardan, ama &lt;em&gt;binlik&lt;/em&gt; kulağıma pek hoş gelmediğinden, yeni parayla milyon kazanamayacağımızı bile bile milyonlar dedim ve bunun uğruna size yalan yanlış şeylerden bahsettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hediye almak zor zanaat, hele kalıcı ve özel bir şeyler olsun istiyorsanız. ve de özel bir ilgi alanı olmayan ve seçici biriyse iş daha da zorlaşır. uykuları kaçar insanın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* zaman zaman kendimi eşyaların ya da yiyeceklerin yerine koyuyorum. bir koltuğa kilolu biri oturunca içi tıka basa dolu çelik kasa valizi kucağımda taşır, yastıklar eğlence amaçlı savaş uğruna kullanılınca yerden yere vurulmuş, ayakkabıların arkasına basılınca ayağıma basılmış, diş macunu tam ortasından sıkılınca tıka basa dolu mideme yumruk atılmış ve kusmuşum gibi hissediyorum. hele o meyve ve sebzeler buzdolabında üşümüyor mu ya da hallerinden memnunlarsa biz dolabın kapağını kapatınca parti falan yapıyor mudur diye düşünmeden edemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sağ tarafta bir yerde &lt;span style="font-style:italic;"&gt;okurken iyi gider&lt;/span&gt; başlığı altında oluşturduğum bir playlistim var, &lt;em&gt;imeem&lt;/em&gt; bozulduğundan beri bir işe yaramıyor kendisi ve ben bloguma her uğrayışımda onu oradan kaldırma planları yaparken unutup gidiyorum. şimdi yine aklımda bu yazıyı bitirip onu oradan kaldırmak var ama unutacağım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ayrıca okurken &lt;em&gt;bloğum&lt;/em&gt; diyip yazarken &lt;em&gt;blogum&lt;/em&gt; diye kullanmak dikkatimden kaçıyor sanma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* mısır ve patatese bayılırım. içinde mısır ve patates olan her şeyi yerim diyip duruyorum ama getirseler önüme en dandiğinden bir yemek, yemem! adım gibi biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir matematikçilerin &lt;em&gt;x&lt;/em&gt;'i bulma sevdasını, bir de borsacıların ellerinde bilimum iletişim aracı bağıraraktan ne yapmaya çalıştıklarını hiç bir zaman anlamayacağım ya da anlamak istemeyeceğim sanırım, aynı ofsaytı anlamadığım ya da anlamak istemediğim gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* pişmaniye ve saray helvası aldım birer kutu, bolçiyi de bolu'dan alırım. isteyen varsa cuma'ya kadar söylesin ya da bir sonraki izmit seferine kadar sussun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* geçenlerde &lt;a href="http://aniall.blogspot.com"&gt;anıl&lt;/a&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;icetea&lt;/span&gt; üzerinde de &lt;span style="font-style:italic;"&gt;soğuk içiniz&lt;/span&gt; ibaresi olması gerektiğini söyledi, gerçekten var mı yok mu dikkat etmedim ama yoksa bu üreticilerin köküne kibrit suyu diyerekten başlarım ben, ingilizce bilmeyen tüketici neden düşünülmez ki? (bkz: birilerine çatmak için fırsat aramak, bahane uydurmak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* gittikçe huysuz biri mi oluyorum ne?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* şekerin çaya atılınca kendiliğinden erimesi, pudingin ve krem şantinin çırpıldığında koyulaşması, ne bileyim böyle çeşitli doğa olayları derken varlığı sorgularken buluyorum kendimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* düşünceler ve isteklerin çelişmesi...buna &lt;strong&gt;nefis&lt;/strong&gt; deniyor. kararlarımı uygulayabildiğimde kendimi iyi hissediyorum ama bazen de hiçbir şeye aldırmadan isteklerimin peşinden koşacak kadar hırslı olsam ve mantıklı olanı yapmaya çalışmasam diyorum, engel olamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ha bir de...ya da neyse...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-727825715674356132?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/727825715674356132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=727825715674356132&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/727825715674356132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/727825715674356132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/10/kutlu-vs-mbarek.html' title='kutlu vs. mübarek'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SOKY7kUhmEI/AAAAAAAAALw/Z9S9rlhXd8k/s72-c/CandiesPart2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-6567634448520867224</id><published>2008-09-28T17:58:00.006+03:00</published><updated>2008-09-28T18:10:51.885+03:00</updated><title type='text'>bayramdan bahsedilmeyen bir post</title><content type='html'>* izmitteyim yine, giderken buralarda bir yerde kaybettiğim mutluluğu arıyorum umarım dönene kadar bulabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ankara'ya gelen kıştan(!) sonra burası cennet gibi geldi. çiseleyen yağmur, ılık esen rüzgar, deniz havası...ve kıymalı pide yaptırmak için fırına giden ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* annem, annem olmasaydı yine severdim onu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ay alemsin anne yaa!&lt;br /&gt;+ alem buysa kral sensin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------&lt;br /&gt;sahura uyanmış, gözleri yarı açık dolap kapağını açmaya çalışmakta:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- uff ne vardı şu dolapların kapaklarına da birer sensör taksalar dokunmadan açılsa hem el izleri kalmasa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yirim valla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* adam, çeklerini bozdurmak için bankaya gider. müdür, kimliğini ister. yarım saat sohbetle geçer, derken 5-6 polis içeri girer. polislerin arasında tanıdık vardır, adam selam verir, ilgilenmez ama polisler onun için gelmiştir. ifade vermek için şubeye götürmek isterler. sebep; iş karşılığı aldığı çekin karşılıksız çıkması. müdürün gizlice polis çağırmasına sinirlenen adam: "ergenekon davasına çevirdiniz bu işi, nedir bu entrika, aksiyon anlamadım ki!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte o adam benim babam! onu da yirim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* uyumak bir sanattır! yok ya sanat değil de güzel bir şeydir işte. herkesin kendini rahat hissettiği bir pozisyon vardır mutlaka ve öyle uyur. ben de duvara mümkün olduğunca yakın ve yüzüstü uyurken huzurluyumdur. ama bazı geceler diğer tarafa döneyim derken ne tarafta olduğumu karıştırır ve duvara kafa atarım. evet acıyor ama o an pek aldırmıyorum. uyku dediğin çok tatlı, yenecek bir şey olsa onu da yirim, affetmem!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SN-bSBSYRxI/AAAAAAAAALo/6XZ7o8loqXA/s1600-h/post8-22-bed.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SN-bSBSYRxI/AAAAAAAAALo/6XZ7o8loqXA/s320/post8-22-bed.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251086424422762258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* ayrıca zamansız ve usülsüz uyandırmalardan pek hoşlanmam, kimi zaman canavara dönüşebilirim. genelde bir şey söylemem, ters ters bakarım; bakışlarımla delerim yani, mahmur mahmur bakmam, bakamam! bu sabah zil sesiyle uyandım, halbuki uyuyalı daha 4 saat bile olmamıştı. evde tek başıma olduğumdan kapıyı ben açtım haliyle. apartman görevlisi merdivenleri silecekmiş, ıslanmasın diye ekstreleri elden teslim etmek istemiş. işin mantığını anlayamadım, nasıl ıslanacak ki yani? sustum... bakışlarım fena delmiş olacak ki &lt;em&gt;uykunuzu böldüm herhalde hay allah&lt;/em&gt; diyerekten bir şeyler geveledi, yine de teşekkür ettim kapıyı kapattım ve doğru yatağa koştum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün ışığında uyumanın zorluğu da bambaşkadır hani. yastığın altındaki yapay karanlığımda uykuyu bulmuş ve tekrar sızmıştım ki zil yine çaldı. elinde bez, şaşkın bakışlarla gözümün içine bakan görevli: &lt;em&gt;"keşke kalkmasaydınız buraları siliyordum da elim çarptı zile..". &lt;/em&gt;zili silmesinin mantığını ve zil çaldığı halde neden kalkmamam gerektiğini anlayamadım, sustum ve yatağıma koştum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarı uyanıktım, zilin bir kez daha çalmasıyla kapıya koştum bu defa gelen babamdı. bakışımı kaldıramayacağından ve tartışmak istemediğimden tekrar yatağa koştum. "&lt;strong&gt;&lt;em&gt;hadi alışverişe gidelim&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;" dedi fırladım yerimden. usulüne uygun uyandırmak diye buna derim ben!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yine de babaların erkek olduğu unutulmamalı ve başbaşa alışverişe çıkılmamalı. iddia ediyorum: her şeye "harika oldu yaa çok yakıştı" demek, içgüdüsel bir şey, engel olamıyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* alışveriş sonrası mutfağa girip baba&amp;kız co-production bir de yemek yaptık ki parmak yedirtecek cinsten!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;a href="http://mfg-ix.blogspot.com"&gt;ytrumnoua&lt;/a&gt; ile bilinçaltlarımıza indik dün gece. sayesinde hafiften de olsa göbeği olan erkeği neden samimi ve güvenli bulduğumu keşfettim: babamın göbeği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* arog ne zaman vizyona girecek diye ortalıkta dolanmaktaydım ki imdadıma yine &lt;strong&gt;ytrumnoua&lt;/strong&gt; yetişti, 4 bölümden oluşan &lt;a href="http://arogfilm.com"&gt;teaser&lt;/a&gt;larını izledim. 5 aralıkta sinemalardayız! tabi bilet kalırsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;dtcf&lt;/strong&gt;'de okuyanlar bilir uçak, helikopter, tren, otobüs ve bilimum araç sesiyle(vapur hariç) dersler bölünür çoğu zaman; 5-10 saniye boyunca hoca sesini duyurmaya çalışır, uyuyanlar uyanır, gülüşmeler olur, bir canlılık gelir sınıfa. ama &lt;em&gt;gürültü sonrası esprileri&lt;/em&gt;n bittiği anda her şey rutinine döner. işte o an kasvet sarar dört yanımı ve &lt;strong&gt;alpay erdem&lt;/strong&gt;'in tabiriyle: işte bu beni çok hüzünlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;bbg&lt;/strong&gt; geliyor aklıma, ne fırtınalar kopardı. erayistler mi ararsın(evet tanık oldum adamlar kendini erayist olarak adlandırıyordu ciddi ciddi) melih hayranı ayılıp bayılanlar mı? eray bilgili, akılcı, kaprisli biriydi; melih ise şımarık, sempatik ve genç kızların sevgilisiydi. &lt;em&gt;of deli gönül&lt;/em&gt; tarık vardı bir de. izlemezdim ama bilirdim, en azından aklımda böyle kalmışlar. sonucu çok net hatırlıyorum: genç kızların sevgilisi rulez!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de popstar geliyor aklıma. engelli olmasına rağmen aday olarak seçilen serkül vardı, adını külhan olarak hatırladım. şarkısı vardı bir de, hani şu yüreklerimizi dağlayan, google yardımıma koştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"orda mıyım orda mıyım birtanem?&lt;br /&gt;o eskiden söylediğin yerde miyim?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;firdevs vardı, pavyonlara düştüğü söyleniyor şimdi. abidin vardı sonra, tarkan benzerliğiyle ilgi çekmişti, ankara'da my way'de sahne alıyordu geçen sene, şimdi ne yaptığına dair bir fikrim yok. ve bayhan'ı unutmamak lazım! Unchained Melody'nin muhteşem(!) yorumcusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hey gidi diye ben buna derim! adamlar piyasada yoklar ama hala hatırlanıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;smiley&lt;/strong&gt;'e &lt;em&gt;smileyleyley&lt;/em&gt; demeye bayılırım &lt;em&gt;smayli&lt;/em&gt; demeyi pek sevmem. karşımdaki kişinin gönderdiği smileyi gerçeğe uyarlar ve yüzünü hayal ederim. işte bu beni en çok eğlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;"save the world before bedtime!"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;powerpuff girls&lt;/strong&gt;'ü sever miydin sen de?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SN-azDr2e2I/AAAAAAAAALg/aNPB-6t1Cgw/s1600-h/powerpuff-girls8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SN-azDr2e2I/AAAAAAAAALg/aNPB-6t1Cgw/s320/powerpuff-girls8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251085892490525538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;(sol baştan: buttercup, blossom, bubbles)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;or-an&lt;/strong&gt; ne biçim bir isim, özenle mi seçmişler ne! trt'de staj yaptığım dönemde soranlar oluyordu "&lt;em&gt;trt nerde&lt;/em&gt;" diye cevabım: "&lt;em&gt;or-an'da&lt;/em&gt;" oluyordu. böyle garip tepkiler, geyikler... sorma sorma ne zor günler geçirdim ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bazen söylemen gerekenler vardır ya da söylemek istediklerin ama susman gerekir. çünkü uyulması gereken yazısız kurallar vardır, kötü çocuk/kız olmamak için onlara uyman gerekir. hay toplumuna da etiğine de diye sövesim gelir ama susarım kötü kız olmamak için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sustum, tıp!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-6567634448520867224?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/6567634448520867224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=6567634448520867224&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/6567634448520867224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/6567634448520867224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/bayramdan-bahsedilmeyen-bir-post.html' title='bayramdan bahsedilmeyen bir post'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SN-bSBSYRxI/AAAAAAAAALo/6XZ7o8loqXA/s72-c/post8-22-bed.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-5590783103471637306</id><published>2008-09-25T22:33:00.005+03:00</published><updated>2008-09-25T23:55:30.604+03:00</updated><title type='text'>balad</title><content type='html'>güzel mi gülüyorum dersin? ya da ne kadar yakışıyor bana gülmek? gülmeyi unutmadım hiç, ara verdiğim olmuştu çokça, ondan bu eğretilik biliyorum. hayır, silme! bırak kalsın gözümün ucundaki o damla. insan ağlamayı unutmamalı ve hatta hep hatırlamalı diye saklıyorum onu orada, zaten gülerken bile düşecek diye korkuyorum. yanağımdan süzüldüğü anı seviyorum en çok, o kadar sıcak ki parmağımın ucuyla dokunduğum anda mutlu oluyor soğuktan uyuşmuş ellerim. o yüzden ağlamak da güzeldir, hem de soğuk bir gülümsemeden daha fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözyaşını tattın mı peki sen? tuzlu derler ya hep yanılıyorlar bence. gözyaşının tadı her zaman aynı değildir. hüznün ne kadar ağırsa o kadar yakar ve en çok ölümde acıtır çatlayan dudaklarını. mutluluktan ağladın mı hiç? işte o an tadı olmaz gözyaşının. sessiz gelir mutluluk gözyaşları, boğazın düğümlenmez, ateş sarmaz bedenini ve yakmaz dudaklarını, yanaklarını. o yüzden hatırlamıyorsun mutluluktan ağladığını. bir düşün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaç mezar taşına dokundun? ben saymadım hiç, kiminin mezar taşı bile yoktu, mezarı olmayanları da gördüm hatta. bazen bu mezar taşları geçer gecelerimden, titrer gözümün ucundaki o damla. hepsini o kadar erken tanımasaydım derim ama her geçmiş gün gibi o günleri de değiştiremem ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bıraktım bu gece mumların ışıkları süzülsün odamda ve geçmesin o mezar taşları da. gölgelerin dansını izlemek yeterince sarhoş ediyor, bir yandan kendimi en huzurlu hissedeceğim yeri hayal etmeye çalışıyorum. neresi olduğunu da bir bilsem! annemin dizleri ve babamın göbeği uzaktaymış artık, büyümem gerektiğini hatırlatıyorlar. ama niye? bilmek istemiyorum... aynaya bakıyorum, gözlerimin içine. belki oralarda bir yerdedir, çoktan gözlerime değmiştir ve ben dünyayla tanıştığım gün ruhuma bulaşan ve bir türlü üzerimden atamadığım o şaşkınlığım yüzünden fark edememişimdir yine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aklımın kuytularında çalan şarkıyı duymanı isterdim. dans etsen benimle... ya da dokunsan saçlarıma! ya da dur dokunma! çınarların gölgesinde yürüyelim seninle, rüzgar tararken saçlarımı. o an o kadar özgürler ki sen de mutlu olursun biliyorum. işte bu yüzden ben en çok rüzgarı seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;hatırlar mısın&lt;/em&gt; diye sorma bana artık. hatırladıkça çirkinleşiyorum ve daha bir belirginleşiyor yüzümün çizgileri. soru sorma bana bu gece. bırak da ben anlatayım ne az ne de kendimden daha fazla. suskunlukla haşır neşirim şu sıralar kendimle başbaşa kaldığımda. aklımın odalarında oyun oynuyor düşünceler. bak işte &lt;em&gt;burada&lt;/em&gt;, en gencini biraz önce dünyaya getirdim. bu ne şımarıklık! kapıları çarpa çarpa, ordan oraya oyun mu olurmuş hiç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da bir dakika! benimki de laf mı şimdi? sen de hiç söylemiyorsun. yarın olgunlaşınca hiçbiri oynayamacak ki bir daha. bir zamanlar çocuk olduğunu unutmak diye buna denir! her akşam salıveriyorum aklımın odalarına hepsini, sonra kızıp duruyorum. ya da şımarıklık mı benimki de? ama nefes aldırmıyorlar ki kendime geleyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günler geçiyor değil mi? gittikçe yoruluyorum, bak ellerim de titriyor. doğrular ve yanlışlar içiçe ama sanki doğruya koşuyorum, değil mi? peki ya en doğrusu? yine yalnızlık mı dersin? bilmiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;peki, bir şarkı çalıyor aklımın kuytularında, duyuyor musun?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNvoKM0I5VI/AAAAAAAAALY/tQYqBlZFF6Q/s1600-h/birthofanymph.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNvoKM0I5VI/AAAAAAAAALY/tQYqBlZFF6Q/s400/birthofanymph.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250045052566693202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-5590783103471637306?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/5590783103471637306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=5590783103471637306&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5590783103471637306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5590783103471637306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/balad.html' title='balad'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNvoKM0I5VI/AAAAAAAAALY/tQYqBlZFF6Q/s72-c/birthofanymph.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-1108950827738548258</id><published>2008-09-23T23:29:00.010+03:00</published><updated>2008-09-23T23:56:47.448+03:00</updated><title type='text'>tık tık tık iyi günler</title><content type='html'>* geldim, geldim. çok uzakta değildim zaten, gerçi bu seni ne kadar ilgilendirir bilemem... gezinmekteyim bol bol ve de okula gitmekteyim sıkça. ne kadar fazla açık hava o kadar çok tespit, bir de aklımda tutabilsem... kendime bir not defteri alsam mükemmel olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kitaplarla fazlaca haşır neşirim şu sıra. limitlerimi kitap için zorlayacağımı tahmin bile edemezdim. kitap okumaya bayıldığım söylenemez ama konsantre olma sorunumu aştım sanırım ve okumaktan keyif alır oldum. sıkıntıdan entellektüel olacağım diyorum, mümkün mü ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* shakespeare dersi sağolsun, romeo ve juliet'i okudum geçen baştan sona. romeo 17 yaşında, juliet 14'üne girmek üzere olan iki ergenlik dönemi mağduru, iki düşman aile çocuğu efendim. romeo bu düşman aileden bir kıza deli divane aşık ağlaya ağlaya gecesini gündüzüne katarken yine o aileden juliet'i görür görmez ona aşık olur(!). ertesi gün evlenirler ve olaylar gelişir. şimdi sorarım: bu mudur yıllardır romeo ve juliet benzetmelerine sebep olan o büyük aşk? hadi juliet cahil ama romeo'nun yaptığı nedir? nasıl tırt karakterler bu gözümüzde büyütülen? ama eserden yapılan alıntıların 7 yıllık bir ilişkiyi sarsılma döneminden yükseliş dönemine geçirdiğine tanıklık etmişliğim var, edebi açıdan hakkını yememek lazım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yurtdışına kaçmak denince aklıma hep avrupa'ya kaçmak gelir. ama kaçmam gerekirse amerikaya kaçarım büyük ihtimal.(şaşırtmacalı madde olabilir!- o gün gelsin düşünürüz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hayali uzaylı arkadaşım var benim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* dolmuşa, otobüse binersin ya hani güneş gelir böyle oturduğun cepheden. yer değiştirirsin, tam o sırada araç cephe değiştirir. güneşten kaçılmıyor ya da ben kaçamıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ama yağmurdan kaçmak istemiyorum ben. hasta edecek kadar fazla yağmıyorsa kaçmam zaten. sen de kaçmasana lütfen!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;de facto&lt;/strong&gt;'nun reklamlarını gördüm bugün. &lt;em&gt;akdeniz modası, jean amerikan şalvarıdır&lt;/em&gt; diyor. şalvar kötü bir şey mi yani? hayır eğer karalama, ezme politikası uygulayacaksan sen de, adam gibi malzeme bul kendine!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hani şu kışın geldiğini belirleyen kişi sana sesleniyorum, umarım blogumu okuyosundur: giy şu montunu, ben çok üşüyorum!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;"iyi ki erkek değilmişim!" &lt;/em&gt;dedi ayşe, &lt;em&gt;"aa niye ki?" &lt;/em&gt;dedim. &lt;em&gt;"düşünsene bir kızla çıkmak, evlenmek zorunda falan kalacaktın!"&lt;/em&gt; dedi. durdum, derin deriiin düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;tıh tıh tıh eyi günler&lt;/em&gt; sözleri yankılandı bir anda zihnimde, araştırdım neyin nesiydi diye. yapı kredi'nin reklamından bir hatıra çıktı karşıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* gün içinde gördüğüm amcaların telefon zili onlara sempati ya da antipati duymama sebep oluyor. berivan, mihriban, ağrı dağın eteğinde vb. melodiler çalıyorsa korkarım ben o amcadan. ama klasik nokia melodisi ya da ne bileyim mevcut melodiler çalıyorsa gülümserim gözlerinin içine baka baka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* jon olsam satanist olabilirdim. adamı hayatından bezdirdin! çekilir çile değilsin be garfi!(isimde kısaltma yaparak samimi olma çabası)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNlV-09AmkI/AAAAAAAAALQ/fyY8wzLeAfU/s1600-h/jon-arbuckle.gif"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNlV-09AmkI/AAAAAAAAALQ/fyY8wzLeAfU/s400/jon-arbuckle.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249321378531809858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNlUxZgx_vI/AAAAAAAAALI/2oLmWOTZvbI/s1600-h/hot-carfield.gif"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNlUxZgx_vI/AAAAAAAAALI/2oLmWOTZvbI/s400/hot-carfield.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249320048315727602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* spor amaçlı da olsa ulu orta tayt giymemeli bir erkek! böyle ne güzel binmiş bisikletine, kafasında kasketi, gözlüğü, sırtında çantası...ama o tayt ne ya? spor yapmanın zor bir yanı mı olmalı illa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* postiş çok eğreti duruyor ve bunu farkedemeyen kadına kızıyorum ben! yapmacık olmamak lazım yapmacık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kışın en ama en sevmediğim yönü ellerim ve burnumun bir türlü ısınmaması değil dışarı çıkınca üzerine bir şekilde sinen is kokusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yabancı bir insanın türkçe bilme ihtimalini unutmamak lazım! nasıl olsa türkçe bilmiyordur diye düşünmeden konuşan insan ürkütür beni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;ankamall&lt;/strong&gt; falan hikaye &lt;strong&gt;panora&lt;/strong&gt; şahane! gittim bizzat keşfettim elif'le. bir kere içinde &lt;em&gt;&lt;strong&gt;comics&amp;cartoons&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yalnız alışveriş merkezlerindeki o şeffaf asansörler yok mu? hele atakule'deki...uff içim bir tuhaf oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* üniversite tavlası oynadım ilk defa. yendim ve beğendim. yine olsa yine oynar yine yenerim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yağmurluk diye aldığım şeyin kapüşonu olmadığını yağmur yağdığında farkettim. bilinçli tüketici(!) diye bana, o kıyafetin kapüşonu olanına yağmurluk denir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* şimdi gideyim de yine gelirim. sen de bil bakalım bu dörtlük kimin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"İki tür nokta var &lt;br /&gt;Biri önüne ve ardına bakar, &lt;br /&gt;Biri ardına bakmaz, &lt;br /&gt;Ardını noktalar."&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-1108950827738548258?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/1108950827738548258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=1108950827738548258&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1108950827738548258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1108950827738548258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/tk-tk-tk-iyi-gnler.html' title='tık tık tık iyi günler'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNlV-09AmkI/AAAAAAAAALQ/fyY8wzLeAfU/s72-c/jon-arbuckle.gif' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-4547096359957360456</id><published>2008-09-18T22:33:00.004+03:00</published><updated>2008-09-18T23:53:43.876+03:00</updated><title type='text'>yağmur duası</title><content type='html'>* dün gece yatarken yağmur yağsın diye dua ettim öyle yattım. sebep; yeni bir yağmurluk almış olmam ve bunu giyme isteğim. duamın hiç bu kadar hızlı kabul olacağını düşünmemiştim. en son saate baktığımda 3'e geliyordu, hala uyuyamamıştım. tam sızmışım derken bir gök gürültüsü ile yerimden sıçradım. odada kimsenin olmayışı gündüz vakti bile gök gürültüsünden korkan bu bünyeyi daha bir ürküttü haliyle. sersemliği üzerimden attım ama kafamı yastığın altına gömmem bir işe yaramadı. uff ne geceydi ama!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir kez daha: facebook sen nelere kadirsin! en yakın arkadaşım dediğim kişinin hayatına giren kişiyi bile sayende öğrendim. 2 hafta olacak hala kendisi söylemedi. hayırlı olsun diyorum buralardan biliyorum ki blogumu da okumuyorsun canım arkadaşım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* zayıflamışım öyle diyorlar, halbuki ben kilo aldım diye sevinmekteydim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kedi ya da köpekleri pek sevmem yani korkarım ama yavrularına bayılırım. kaç zamandır sevmek için petshoplara sürüklüyorum yanımdakileri de. bugün &lt;em&gt;erkan&lt;/em&gt;'la,selin ve taci'nin yeni kedileri, hasretimi giderdim. sinirleri bozukmuş şu sıra, ellerime tırnaklarını gömdü birazcık ama dudaklarımı büze büze böyle &lt;em&gt;hanimiş de hanimiş &lt;/em&gt;diye diye en şapşal halimle sevdim de sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* barış akarsu vardı ya ölmüştü ya... aklıma geldi şimdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* taksi şoförlerinden bana denk gelenlerinin genelinin benim yaşlarımda okuyan kızı ya da oğlu var mutlaka! ilginç geliyor, gelme diyemiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* - bak bakayım gözlerime?&lt;br /&gt;  + efendim?&lt;br /&gt;  - ooo lens değil bunlar! kaç yaşındasın bakalım?(at beğeniyor maşallah bir de cinsimi sorsa)&lt;br /&gt;  + 20 dolmak üzere.(20li yaş kompleks belirtisi)&lt;br /&gt;  - ben de seni 17 yaşındaki oğluma alırım o halde.(gevrek bir gülümseme)&lt;br /&gt;  + pardon?(dumurlardan dumur beğen)&lt;br /&gt;  - korkma korkma kayınbaban zengin adamdır!(ve yine aynı gülümseme)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bu da kendi kuaförümün kapalı olması üzerine gitmek zorunda kaldığım kuaför sahibiyle aramda geçen diyalog. insanlardaki bu cesaret şaşırtıyor beni, yok böyle bir dünya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hani cennet mahallesi diye bir dizi var ya gerçekte de var öyle bir mahalle ve öyle insanlar. film değil, şaka değil. kendi modaları, kendi kuralları, kendi tarzlarına sahipler ve çok da eğlenceliler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "düttürü leyla"yı annelerin kullandığı bir tabir olarak bilirdim. tdk tarafından kabul görmüş bir kullanımmış meğerse. vay dedim güldüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kargaların korkuları neye göre belirlenmiş de o korkuluğa şekil verilmiş ki acep?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* geçen gece seni gördüm rüyamda, görüştüğümüzde söylemeyi unuttum. ne gördüğümü hatırlamıyorum ama hayır olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* on yüz bin milyon baloncuk'lu reklam senelerce unutulmasın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ruffles maksimum'un gözümdeki karizması ben biftekli cheetos'u görene kadar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "&lt;em&gt;seni lapacı seni yıkamacı yağlamacı&lt;/em&gt;" diye bir şarkı vardı ya...şimdi de "&lt;em&gt;isim neydi çıkaramadım...bebek'te 3-5 tur atarım&lt;/em&gt;" diye şarkılar var ya...insanların eğlence anlayışı var ya ah var ya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çok odaklanamadan yazdığım en genel yazılarımdan birinin daha sonuna gelmiş bulunuyorum. vaktiyle çat diye bitirmişliğim var bir yazımı, bugün de pat diye bitiresim var. pat!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-4547096359957360456?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/4547096359957360456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=4547096359957360456&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/4547096359957360456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/4547096359957360456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/yamur-duas_18.html' title='yağmur duası'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-4574824985144183699</id><published>2008-09-17T23:43:00.004+03:00</published><updated>2008-09-17T23:58:56.665+03:00</updated><title type='text'>ankara kaçtı gözüme!</title><content type='html'>* hızlı başladık döneme ve bir o kadar bunaltıcı. şimdiden sınavda ne yapacağım diye düşünmekteyim ve uykularım koşar adım kaçmakta benden en uzağa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yurda geldiğim ilk gün, sabahın 6.15'inde &lt;strong&gt;hadise&lt;/strong&gt;'nin &lt;em&gt;hadi deli oğlan hadi belime dolan &lt;/em&gt;adlı güzide parçasını takiben &lt;strong&gt;jennifer lopez&lt;/strong&gt;'in &lt;em&gt;let's get loud &lt;/em&gt;adlı nostaljik şarkısıyla uyandım. ve elbette ki ağır parfüm kokuları ve fön makinesinin o dinlendirici sesi... işte erkeklerin hayaliyle yatıp kalktığı kız yurdundan manzaralar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yalnızım odamda, benim yatağım ve dolabım hariç diğerleri boş...en az pazartesiye kadar bu böyle sürecek...yalnızlığı seviyorum ama tek başına yaşamak bana göre değil. er geç, eve yalnız çıkmak düşüncesi beni korkutuyor...bir yandan da bu düşüncelerle boğuşuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yapacak bir şey bulamadım, saçlarımı kestirdim!! hay bu kadınsal içgüdülere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* akşam vakti güvenpark'ta durakta bekliyordum. bir çifte takıldı gözüm. kızın sırtı bana dönüktü, beline kadar uzun, turuncumsu sarıya boyanmış saçları vardı, şu otantik çantalardan takan entelimsi metalci abla mode on! çocuk da gitarı ve upuzun açık kumral saçlarıyla isveçli metalci abi tipinde, babyface, bir o kadar karizmatik. günümüz marjinal görünen ama sıradanlaşmaya karşı koyamayan bir ilişkiye sahiptiler belli ki. kız ellerini iki yana açarak ve kafasını sağa sola sallayarak hiç susmadan konuşuyordu. çocuk tam cevap verecek...yok yok fırsat bile vermiyordu. beklemekten sıkılmıştım ve yerimde duramıyordum, sürekli göz göze geliyorduk genç kızların sevgilisi tipli arkadaşla. kız kıl payıyla da olsa haklıydı bence ama dır dır yaparak tüm haklılığını yitiriyordu. oysa metallica konserinin efsanevi atmosferinde yaşadıkları o heyecanlı anlardan bahsetseler tüm problem yitip gidecekti belki de. 20 dakika süren bekleme sürecinden sonra geldi otobüsüm ve bindim. 2.48 dakika sürecek 2 duraklık yolculuğuma hazırlanırken karşılaştığım en bıkkın bakışlardan biriyle göz göze geldim. romeo abiye aitti bu bakışlar. çaprazıma oturdu. juliet'i yoktu yanında. "kız haklı!" demek istedim birden, sustum. penceredeki yansımalardan göz göze geliyorduk yine, bu sırada bitti yolculuk. inme vaktim gelmişti, aynı anda ayağa kalktık, bir de komşu çıkmıştık..."kız haklı" demek geldi içimden yine, sustum. indik otobüsten, ben caddenin bir ucuna doğru yürüdüm, o diğer ucuna doğru yürüdü. döndük ikimiz de baktık arkamıza, göz göze geldik. "sıradanlaşmayın siz de!" demek istedim, sustum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"modern zamanlarda aşk dipdidudidururu mudur?"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* güvenpark'ta beklerken yaktığı sigarayı, beklediği otobüs gelince yere atan insanlara ceza uygulansa elde edilen gelirle epeyce bir şey yapılır. ama isviçreli bilimadamı olmadığımdan yaptığım araştırmalar ne kadar geçerli olur bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yeni insanlarla tanışıyorum yine, güzel şeyler katıyorlar günlerime. başka hayatlar, başka hikayeler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* süprizin kralını yaptı &lt;strong&gt;ytrumnoua&lt;/strong&gt;, ankara yollarına düştü bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ankara'daki travestilerin özellikle cinnah caddesi'ni tercih etmelerinin sebebi nedir ki acep, bileniniz var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* keman kursunu kaçırdım diyordum, kayıtlar uzatılmış sevinçten havalara uçtum tabi. elimdeki programa uyarsa koşar adım gideceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ankara'nın havasına başlayacağım ha!! o kuru hava gözlerimi bıçak gibi kesiyor adeta! sürekli ağlıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bilen bilir, konur sokak liseli emolarıyla meşhurdur. bir kuaför gördüm konur sokak'ta: "emo saç kesimi yapılır" yazıyor duvarında!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* gülesim var ama hiç komik şeyler söyleyesim yok ve hatta konuşasım yok. içten içe bir durgunluk var bende, sezdin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ha bir de 3 aylık avea macerama son vereceğim sanırım. turkcell de 500-5000'e karşı 300-3000 mesaj uygulamasına geçmiş. her koşulda turkcell rulez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "&lt;em&gt;en son yanağıma yaklaştığında söylemiştim sana, &lt;br /&gt;   bana yalnızlığımı unutturacak kadar yaklaşma&lt;/em&gt;." kendi kendime bunu tekrar eder oldum son zamanlarda. özdemir asaf gibi bir adam daha gelir mi ki şu dünyaya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sonbaharın etkisi değil bu adım gibi eminim. paranoyalarım ve depresifliğimle yüzleşmekteyim...pek içaçıcı olmayan yazılarımla yine gelirim...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNFr6KHzoiI/AAAAAAAAAKg/Na_ndYrlyXs/s1600-h/11274922215ymuf5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNFr6KHzoiI/AAAAAAAAAKg/Na_ndYrlyXs/s400/11274922215ymuf5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5247093687757021730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-4574824985144183699?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/4574824985144183699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=4574824985144183699&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/4574824985144183699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/4574824985144183699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/okumak-zorunda-deilsin.html' title='ankara kaçtı gözüme!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SNFr6KHzoiI/AAAAAAAAAKg/Na_ndYrlyXs/s72-c/11274922215ymuf5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-2411863067573992104</id><published>2008-09-15T22:34:00.006+03:00</published><updated>2008-09-16T23:27:06.950+03:00</updated><title type='text'>yaşamak mı dersin?</title><content type='html'>"bir gün yüksek bir yere çıkıp konuşmaya başladım. doğumdan, yaşamdan, sevgiden, ölümden söz ettim. &lt;br /&gt;sevgi, sevmek sizin elinizdedir. oysa öbürleri elinizde değildir, dedim.. &lt;br /&gt;doğmamak, ölmemek sizin elinizde değildir, dedim. &lt;br /&gt;sevgisiz yaşamak yaşamamaktır dedim. yaşamak, dedim, ilkin sevgi ile, sevmek ile başlar, doğumla, doğmakla değil.. yaşam da sevgisizlikle biter dedim, ölümle, ölmekle değil.. &lt;br /&gt;şimdi sizlere “seven ölmez” diyorum.. yaşamakla ölmek konularının kavramları arasında sizleri, kendinizi yeniden gözden geçirmeye çağırıyorum dedim, ve indim. &lt;br /&gt;dinleyiciler arasında büyük bir kavga çıktı. üç kişi öldü. &lt;br /&gt;sordum, soruşturdum. ölenlerden biri “evet, seven ölmez” diyenmiş. öbürü buna karşı: “hayır, seven de ölür” diyenmiş. &lt;br /&gt;ya üçüncü ölen? diye sordum. &lt;br /&gt;o mu? dediler, anlattılar. &lt;br /&gt;o, bunların ikisinin arasındaki tartışmanın sonucunu öğrenmek için bekleyenmiş."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       &lt;strong&gt;&lt;em&gt;özdemir asaf&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-2411863067573992104?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/2411863067573992104/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=2411863067573992104&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/2411863067573992104'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/2411863067573992104'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/seven-lr-m.html' title='yaşamak mı dersin?'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-5730446842429864101</id><published>2008-09-14T00:27:00.004+03:00</published><updated>2008-09-14T16:37:41.226+03:00</updated><title type='text'>giderayak</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMwvWfR6ZhI/AAAAAAAAAKI/whcIRpJnCoc/s1600-h/cartoon_bus.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMwvWfR6ZhI/AAAAAAAAAKI/whcIRpJnCoc/s400/cartoon_bus.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245619729380042258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* evet, gidiyorum...tam yedi buçuk saat sonra yola çıkmış olacağım. günlerdir uykusuzum ve yeni ders programıma bakılacak olursa bu sene de düzene giremeyeceğim ben. biri kontrolümü eline geçirsin ve ben inat ettikçe o da bana çemkirsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "bu sene yeni bir sayfa açacağım" kervanına katılmıyorum bu defa, hiç bir şey planlandığı gibi gitmiyor. zaten keman ve şan kursunu kaçırdım, 1-0 mağlup başlıyorum seneye. o kadar enerjik olmamı bekleme. akışına bırakalı çok oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* senenin 9. ayını bile yarılamışken döneme, "sene başı" demekte ısrarlıyım, evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* oha lan çok hüzünlüyüm şuan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* oha dediğime bakma, ben günlük hayatta kibarımsıyımdır. yapı itibariyle, ne kadar zorlasam da sert ya da kaba olamıyorum. öyle ki tartışırken o sert olmaya çalışmamın eğretiliğini farkettiğim an, gülüyorum ve cıpcıvık bir insan oluveriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çarşamba gününden beri kendimi dizginlemeye çalışıyorum uykusuzu okumayım da yolda okurum mantığı ile. kapağı, otisabi'yi ve fırat'ı geçen gece bilgisayarımın ışığında okudum, dayanamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* giderayak bir sürü alışveriş yaptım yine, kullanmayacağım şeyler aldım. ve oruçluyken alışverişe çıkılmazmış; insan o sıcakta, susuzluğun da bıraktığı etki ile kırıcı biri olabiliyormuş bunu anladım. kötü bir kızdım bugün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yolculuk sırasında ön koltuktaki kişiyle kucak kucağa uyumak...hoşgörü de bir yere kadar...bazen cidden kaba biri olabilirim...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMwv9IYIFwI/AAAAAAAAAKQ/w5OJv1cDWrA/s1600-h/yolculuk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMwv9IYIFwI/AAAAAAAAAKQ/w5OJv1cDWrA/s400/yolculuk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245620393246988034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* etrafımda çok fazlaca müziği anlatan insan var. bilen bilmeyen...müziği eylem haline getirmediğin sürece sus bence sen, konuşma. bilenler zaten sen dinleyesin diye yapıyor, açıklarını ara diye değil. sadece dinle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bilkent'e cami, kilise ve sinagog yapılıyormuş. hayır, teker teker değil üçü bir arada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* anlatım bozukluğunun kralı: "sen başıma gelen en güzel şeysin!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* aşk meşk yalan bir ilişkide önce saygı sonra sadakat...tabi uzun süreli bir ilişki istiyorsan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* balık ayıklamak genelde karın deşmekten ibaret, bir düşün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* demet akalın bu akşam izmit sınırları içindeymiş. sinirlerim daha bir bozuldu şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* telefonumda world clock diye bir seçenek var, bazen aklıma geliyor açıp bakıyorum sydney'de, washington'da saat kaç...öyle deme o da lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;&lt;em&gt;gossipgirl&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; diye bir dizi gösterime girdi. denk geldim izledim, bölümün başında &lt;em&gt;gossipgirl&lt;/em&gt; olarak nitelendirilen kız, yüzü gösterilmeden "sana her şeyi söyleyeceğim ama kim olduğumu asla" gibisinden bir şey söylüyor. benim izlediğim kaçıncı bölümdü bilmiyorum ama kim olduğu gayet de belli. izleyenlerin IQ seviyesi mi ölçülmüş de biliyorlar yoksa insanları aptal yerine koymak hoşlarına mı gidiyor bilemedim. hayır, yani kız söylemem banane tribine girince kendimden şüphe ettim, ama yok o diziden hayır gelmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* galatasaraylıyım ve haklı olarak bununla gurur duyuyorum. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;gassaray&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; denilmesi zoruma gidiyor. düzgün söylemeyeceksen adını alma ağzına biz &lt;strong&gt;&lt;em&gt;finrbaçe&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; diyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir insan gelsin şu dünyaya ve "kimse beni anlamıyor" diye ortalıkta dolaşmadığı bir dönem olsun... im-kan-sız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* temmuzdu, söz vermiştin ben geldiğimde ankara'nın güzel olacağına dair. yaktın mı gemilerimi? bak geliyorum ama ben!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "bak geliyor terlik" geldi aklıma. içgüdüsel bir şey mi bu acaba? ve ben de söyleyecek miyim çoluk çocuk olursa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ankara'ya yerleşmek için sebep arıyorum kendime. yüksek lisansı uydurmuştum, her zamanki gibi suya düştü planlar. almıyorlarmış bizim bölümden öğrenci. plan yapmamak lazım plan! sen de silinip gideceksin ankara ama ben sana geliyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-5730446842429864101?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/5730446842429864101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=5730446842429864101&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5730446842429864101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5730446842429864101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/giderayak.html' title='giderayak'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMwvWfR6ZhI/AAAAAAAAAKI/whcIRpJnCoc/s72-c/cartoon_bus.gif' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-1025338482794649272</id><published>2008-09-11T17:33:00.003+03:00</published><updated>2008-09-11T21:56:33.048+03:00</updated><title type='text'>1 mesaj alındı</title><content type='html'>* saydım tam 13 gündür banyosunda oxi action'ı, mutfağında calgonit'i olan, düzenli temizlik ve yemek yapılan bir evde kalıyorum. deniz manzarası bile var. ne istersem temin ediliyor, üstelik her şey bedava. buraya babaevi deniliyor. bu konfor maksimum 3 gün daha sürecek, sonra ver elini ankara. olur iş değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* can sıkıntısı insana her şeyi yaptırır efendim. facebook'ta bunu gidermek için mükemmel bir alternatif. önce &lt;em&gt;my dying bride&lt;/em&gt; ile başladım. aaron'un facebook'u yok bunu öğrendim, hamish'in varmış ekledim, kabul etti mesajlaştık. şimdi uykusuz'a sardırdım. dün Büstün ve Memo'yla arkadaş olduk(!). elime ne mi geçti? bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* düşünceli arkadaş diye ben buna derim. mesajla istanbul kodlu bir numara gönderdi mert. ne diye sordum, varis ve hemoroid danışma hattıymış. hayatın ne getireceği belli olmaz tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sınıf ve okul nöbetçisi arasında bir statü farkı vardır. elbette ki okul nöbetçisi daha havalıdır. derslere girmez bir kere, al sana +10 puan. dersten mi kaçmak istiyorsun "müdür çağırıyor" der sizi kurtarır, anne baba baskınına karşı her türlü ihbarı yapar, aksiyon insanıdır özetle. ama sınıf nöbetçisi; tahtaya dersin adını yazar, çöpleri döker, hoca istiyorsa yoklamayı alır; hele ilkokulda, konuşanları yazar, direkt antipati sebebi. en iyi arkadaşlıklar bile bozulur bu görevin gerçekleştirilmesiyle. öyle lanet bir şey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* dürümü, kebabı öyle şık restorantlarda yemeyeceksin. eğer ki parmaklarını yalamak istiyorsan nerde kuytu salaş bir yer, nerde bir seyyar tezgah oraya koşacaksın. tadı öyle çıkar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kıl, tüy ilginç bir yapıya sahip. kökünden ayrıldığını nasıl da anlayıverip uzamaya başlıyor hemen, aklım almıyor. bizi ayıramazsınız mesajı mı veriyor aklınca anlamadım ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* pril: bomboş tezgahın üzerinde o &lt;strong&gt;&lt;em&gt;scotch brite&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ile nasıl da uyum içerisinde yıllardır. allah ayırmasın, bir tezgahta kocatsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* pipet herhangi bir şeye her an cazibe katabilir. ilkokulda bir de leblebi tozu vardı ya, böyle çubukla çekerdik. leblebiyi hiç sevmezdim ama sırf o pipeti kullanmak aşkına genzime kaça kaça hüpletirdim. hay aklımı seveyim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ranzanın üst katında yatmak tam bir trajedi. susarsın, in merdivenlerden çık merdivenlerden; tuvaletin gelir in merdivenden çık merdivenden; tüm ihtiyacını karşılarsın aklına yapman gereken bir şey gelir... haydaaaa!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yerli yersiz karın guruldaması can sıkıcı bir şeydir. harakiri yapasım gelir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "1 mesaj alındı", işte ekrandaki bu yazıya bayılıyorum. maksat &lt;em&gt;biri mesaj attı hebelöleylöy&lt;/em&gt; diye sevineyim değil, o görüntü acayip hoşuma gidiyor. bu sayı 1'den fazlaya çıksa böyle sevinmem. işte böyle ufak şeylerden mutlu olabilen bir insanım öyle de hayat dolu, öyle de muhteşem biriyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ben her ayın 10'unda "bugün ayın 10'udur eğlen suna'm eğlen" şarkısını söylemek isterim. ayın 10'undan önce planlar yaparım "bu ay kesin söyleyeceğim" diye. nasıl oluyor anlamıyorum ama bir bakıyorum 10'u çoktan geçmiş. algılarım kapanır, farkedemem ayın 10'unun geldiğini. bak yine geçmiş!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* dönme dolabın isim mantığını çözebilmiş değilim. tamam dönüyor o yüzden &lt;strong&gt;dönme&lt;/strong&gt; kısmı uyuyor ama dolabın mantığı ne? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* gothic ev eşyaları ibaresiyle karşılaştım, tıklayıp bakayım da vizyonum gelişsin dedim. her insanın beklediği gibi ben de şamdanlar, perdeler, koltuklar bekledim. adamlar kuru kafalı tuvalet fırçası üretmişler! vizyonum epey bir genişledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMknWe9xQcI/AAAAAAAAAJU/X327wHDPEDU/s1600-h/kuru+kafa.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMknWe9xQcI/AAAAAAAAAJU/X327wHDPEDU/s400/kuru+kafa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244766508272402882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* isimli kolyeyi anlamlandıramam ben. küçükken kaybolursak diye künyemize yazılırmış da şimdi kaybolma ihtimalinde yardımcı olacak değil ya sana! hem insan birazcık gizemli olmalı bence. düşün ki biri gördü beğendi seni, bırak da azıcık hayal kursun adam değil mi? &lt;em&gt;acaba adı ne&lt;/em&gt; desin, arkadaşıyla tahmin yürütsünler iddiaya girsinler. ama yok nerdeeee? asmış oraya, yazıyor &lt;strong&gt;&lt;em&gt;mine&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;. demek ki adı mine'ymiş der geçer adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* deri koltuğa oturmaktan korkar mısın sen de? ben otururken acayip geriliyorum, acayip bir baskı hissediyorum üzerimde. o sesi duymak hiç hoşuma gitmiyor, arkama bakmadan uzaklaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kadınlar ve erkekler arasında yapılacak bir benzetme de benden olsun. kadınlar fotoselli makineler gibidir aşırı hassas, ama erkekler manuel vitese benzer öyle de odun öyle de kalas.(böyle düşündüğümden değil, bu benzetmelerin abartı boyutu tüylerimi diken diken etmiştir hep)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* webcam'den kulağında kulaklıkla astronot gibi fotografını çekip profiline koyan adamların özgüvenine hastayım. sizin de var mı bilmem ama dün kuzenim benimkini karşıma çıkardı sağolsun. kahkahalarla olmasa da güldüm. 15 yaşındaydım o zaman, mini minicikmişim. çok iyi hatırlıyorum o günü, uykudan uyanmış gözlerim mahmur, dersaneye gitmek üzereydim. boynumdaki tül kolyenin aynısını geçenlerde &lt;em&gt;inflack&lt;/em&gt;'ın kardeşinde gördüğümde duygulanmıştım. amacım; kulaklıklarım olmasa da benim de o adamlar gibi özgüvenim var kendime mesajı vermek. evet doğru bildin :)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMkpNfUchRI/AAAAAAAAAJ0/S5leCkrRBvY/s1600-h/mennan_web_cam.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMkpNfUchRI/AAAAAAAAAJ0/S5leCkrRBvY/s200/mennan_web_cam.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244768552771945746" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMkowIxfxAI/AAAAAAAAAJs/3sti3R5hY6U/s1600-h/n696417741_882194_6497.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMkowIxfxAI/AAAAAAAAAJs/3sti3R5hY6U/s320/n696417741_882194_6497.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244768048503571458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ha bir de defalarca başıma geldi; yolda yürürken tanımadığım insanlar tarafından parfümün adının ve saçıma özel bir bakım yapıp yapmadığımın sorulması. o şaşkınlık haliyle tebrik edemedim ama cesaret ister böyle şeyler bence. ben de oto mesaj geliştirdim kendime: "&lt;em&gt;saçım an itibariyle 72 santimetre olup hiçbir özel bakıma tabii tutulmamakla birlikte bugüne kadar bir damla kimyevi madde(boya) sürülmemiştir. parfümün adı ise channel chance efendim. iyi günler dilerim&lt;/em&gt;." umarım adres soran biri olursa otomatiğe bağlamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bonibon kapağından çıkan harf ya da falım'daki fallar bir anlık da olsa heyecanlandırmaz mı seni?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sesli konuşan bir insana neden &lt;em&gt;yavaş konuş&lt;/em&gt; denir ki?  yavaş konuşunca ses düzeyinde bir değişme mi olacak sanki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* mutluyum, bu yıl en erken dersim (cuma günleri hariç) 12.30'da. keşke parantez içindeki cümleyi söylemek zorunda hissedecek kadar realist olmasaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;pretty woman&lt;/em&gt; eşliğinde catwalk yaparaktan sokağın sonundaki çöp konteynerine çöp atmaya gitsem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bence de bugünlük bu kadar yeter, haklısın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-1025338482794649272?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/1025338482794649272/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=1025338482794649272&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1025338482794649272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1025338482794649272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/1-mesaj-alnd.html' title='1 mesaj alındı'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMknWe9xQcI/AAAAAAAAAJU/X327wHDPEDU/s72-c/kuru+kafa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-3991725401820797526</id><published>2008-09-10T00:58:00.008+03:00</published><updated>2008-09-10T22:37:19.435+03:00</updated><title type='text'>memories never die!</title><content type='html'>* pek sevgili biricik okulum, Ankara Üniversitesi, &lt;em&gt;pilates&lt;/em&gt;i seçmeli ders listelerine eklemiş, hayırlı fitnesslı olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* taze ekmeğin damağı çizmesi, mutsuzluk sebebi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* siyah oje sürdüm dün, bugün çıkardım ama üzerimden o coolluğu atamadım hala, kahretsin çok süperim, en süperim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* insanların beni telefonlarına hangi isimle kaydettiğini merak ederim. ben de onlardan biriyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* horlamaya çare bulamadım henüz ama ağız kokusuna son! dişin etrafına monte edilecek, kokulu bir obje geliştirmeyi denesinler. hayır, klozetin kapağını açınca gördüğüm kokulu nesneyle hiçbir alakası yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;&lt;em&gt;bana sen lazımsın&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ne kadar çirkin bir ifade! duyan, adam pasta yapıyor da yumurta lazım sanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* annemdeki bu adrenalin tutkusunun yarısı bende olsa aktif bir genç olurdum. ben lunaparktaki o oyuncaklara binmeye cesaret edemezken bungee jumping'ten bahsediyor bana. yok böyle bir şey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ayak serçe parmağını ve dirseğini bir yere vurmak kadar acı veren bir şey yaşadın mı sen? kıvrım kıvrım kıvrandırıyor uff...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* dergilerde, gazetelerde, her yerde şu test çılgınlığı var ya hani, her an elinin altında bulunsun istiyorsan işte sana link, ne ararsan var: &lt;em&gt;&lt;strong&gt;www.biriyim.com&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;ben hangi masal kahramanı ve hangi dünya mutfağı olduğumu merak ettim. sonuç: çirkin ördek yavrusu italyan mutfağı'nda! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kulaklarım çınladığında gerçekten birinin hakkımda konuşup konuşmadığını merak ederim. ama sabaha karşı 5'te çınlıyorsa doğruluk payından şüphe ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "bu diş macunu öyle süper bir şey ki aileme kullandırıyorum" temalı reklamları sorgulamaktan vazgeçtim de sanki tüm diş problemlerinin çaresi diş macunu gibi hep aynı hikayenin anlatılmasına daha fazla katlanamayacağım! isyanlardayım!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* en yardımcı fiil: yemek yemek! mutlu olmaya yardımcı oluyor, çok ciddiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kredi kartını taksit yaptırabilmek amacıyla çıkartıp bir an önce ödeyip kurtulayım diye her şeyi tek çekim alan yegane insan olmadığıma inanmak istiyorum. hadi bir işaret ver!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* aldığım kararları uygulayıp uygulayamadığımı görebilmek için yazmaya başladım bu blogu. ne zaman maddeleme işini farkettim işte o an ciddiyetimi kaybettim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir de sağ taraftaki profil fotografım da çok bayık baktığımı farkettim ama değiştirmeyeceğim! şimdilik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çikolataya antep fıstığından sonra en çok yakışan şey hindistan cevizidir. coco star bunun en önemli temsilcisidir. itiraz istemiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kızların ip oyunları vardır ya. önce ayak bileklerindedir o ip, sonra dize çıkar, sonra kalçaya ve en son bele. ben kalçaya gelince yere çakılanlardandım. nasıl bir esneklikti arkadaşlarımdaki hala şaşarım. hoplayamazdım, yere düşerdim ve dizlerim kanardı. neyse ki sarı boncuk fırlatan tabancalar çıktı da sonra hırsız-polis oyunları daha bir keyif vermeye başladı, erkek arkadaşlarımın oyunlarına transfer oldum ben de. ve tabi ki tasolar...maç yapamazdım 5 dakikadan fazla, dalağım şişerdi hemen. saçma da olsa &lt;em&gt;simit&lt;/em&gt; vardı bir de, izlemesi zevkliydi onu da. evet evet kesinlikle erkek oyunları daha keyifliydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir de ilkokulda bir hocamız vardı, "allah'ım sen ölmeden canımı alma ya rabbim amin" diyip dururdu ve biz buna çok gülerdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* okuduğum bölümü söyleyince "amerikan'ın kültürü mü varmış pehh!" diyen kişilere karşı duyarsızdım ama aynı şeyi defalarca duymak gittikçe sinirimi bozmaya başladı. alternatif cevaplar aramaktayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* eğer şu &lt;em&gt;atlas deneyi&lt;/em&gt; dünyanın sonunu getirecekse son saatlerimizi yaşıyoruz demektir. yapmam gerekenleri bırak yapmak istediklerimi bile yapmadım henüz. gözüm açık gider mi ki? e şey tabi bedenim parçalanmadığı takdirde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* günün şarkısını &lt;em&gt;morphia&lt;/em&gt;'dan &lt;em&gt;memories never die&lt;/em&gt; olarak atıyor ve aklıma gelmeyenlerle yazımı noktalıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Forget the past and the present&lt;br /&gt;And take me to another day."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMbxWLRCGTI/AAAAAAAAAJM/A_JefLoEfEk/s1600-h/oje.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMbxWLRCGTI/AAAAAAAAAJM/A_JefLoEfEk/s400/oje.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244144179403168050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-3991725401820797526?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/3991725401820797526/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=3991725401820797526&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3991725401820797526'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3991725401820797526'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/memories-never-die.html' title='memories never die!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMbxWLRCGTI/AAAAAAAAAJM/A_JefLoEfEk/s72-c/oje.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-6876158176788547063</id><published>2008-09-09T02:29:00.004+03:00</published><updated>2008-09-10T13:48:54.572+03:00</updated><title type='text'>bulamaç</title><content type='html'>* ders kaydımı ilk defa sorunsuz bir şekilde yaptım. şu mübarek günde ağzımı bozdurmadın ya teşekkürler öğrenci işleri!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* önceden yazdığım birkaç yazıyı yayınlamıştım geçenlerde, bir an düşündüm eskinin ne işi var ki burada diye sildim. hem zaten fazlaca hisliydi.. aman da ne iyi ettim yıldızlı pekiyi bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* oruç tutmuyordum günlerdir, bugün tekrar başladım. e haliyle bizim o masabaşı sohbetlerine katılma imkanım oldu. bugün ders başı yapan liseliler arasında kardeşim de yer alıyor ve inatla tıraş olmayı reddediyor. sahurda saç sakal uzun, uykulu bir şekilde masaya geldi. babam, ya sabır dercesine baktı baktı ve sohbetimizi başlatan bombayı patlattı: "karizma insanın duruşunda değil içinde olacak içinde!!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ilkokul arkadaşlarımın birçoğu mahalleden de arkadaşım aynı zamanda. bugün toplanıp iftara gittik.(yazım 12den sonra biteceği için dün sayılıyor) gözümde canlanıverdi ilkokul sıralarında oturduğumuz, okul çıkışı çantalarla eve yürüdüğümüz günler, &lt;em&gt;ne ara büyüdük&lt;/em&gt; klişesinden vazgeçmedim ama içimden söyledim. öncesi ve sonrasıyla güzel bir gündü. akşam vakti o çınarlar altında yürümeyi özlemişim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* batak oynadık. yemek sonrası 5 kişi kaldığımızdan ferhat ve ben ortak oynadık. kartları o açınca güzel şeyler başardık, ihale başarımızdaki katkısından dolayı da serkan'a sonsuz teşekkür tee buralardan :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* şu sıralar fazlasıyla dikkat dağınıklığı yaşıyorum. ellerim, dizlerim titriyor ve de çarpıntılarım oluyor sık sık. bir sorduğumu 5 kere daha sorabiliyorum. en basit şeye bile odaklanamıyorum. sorularıma bir kereden fazla maruz kalanlardan mısınız? kusuruma bakmayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir garsona ice tea sipariş edince "nestea var onu getirsem olur mu?" demesin lütfen. tişört bastıracağım; "ice tea, nestea farketmez şeftalili olsun bizim olsun."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kediler böyle gözlerini kısarak bakıyor ya hani ben çok korkuyorum o an. aklından geçenleri okur gibi oluyorum. sonra bıyık altından güler gibi arkasını dönüp aheste aheste gidiyor ya; sen de, onun aslında bir hayvan olmadığını düşünmüyor musun benim gibi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* annem, sözlükten sonra şimdi de facebooka sardı, dilinden düşürmüyor. her an üye olabilir. zaten teyzemler falan hepsi üye. tag'leşiriz, poke'laşırız, comment neyin yaparız hoş olabilitesi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* doctor renaud paris: doghtoğğ ğöno paği. hatırladın mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* iki yakın arkadaşın aynı kişiye aşık olması olayını iki yönden de yaşadım ben. farklı dönemlerdeki en yakın 2 arkadaşım çok pis yazmıştı 2 eski erkek arkadaşıma. ve yine iki defa iki yakın arkadaş birbirine düşmüştü benim yüzümden. neler mi oldu? hayattan çıkarılmak suretiyle çözüldü ve unutuldu her şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* dikkatimi toplayamıyorum, şuan bu yazıyı yazmakta çok zorlanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* komşumuzun torunu yiğit 14 şubat'ta 4 yaşını dolduracak bir afacan. daha sonra maceralarımızdan bahsederim yine ama şimdilik bunu anlatıp geçeceğim: birlikte oturuyorduk. elindeki oyuncağıyla ilgileniyordu birden ellerime baktı, "yanılmıyorsam elinde bir karınca dolaşıyor" dedi ve oyuncağıyla ilgilenmeye devam etti. karınca dediği şey siyah bir pamukçuktan ibaretti ama "yanılmıyorsam" diyişi beni benden aldı. ee o minicik ağzını mıncırdım tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s: kendisinin karıncalara fena halde takıntısı var. minik ve siyah olan her şeyi karınca olarak adlandırmak istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* günümüz koşullarında çocuklara masal anlatmak da zor. cin gibiler maşallah. haklılar da sen git sabah akşam discovery izle sonra kim inanır ki tahta bir kuklanın konuşabileceğine, burnunun uzayacağına falan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* direk ve direkt arasındaki fark ayırt edilmeli artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* son dönem ilişkileri epeyce ilginç, beklentiler ve standartlar öyle yükseltilmiş ki sanırsın kızlar angelina jolie, erkekler brad pitt. erkek, her dakika sağdan soldan kızı alıp gitmesi gereken yere bırakmıyorsa suçlu, ucuz bir yerde yemek yediriyorsa basit, cep telefonunun kontörüne varana kadar ihtiyacını karşılamıyorsa ezik. bu beklentilerin hiç biri karşılanmıyorsa "&lt;em&gt;at gitsin&lt;/em&gt;" politikası uygulanıyor, çok defa tanık oldum. sonra da türk erkekleri kadın görmemiş gibi davranıyor şöyle de böyle! yok yeaa! hepsi sizin eseriniz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* renkli lens kullanıyorsan yüzüme bakarak konuşma benle! içim bir tuhaf oluyor, henüz balıklarla konuşmaya alışık değilim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* maskeli iftar partisi düzenlesem hangi kıyafetle gelirsin yemeğe?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* pazar günlerinin önemi gittikçe değişiyor. babamın da çalıştığı günlerdi, sabah erkenden kalkıp çizgi film izlerdik, öğleden sonra banyo yapardık. o minik, pembe, bebek aspirinini içerdi ablam ile kardeşim ve uyurduk. o sırada annem önlüklerimizi ütülerdi ve akşam olurdu bile. geçirdiğim rahatsızlık yüzünden benim aspirin içmem yasaktı, çok özenirdim bee.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* insanı hayvanlardan ayıran tek özelliği düşünmekmiş. pehh yalana gel! beni onlarla bir tutamazsın hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ninja kaplumbağalar neden pizza yerdi ki? leonardo da vinci, donatello, michelangelo ve raffaello sanzio da sürekli pizza mı yiyormuş sanki? milliyetçiliğin böylesi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMW0sRD19RI/AAAAAAAAAJE/Uyy9I1RCrkk/s1600-h/ninja_turtles.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMW0sRD19RI/AAAAAAAAAJE/Uyy9I1RCrkk/s400/ninja_turtles.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243796013729576210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* defterler arasında sakladığımız o güller nerededir ki şimdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bu beyaz sayfayı bana ayırdığı için her yazımın başında bloguma teşekkür etsem mi ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "&lt;em&gt;Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına &lt;br /&gt;Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır &lt;br /&gt;Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana&lt;/em&gt;." der ataol behramoğlu &lt;em&gt;yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var&lt;/em&gt;'da. kalsın bu satırları zihninde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-6876158176788547063?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/6876158176788547063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=6876158176788547063&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/6876158176788547063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/6876158176788547063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/bulama.html' title='bulamaç'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMW0sRD19RI/AAAAAAAAAJE/Uyy9I1RCrkk/s72-c/ninja_turtles.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-5591423173762200663</id><published>2008-09-07T17:11:00.003+03:00</published><updated>2008-09-08T14:32:23.240+03:00</updated><title type='text'>rapunzel abla'dan saçmalamacalar</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMPgyWeiSvI/AAAAAAAAAI8/GSUHqDH9kqE/s1600-h/21012007dc1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMPgyWeiSvI/AAAAAAAAAI8/GSUHqDH9kqE/s400/21012007dc1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243281546821126898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ramazan insanın sadece ağzını değil elini kolunu ve hatta ayağını da bağlıyor. insan her şeyini iftar vaktine endeksliyor, 30 gün böylece geçip gidiyor hayatımızdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kredi kartımı ödemeye çıktım dün, eve geri dönmek istemedim. lise yıllarımdan bana kalan en güzel insanı aradım, gelsin beni yine kurtarsın diye. uykusunu böldüm ama bence değdi. hayır ya sabahın köründe arayacak kadar düşüncesiz değilim öğlenin 3'ünde uyumamalı bir insan.(bunu söyleyen ben olamam)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yukardaki resim sekapark'a ait. izmit'in sahip olduğu en güzel alanlardan biri olmuş bence. aşık oldum resmen. sahil kenarında bir park alanı. düşün ki ahşap bir iskele üzerinde bembeyaz dekore edilmiş bir mekandasın. duvar yok, etrafın yemyeşil, aşağıdan akıp gidiyor körfezin suları, gökyüzü masmavi. etrafında yelkenliler, deniz otobüsü, sandallar, tekneler süzülüyor. bir de planör kiralamak gibi bir hizmet sunmuşlar ki ben en çok buna bayıldım. ilgililere duyrulur: körfez turu 150 ytl, istanbul turu 1500 ytl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* baktım çimlere doğru ilerliyor selim, "dur basma!" dedim "tabelayı görmüyor musun?" dedi. nasıl da içimde ukte kaldıysa hayatım boyunca o günü beklermişim gibi bastım çimlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMPMW7z31WI/AAAAAAAAAI0/7rRY_0ngepU/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMPMW7z31WI/AAAAAAAAAI0/7rRY_0ngepU/s400/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243259085573838178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bazen yanımda olmasını istediğim kişinin msn'de online olması bile yeterli oluyor. takılıyorum kendi halimde, arada açıp listeme bakıyorum ordaysa eğer gülümsüyor ve takılmaya devam ediyorum. ama her iki türlü de yanımda olmadığı günler için fake hesap açıp listeme ekleyeceğim. bu böyle olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir önceki yazımı peru'daki bir arkadaşım için yazdım. blogumun türkçe olduğunu görünce üzülmüştü ve bir gün onun için yazacağıma dair söz vermiştim ben de. bunun için doğum gününü seçtim, çok mutlu oldu. ben de mutlu oldum. sizi pek alakadar etmedi biliyorum ama bizim için süper oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kablosuz internet servisi veren hamam görmüştüm. kim götürür ki laptop'ını o ıslak, nemli ve köpüklü ortama. ben götürmem en baştan söyleyim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çimlere basmak dedim de aklıma futbolcular geldi. çimlere basmayınız ya da çimlere basınız tabelaları ne ifade ediyordur ki onlara?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "acımadı ki acımadı ki!" nasıl bir söz öbeğidir! insanın çileden çıkarır, daha fazla acıtma isteği uyandırır. sanırım bu yüzden kimseye şiddet uygulamıyorum. aferin bana! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "herkes gider be rapunzel abla. baksana sana o kadar yalvarıyorlar uzatıp saçlarını alıyorsun yanına. sonra senin kuleden başka hatunlarla kesişmeler kaçamaklar. hani dünyanın en büyük aşığıydın!" demişti yılmaz, geç oldu ama hak verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir erkek giyinecekse camel active ve quiksilver'dan giyinmeli bence. çok karizmatik kesinlikle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* tek taş yüzüğün cazibesini anlayabilmiş değilim. ne ki bu kadınları çılgına çeviriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdanmışsın&lt;/em&gt; ben bunu anladım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* okuyorum ya ben uykusuz'u, penguen'i; böyle "ahanda bunu aklımdan geçirmiştim ben bloga yazacaktım" diyorum ya, o anı hiç sevmiyorum ama yine de gülüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* matematikçilerin şu &lt;em&gt;x&lt;/em&gt; sevdası yedi bitirdi beni! hayır hep aynı geyik ama bulmaya çalışırken kafayı yiyeceksen neden kaybediyorsun &lt;em&gt;x&lt;/em&gt;'i? sonra ben olmayan şeyin peşinden koşuyorsunuz diyince cahil gözüyle bakın peh!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* erkek parfümleri kadın parfümlerinden çok daha güzel bence. kadınlara ait birçok şeyi sevmiyorum ve bunları her farkettiğimde, neden erkek olarak gelmedim ki şu dünyaya diye başlayan isyan silsilesi ile kendimden geçiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* he bir de göbek var bilmemne diye üzülmeyin! kadınlar üçgen vücutlu erkekleri beğeniyor gibi görünür ama tercihi ondan yana yapmaz. güven vermez ki çünkü kas yığını, manken görünümlü bir erkek. o yaşlanırken evle, çocukla, işle ilgilenirken; adam her an kendi gibi manken görünümlü bir hatunla kaçacak gibi gelir. hem sen hiç üçgen vücutlu bir baba gördün mü sanki de konuşuyorsun? e tabi şimdi bu söylediklerimin rahatlığıyla gevşer ve salarsan g*tü göbeği ama yanına da manken gibi bir hatun istersen o da hata. bırakıp gidemez mi sanıyorsun? yanılıyorsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* pringles'a cips diyenin alnını karışlarım. sen hiç diğer cipslerden ördek gagası yapabildin mi de konuşuyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hande yener ve özcan deniz: nerden nereye'nin canlı örnekleri! bir düşün hele! aşmış bunlar, biz hala yerimizde sayalım. çok eziğiz lan.. biri turkish madonna diğeri pavarotti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hatırladım!! şuan, geçen gün aklıma gelen karşılaştığım en alegorik ismi hatırladım: veli göçer. kim mi? ödev sana, araştırıp geliyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* veli göçer göçmez göçen göçmez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ıstakoz kabulümdür ama bir insan karidese neden bayıla bayıla yumulur ki? çinli olsan neyse de... denizde yaşaması böcek olduğu gerçeğini değiştirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* lahmacun, acılı ezme, soğan, sarımsak ve hatta pastırma sevmeyen kişiye anlam veremem ben. hele "ıyyk kokar be!" triplerine girenin diline çemen sürerim 1 hafta çıkmaz kokusu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* uyku anımda yaptığım ve söylediğim her şey mübahtır efendim. sayıklarım, hem uyurum hem de gezerim. attığınız mesajları okur hatırlamam hatta cevap atarım onu da hatırlamam. ararsınız açarım konuşmam hatta anlamsız bir şey söyleyip telefonu yüzünüze kapatırım. öyle işte..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ha bir de kapısı kilitlenmeyen tuvalete, banyoya girmem ben. insan kendini savunmasız hissediyor yalan mı? manyak deme, pat diye biri içeri girse napacaksın bana onu söyle?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ömrüm boyunca ne amuda kalkabildim ne de parande atabildim, bu bir eksiklik midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* pakmaya var ya hani, onun sahibinin kurduğu okullardan birinde okudum ben ilkokulu. ayrıcalık değildir onun farkındayım. sadece abidin pak i.ö.o. diyince "o ne beaa puhaha" diye dalga geçenlerin anısına bahsettim. abidin ismi neden böyle komik gelir ki insanlara?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* maçın en kritik anında sakatlansa futbolculardan biri, tedavi sırasında taraftarlar atışmaya devam etse, sonra hemşire dönse sus işareti yapsa... bence annesini karıştırmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* semih, türkiye - hırvatistan maçında "sus" işaretini bir yaptı pir yaptı. dün ermenistan maçında da aynı hareketi gördüm. gittikçe itici olmaya mı başladı ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* nietzche'nin aforizmalarına bayılırım ama öğretileri genellikle uymaz bana. onlar için fazlaca sıradan biriyim ama o öğretiler yayılmaya başladığında nietzche'nin çoktan delirmiş ve bunu hiçbir zaman öğrenememiş olduğu gerçeği hüzünlendirir beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* madem öyle yine sevdiğim bir aforizmasıyla yazımı bitireyim istedim: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?"&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-5591423173762200663?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/5591423173762200663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=5591423173762200663&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5591423173762200663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5591423173762200663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/rapunzel-abladan-samalamacalar.html' title='rapunzel abla&apos;dan saçmalamacalar'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMPgyWeiSvI/AAAAAAAAAI8/GSUHqDH9kqE/s72-c/21012007dc1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-1181451182310616502</id><published>2008-09-05T13:36:00.007+03:00</published><updated>2008-09-10T14:21:21.339+03:00</updated><title type='text'>just for you</title><content type='html'>the less people understand me, the much more you understand me. there's always been an unseen bridge between us despite the thousands kilometer-way. and without seeing my face physically, you've seen me suffering in your dreams. i felt, you felt. we've written, we've replied. some day we never heard of each other but felt the way the other felt and this kept us tranquil. it has always been completely difficult to describe the telepathy between us so i can't find the correct words. but this is only written for the sake of your innocent friendship as you wanted, anyhow you can feel it and i prefer the holy day for this :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;now years have passed and you've became a big guy, haven't you? :)  this is the forth birthday we celebrated together and i hope it won't be the last one. and here, i found something you wrote for me and it made me smile again. I'd like to end my post with it and my favourite photo of you haha, thanks again. wish you better days of happiness..freedom survives..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;She hovers through the heavy air, &lt;br /&gt;Bloody dew crown decaying meadows, &lt;br /&gt;Meadows unwithered laying inert, &lt;br /&gt;Barely seen by twilight dim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;So heavy air ensnares the field, &lt;br /&gt;But dissipates around her shield, &lt;br /&gt;A shield of darkness and distress. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;She makes no sound, &lt;br /&gt;Moving herself slowly, &lt;br /&gt;Within the old frozen oaks, &lt;br /&gt;Like a deadly dance that break even the hardest rocks. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The chaos set a realm around her, &lt;br /&gt;The shadows blend in remorse, &lt;br /&gt;Mankind cry cause they know the time has arrived, &lt;br /&gt;The time of a red awake, &lt;br /&gt;The time of a new obscure dawn. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A woman which no man would dare to behold forevermore... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...my Princess of the Dark Lands.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMEUkrDbHhI/AAAAAAAAAIs/NAbOMJRJLJM/s1600-h/emir.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMEUkrDbHhI/AAAAAAAAAIs/NAbOMJRJLJM/s400/emir.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242494061500898834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-1181451182310616502?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/1181451182310616502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=1181451182310616502&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1181451182310616502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1181451182310616502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/just-for-you.html' title='just for you'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMEUkrDbHhI/AAAAAAAAAIs/NAbOMJRJLJM/s72-c/emir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-4902107979760399828</id><published>2008-09-04T22:44:00.011+03:00</published><updated>2008-09-04T23:20:12.393+03:00</updated><title type='text'>o da olmalı blogumda!</title><content type='html'>hayatta en bi çok güldüğüm biri varsa o da &lt;em&gt;fırat&lt;/em&gt; şüphesiz. neşemi hiçbir şey yerine getiremezse açarım, okurum. en son ardı ardına okuduğumda gözümden yaş getirdi ve karnıma ağrılar girdi gülmekten. nasıl bir zeka ürünüdür ve aramızdan biridir bu ya reppim? kendi çocukluğumdan çok fazla şey buluyorum her karesinde. tek eksiğim bir "hayalet" arkadaşımın olması. o da olmasın korkarımmış zaten. hele o melis yok mu? "hıhı hello fırat. hello merhaba demek fırat değişmez çünkü fırat özel isim hıhı." görmeyen kalmasın diyorum, beni okuyan herkes bahsettiğimde bilsin "dinimiz amin" diyince şaşırmasın istiyorum! nevresim takımları, silgiler, kalemler, bardaklar, defterler artık barbie ya da batman'le değil fıratla süslensin istiyorum. bu çılgınlık yayılsın istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMA-gOI66pI/AAAAAAAAAIc/OqY83bN85sg/s1600-h/f%C4%B1rat.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMA-gOI66pI/AAAAAAAAAIc/OqY83bN85sg/s400/f%C4%B1rat.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242258689531505298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-4902107979760399828?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/4902107979760399828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=4902107979760399828&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/4902107979760399828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/4902107979760399828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/o-da-olmal-blogumda.html' title='o da olmalı blogumda!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SMA-gOI66pI/AAAAAAAAAIc/OqY83bN85sg/s72-c/f%C4%B1rat.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-3934907712215105787</id><published>2008-09-04T02:32:00.003+03:00</published><updated>2008-09-04T02:58:20.860+03:00</updated><title type='text'>mazeretimsili asabi</title><content type='html'>* mazeretim ne kadar geçerlidir bilmiyorum ama asabiyim bugünlerde. bir o kadar da mutsuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hayatında birçok şey yolunda gidiyorsa bil ki yine o birçok şey alabora olabilir herhangi bir anda. neye uğradığını şaşırırsın! elinden bir şey gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* birilerini kendince cezalandırırken başkalarının mutsuzluğuna sebep oluyorsan yanlış giden bir şeyler var demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* biriken tüm sinirimi en olmadık anda en olmadık kişi üzerine püskürttüm, en büyük pişmanlıklarımdan birini yaşadım. bu blog üzerinden nesnelere, kişilere saldırmak en iyisiymiş. kimseye zararım yokmuş o zaman. bunu anladım son 2 günde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* evet pek sıkıcıyım. istemiyorsan okumaya devam etmeyebilirsin. ne yazacağımı bilmeden devam ediyorum pek iç açıcı şeylerden bahsetmeyebilirim. hatta devam bile etmeyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* tuzzy basbourne'umuz var bizim, o da başladı blog yazmaya. bir uğra, okurum güzelleşirim'de de adı var: şatruuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir ilişkide 3. bir kişi varsa başrolü o oynar. birincil kişi çoktan ikinci(yani 3.) kişinin gölgesinde kalmıştır ve bu üçgen bozulmadığı sürece öyle kalacaktır. yine de atalara kulak vermek gerekir: son gülen iyi güler. hayır, bu sadece gözlem, böyle bir ilişkim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ayşe teyze'ye o kadar laf söyledim duydu mu ne? indirime girmiş ace!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar&lt;/em&gt; diyor ya o şarkıda, ben de yuh diyorum! ama yok kalabalık içindeki yalnızlığı kastediyorsa güzel benzetme der ellerinden öperim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* az önce hayatımda karşılaştığım en alegorik isimi farkettim, sonra unuttum. hatırlayınca yazarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* deniz'le birlikteyken benim adım mehtap olsa aniden, sorsak seni; neredesin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;okuyabilirsen kocaeli okuyamazsan koca evi&lt;/em&gt; diye bir deyiş uydurmuş dersane sektörü, daha yeni duydum höh dedim, engel olamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1-2 saat önce facebook'a giremedim, altyapı çalışması neyin varmış. nasıl gerildim, hayatımda büyük bir boşluk hissettim bir anda anlatamam. cep telefonumu evde unutup dışarı çıkmışa döndüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kardeşimle aynı odayı paylaşıyoruz, uyuyor şu an ve aynen şöyle sayıklıyor gayet hızlı ama sakin: bak bak bak polis geldi ahmet polis geldi bak bak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;cola turka&lt;/em&gt;'nın chevy chase'li çıkış reklamı vardı ya yaratıcı olmadığı oranda iticiydi, çok şükür ki &lt;em&gt;coca cola&lt;/em&gt; taklidi reklam yöntemine başvurdular da unutuldu gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ergenlik dönemini atlatıp normale dönenler için "çirkin ördek yavrusuydu kuğuya dönüştü" benzetilmesi yapılmasın artık! yapana bu ördek gibi bakarım affetmem!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SL8e80JQL0I/AAAAAAAAAIU/B3kkMciSlUM/s1600-h/cirkinordek.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SL8e80JQL0I/AAAAAAAAAIU/B3kkMciSlUM/s400/cirkinordek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241942521420984130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* lost izlemeyengillerdenim. e haliyle sawyer, mawyer bilmezdim. josh'ı yani sawyer'ı ilk kez yurt kantininde tıkınırken beyaz show'da gördüm. tabi pür dikkat, çıt yok kimsede. içimden bilimum tarifini yapamayacağım tepkiyi veriyorken televizyondan da ayırmadım gözlerimi, elimdeki tabağı bırakmam gereken yere değil de yere bırakınca dikkatleri üzerime topladım. "josh mıydı bu adamın adı" dedim, "evli" dediler. yoo yıkılmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* doğum gününün bayrama seyrana denk gelmesi ne kötü! hele 1 ocak doğumlulara hepten üzülüyorum. hayır, 31 aralık yılbaşıyla kaynar kutlanır da ertesi gün kim bir kutlamaya daha katlanacak o yorgunlukla?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* seni seviyorum diyene teşekkür ederim cevabını veren hödük, kalas, odun geyiği vardır ya. ne komik değil mi? evet evet eheh komik tabi. işte ben de o teşekkür edenlerdenim. yok canım neden alınayım ki? söylemiştim tomruk gibiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ben senin dokunmatik telefonun yüzünden yanlışlıkla boş ya da eksik mesaj gönderme ihtimalini sevdim :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* liseli kızlar gibiyim şu sıralar. bir tripler, bir bunalmalar, bir değişiklik çabası... yok yok çekilir çile değilim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* şimdi cama biri tıklasa aralasam perdeyi baksam karşıma bir uzaylı çıksa. korkudan dilimi yutsam, tam bayılacakken üstün teknolojileriyle engellese bayılmamı. sonra bir kapsül yuttursa onların dilini konuşmaya başlasam. beni marsa gezmeye götürse, sonra ufosuyla eve bıraksa. gitse, el sallasam arkasından. sonra farketsem ki hala onların dilini konuşuyorum. ulaşamasam bir daha ona. kimse anlamasa dilimden. off ne biçim de kötü olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;death, come near me&lt;/em&gt;: anlayarak dinlemelisin. gerçi anlamasan da hissedersin. öyle de hisli bir şarkı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* dedim ya hani uzaylı camı tıklasa, ben gecenin şu saatinde değil camı tıklasa "imdaaaat yardım edin!" diye bağırsa da aralamam o perdeyi. koşar babamı uyandırırım, öyle de tırsak bir insanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yabancı şarkıcı, aktris vs ve turistlere "türk erkeklerini nasıl buluyorsunuz?" diye de sorulmasın artık! farklı olan her zaman caziptir. yoksa niye gezdirsin elin sarışın isveçlisi bizim kıro hüseyini yanında?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "sen çok iyisin ama ben sana layık değilim" yalanı da bu yazımla ve özdemir asaf'ın şu sözleriyle son bulsun artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''- seni yitirmek istemem. senin benim olmanı bu yüzden istemiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aptaldır bu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-beni yitirmeni istemem. senin olmak istemiyorum bu yüzden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu aptal bile değil.''&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-3934907712215105787?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/3934907712215105787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=3934907712215105787&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3934907712215105787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3934907712215105787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/mazeretimsili-asabi.html' title='mazeretimsili asabi'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SL8e80JQL0I/AAAAAAAAAIU/B3kkMciSlUM/s72-c/cirkinordek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-5798564259453827654</id><published>2008-09-01T18:08:00.004+03:00</published><updated>2008-09-01T18:50:06.439+03:00</updated><title type='text'>yine gelirim, hep gelirim ben</title><content type='html'>* ramazanla birlikte hoşgeldim ben de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 10 gün olmuş niğde'ye gideli. izmit'te doğdum büyüdüm ben ama bilen bilir aslen niğdeliyim. düğün dernek bahane eş dost görmeye gittik. bulguru kaynattık güzeli oynattık çirkini de söylettik. artık düğünlerde bile demet akalın, serdar ortaç ve bilumum kop kop şarkısı söylenirmiş bunu da öğrendik öyle geldik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* düşünmek için pek fırsatım olmadı bu defa, mutluydum. düşünmemek güzel şeymiş, hem insanın saçları daha geç ağarırmış. o sebeple düşünmeden aklıma ilk ne gelirse onu yazacağım şimdi. hayır, kaliteli bir yazı için hiçbir zaman söz vermedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ntvmsnbc: tekerleme gibi, oku hele.(entiviemesenbisi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ramazan geldi bir sürü safsatayla birlikte geyik de geldi. "oruç musun?", "hayır, oruçluyum". ama ben en çok buna güldüm ilk gün ilk gün, tenk yu veri maç &lt;em&gt;gkn&lt;/em&gt; ortağım:&lt;br /&gt;- oruçluyum ben(buradaki ben, ben oluyorum)&lt;br /&gt;- oruçlu ve öfkeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* caner, doğum günün burdan da kutlu olsun, imkanları kullanmak gerek :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* LCD ekran ikiyüzlüdür, kandırıkçının önde gidenidir. karşıdan bakarsın kocaman bir şey sanırsın, yanından geç hayalkırıklığından başka bir şey değil. hem ne zaman adı geçse "el CD", "ya CD" ile başlayan saçma sapan cümleler kurarım ben. sevmiyorum sanırım seni LCD.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yine ben küçükken ateşlenip de acile kaldırıldığımda "iğne istemiyorum" dediğimde fitile başvuran doktorlara sesleniyorum buradan: gün gelir devran döner, yaz bunu bir kenara!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hobim yok benim bunu biliyordum da; çevremdeki birçok insanın en büyük hobisi, beni aptal yerine koymak. bunu tekrar tekrar söyledim ve en sonunda hazmettim. anlam veremediğim bir nokta kaldı; açıklama yaparken bile aptal yerine koymaya çalışmaları...galiba büyük bir keyif veriyor ki vazgeçemiyorlar. evet evet bunun adı hobi olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yılların o kassız, güçsüz &lt;em&gt;mr. muscle&lt;/em&gt;'ı git yerine üçgen vücut animasyon karakteri gel! olmamış, tüm büyüsünü yitirdi şimdi o yağ çözücü sprey.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SLwEz1bCJEI/AAAAAAAAAH8/v18UGSvC0cM/s1600-h/mrmuscle1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SLwEz1bCJEI/AAAAAAAAAH8/v18UGSvC0cM/s320/mrmuscle1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241069354912719938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* küçükken eşyalara canlı gibi davranırdım. çocuk gelişimi okuyan bir arkadaşıma anlattığımda "hala devam etmiyorsa sorun yok" dedi. televizyon kumandası ve monitörle konuşmam kapsama alanı içinde midir ve küçükken kapıya, masaya çarptığımda annemin onlara "ah seni seni! al sana al sana!" diye vurmasının etki payı var mıdır acaba? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kötüye doğru ilerliyorum şu sıralar ben, farkında mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* masabaşı sohbetlerini epeyce severim. ramazanlarda ayrı bir tat verir, hele sahurlar bu sohbetler olmadan çekilmez. ilk gecenin sohbet konusu: headbang yapmak vs. hu çekmek. gerisini siz düşünün. anne baba yorumlarına çok gülüyorum ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yaz sıcağında o laptopla içli dışlı olmaktansa sandalye üzeri, masaüstü, pc başı kaynaklı boyun ağrılarına razıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* öfkeyle kalkan bazen de kararla oturur. hayır, saçmalamadım. güzel kararlar verdiğim oluyor, pişman değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ısrarla tavsiye; hala dinlemediysen dinle bu grubu: &lt;em&gt;yansımalar&lt;/em&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "yağ satarım bal satarım" oyunu vardı ya hani, sözlerini uzun bir süre yanlış anladım, kendi çapımda sorguladım ve gerçeğe ulaştım. bir ustanın g*tü neden sarı olsun ve küçük çocuk ustasının g*tünü satsın ki? elbette kürkü sarı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ramazan dolayısıyla ekran başında kapanan kafalar açılsın, daha fazla sömürü yapılmasın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* insanları çevrimiçi ve çevrimdışı olarak ikiye ayırabiliyorum. başka türlü sınıflandırma yaparsam kalp kırarım gibi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ramazan davulcularını cesaretlerinden dolayı taa buralardan kutluyorum. uff ne biçim de korkunçtur gecenin bir yarısı o ara sokaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ben hayatımda hiç kimseye tokat atma isteğiyle yanıp tutuşmamıştım bu zamana kadar, umarım karşıma çıkmazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kahvaltı da "nutella mı üçgen peynir mi bir tercih yap deseler" yapamam ben. kaskatı kesilirim. incitmekten korkar, susarım. sormayın bunu bana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kabloların birbirine dolaşması engellenemez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* psikosomatiğim tuttu yine, gözlerimde yağmur yağacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hobim olmadığı gibi en ince detayına kadar bildiğim, tanıdığım, hayran olduğum biri de yok. üzüldüm şimdi, ne acı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hayır o pisa değil pizza kulesi işte!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* peki ya lahmacunun turkish pizza olarak adlandırılması? bu arada peymacun benzeri taklitlerinden sakının!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* son zamanlarda yastığa sarılmadan uyuyamaz oldum. ben böyle şeyi çocukluğumda bile görmedim yuh bana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sonbahar geldi hüzünlendim ben yine, şimdiden hasret kaldım yıldızlı yaz gecelerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "..bir gece sabaha karşı tüm kilitli kapılarım açılacak, yalnızlığımdan çıkıp gideceğim.." der attila ilhan, ne de güzel der ve ben çekip giderim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SLwPGUUdjtI/AAAAAAAAAIE/Cvr2AdcTnC4/s1600-h/468515422_4dd9561b19.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SLwPGUUdjtI/AAAAAAAAAIE/Cvr2AdcTnC4/s320/468515422_4dd9561b19.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241080667560578770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-5798564259453827654?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/5798564259453827654/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=5798564259453827654&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5798564259453827654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5798564259453827654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/09/yine-gelirim-hep-gelirim-ben.html' title='yine gelirim, hep gelirim ben'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SLwEz1bCJEI/AAAAAAAAAH8/v18UGSvC0cM/s72-c/mrmuscle1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-6728358715099679854</id><published>2008-08-22T15:17:00.006+03:00</published><updated>2008-08-22T15:30:11.062+03:00</updated><title type='text'>gidiyorum ki ben</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SK6t7DWHygI/AAAAAAAAAHc/46WvoK1KuE4/s1600-h/addams_family_ver2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SK6t7DWHygI/AAAAAAAAAHc/46WvoK1KuE4/s400/addams_family_ver2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237314646700444162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* annem ve babamın çiçekleri vardır. vaktiyle menekşelerinin zor büyüyenine beni, açılıp serpilenine ablamı benzetmişlerdi de şimdi biri küçük biri büyük iki saksı alıp fesleğen dikmişler. küçük olan benmişim büyük olan ablam. "gibi" değiliz artık, biz yokken onlarla konuşuyorlarmış. içim bir tuhaf...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sabah ezanı bu kadar hüzünlü olmak zorunda mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* internet kafeye gitmiştim bir gün. kafedekilerin yaş ortalaması 12, küfrede küfrede oyun oynuyorlardı. internet kafenin sahibi de beni kastederek "çocuklar ablanıza ayıp oluyor, küfretmeden oynayın şu oyunu." dedi. çocuklardan biri "aa pardon!" dedi yüzüme bakıp, "boşverin hakediyorsa küfredin orospu çocuğuna!" dedim ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* A Tale of Two Cities: Sidney Carton'ın ölüm sahnesi içini burkmadıysa hislerinden şüphe ederim senin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;the addams family&lt;/em&gt; vardı ya hani, bebek addams'ın bıyıklı olarak dünyaya gelmesini normal karşılarken sürekli gülmesini anormal karşılamaları aklımda kalan en iyi sahnelerinden. olsa ya böyle bir aile gerçekte de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ufolar var kardeşim ben inanıyorum! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sorulmasın artık: beni ne kadar seviyorsun, ne kadar özledin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;ruffles maksimum&lt;/em&gt; cipslerin en güzeli, alışamam yokluğuna üretilmezse ölürüm ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* intihar edip de başaramayan kişiye "bunu bile başaramadıysan öl bence sen!" denilmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bugüne kadar en güzel gün batımını &lt;em&gt;şeytan sofrası&lt;/em&gt;'nda izledim. bir de insanlar batış anını alkışlayıp batırmasalardı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bu sıralar birçok kişi rüyasında saçlarımı boyattığımı ve kestirdiğimi görüyor. neye delalet ediyor ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* aynalara gece bakmaktan korkarım ben, gündüzleri ise bulduğum her aynayı değerlendiririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kırmızı başlıklı kız, büyükannesini bir kurttan ayırt edemeyecek kadar saf olmamalı!( burdaki saf "salak" manasında, kibarlık olsun diye üstü kapalı söyledim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* emre altuğ'un &lt;em&gt;aşk-ı kıyamet&lt;/em&gt; diye bir klibi var, bence &lt;em&gt;sentenced&lt;/em&gt;'ın &lt;em&gt;no one there&lt;/em&gt; klibinden araklanmış. ya da ikisinin de yönetmeni arasında telepatik bir şeyler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* tıpta ayıp olmaz derler ya o zaman utanç duygusunu ameliyatla almalılar diyorum ben de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* platonik aşk karşılık bulduğu an biten aşktır. aslında kötü be...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* türk mizah anlayışından epeyce uzak ama ben gülüyorum. ortaçağ avrupası'na özellikle ingilteresi'ne ilgi duyanlara tavsiye: monty python and the holy grail.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sabrina vardı ya, ne güzeldi ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SK6uA6LyEXI/AAAAAAAAAHk/UUv-D-xRUFA/s1600-h/sabrina_broom.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SK6uA6LyEXI/AAAAAAAAAHk/UUv-D-xRUFA/s400/sabrina_broom.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237314747320373618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ayşe teyze sinir bozucu bir kadın, bence ukalalık taslıyor. o kadınlar da bilir en pahalısından ace almayı ama evin bütçesini düşünüyorlar. sonra kamera karşısında ayıp olmasın diye salağa yatıyorlar. sen ne anlarsın? anca çantanda ace'yle fıldır fıldır gez sen peh!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çanakkale: maneviyatı yüksek bir şehir, gidilmeli görülmeli her köşesi öyle de güzel bir şehir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* alaman çukulatası olsa da yesek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* babama istediğin kadar sert müzik dinlet ama adam klasik müziğe tahammül edemiyor. sinir küpü oluveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir kadını şeffaf sütyen askısı kadar basit gösterecek bir aksesuar daha yok şu dünyada!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bikini firmalarına buradan sesleniyorum: karma beden diye bir şey hiç mi aklınıza gelmiyor? ve bunca kadını sıkıntıya sokmaktan utanmıyor musunuz? türk kadını kalçalıdır efendim öyle yurtdışından ithal etmekle olmuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "bittin oğlum sen", "çıkışta bekle abisi": ilkokul ve lisenin vazgeçilmez düello sözcükleri, hep gülerim yine gülerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bence blogumun adı "vardı ya hani" olmalı. farkettim de sürekli böyle cümleler kuruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* babam işi için sürekli istanbul'a, bursa'ya, adapazarı'na gider. küçüklükten bu yana da yanında beni götürür. amcam da ne zaman seyahate çıksa beni alır yanına. hatta aynı anda çıkacaksak yola kapışırlar. co-pilotluk yaparım onlara. sürekli anlatır, şarkılar söylerim böyle. işte bugün ayağımın tozuyla tekrar yola çıkıyoruz amcamla. co-pilotluk kariyerime kaldığım yerden devam edeceğim, umarım hamlamamışımdır. bu demek oluyor ki minimum 3 maksimum 10 gün daha yokum ortalıkta. özleyin beni...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-6728358715099679854?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/6728358715099679854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=6728358715099679854&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/6728358715099679854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/6728358715099679854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/gidiyorum-ki-ben.html' title='gidiyorum ki ben'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SK6t7DWHygI/AAAAAAAAAHc/46WvoK1KuE4/s72-c/addams_family_ver2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-5144067964541039406</id><published>2008-08-20T16:40:00.003+03:00</published><updated>2008-08-20T16:58:29.144+03:00</updated><title type='text'>ding dong! ben geldim!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKweiKDMRFI/AAAAAAAAAHM/aRZTYXvArIc/s1600-h/home-sweet-home.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKweiKDMRFI/AAAAAAAAAHM/aRZTYXvArIc/s400/home-sweet-home.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236594038887171154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzun zaman olmuştu gece yolculuğu yapmayalı. bölük pörçük bir uyku, sıçrayarak uyanmalar; firma kalitesine ters oranda, gece içinde bizi en az 5 kere tehlikeye atan şoför ve beraberinde gelen sinir bozukluğu, uykusuzluk, boyun ve baş ağrısı... severim aslında gece yolculuklarını ama beni bu denli yorduğunu unutmuşum. yine de "evime geldim nihayet yehu" sevinciyle attım tüm yorgunluğu üzerimden ve küllerimden doğdum anne reçelleriyle donatılmış bir kahvaltı sayesinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bavulları eve atar atmaz odama koştum önce, sonra tüm odaları gezdim teker teker değişen bir şey var mı merakıyla. salondaki içki dolabına eklenen 3 şişe J&amp;B ve Red Label ile babamın antika merakı sonucu aramıza katılan bir gramafon dışında bir değişiklik yok, kime çektiğimi anladım birden. konsolda, raflarda, buzdolabının üzerindeki resimlerimi yeniden görmekse epeyce hoşuma gitti. herbirinde ayrı birer anı, gülümsedim. yatağım, yastığım, dolabım, odamın dört bir yanına saçılmış yoğun anı yüklü eşyalarım... aitlik duygusunu iliklerime kadar hissettim ve aylardır hasret kaldığım huzura nihayet kavuştum. deliksiz uykulara ve aile sohbetlerine doğru geri sayımı başlattım bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kötü ayrılmıştık senle aslında izmit. zaten küsmüştüm sana da geldiğimde evden çıkmaz olmuştum. aklımda hep kötü halinle kalmıştın, en son "gelmicem bi daha sinirim bozuluyor" triplerindeydim de bu kadar özlediğime göre aştım sanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah körfezin o iyotlu havası arabanın camından yüzüme vurup da saçlarımın arasına karışınca anılarla birlikte sokaklarını bile unuttuğumu farkettim. sahil boyundan; okuduğum okulların, takıldığımız cafelerin, snoopy pizza'nın önünden; yürüyerek aşındırdığım yürüyüş yolunun ve nicelerinin yanından geçerken hatırlayabildim anca, teker teker. ankara'ya gittiğimde unuttuğum sokaklara aitti bütün bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;açık konuşmak gerekirse "nerelisin" diye sormadıkça kimse, sen yokmuşsun gibi davranıyorum ben izmit. acıtıyorsun beni, ben aslında unutmak istiyorum seni ve bana seni her hatırladığımda beraberinde getirdiklerini...yine de kızgınlığım sürmüyor çok fazla, görüyorsun... memleket olduğun için mi bilmem ama ayrı bir güzelsin, güzelinle ve çirkininle seviyorum seni. zaten gerçek sevgi de karşındakini olduğu gibi kabul etmeyi gerektirmez mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-5144067964541039406?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/5144067964541039406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=5144067964541039406&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5144067964541039406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5144067964541039406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/ding-dong-ben-geldim.html' title='ding dong! ben geldim!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKweiKDMRFI/AAAAAAAAAHM/aRZTYXvArIc/s72-c/home-sweet-home.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-8673578506170808250</id><published>2008-08-17T13:30:00.011+03:00</published><updated>2008-09-04T16:54:32.158+03:00</updated><title type='text'>ben yokken</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKgWdV0abVI/AAAAAAAAAG0/m0_tASSze4o/s1600-h/BOWLING.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKgWdV0abVI/AAAAAAAAAG0/m0_tASSze4o/s400/BOWLING.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235459260147199314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 9 sene önce bugün şu saatlerde ne yaptığımızı 50 yıl sonra bugün de unutmayacağım.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;* günlerdir yoktum ortalıkta; farkedenler oldu, mutlu oldum ben de. hatırlamak ve hatırlanmak güzel şey hep söylerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hoş ve bol sohbetlerle dolu bugünlerde bowling hasretimi giderdim. ilk oyunda ilk defa oynayan bir arkadaşımdan bile kötü oynadım. sonradan açıldım ama geç oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;em&gt;shwarma&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;tandoori&lt;/em&gt; adında iki güzel lezzet daha girdi hayatıma, yedim yedim en çok mutlu oldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* o alışveriş merkezi senin bu cafe-bar benim gezdim, yeni insanlar tanıdım. yeni insanlar tanımak güzeldir bunu da hep söylerim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yine tiramisu yaptım, içine sevgimi kattım ve sevdiklerimle paylaştım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çarpım tablosunun 9lar bölümüne dair çok ilginç bir teknik öğrendim matematik öğretmeni bir arkadaşımdan. burdan anlatamam ama gösterebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* makyaj yaptım uzun süre sonra, kendimle ilgilendim. süslendim falan. zaten uzaktım hepten uzak kalmışım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bol bol güldüm aynı zamanda düşündüm. yeni kararlar verdim, analizler yaptım. ama not almadığım için unuttum hatırladıkça yazarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* askerlik anılarım olsun istiyorum ben, anlat anlat bitmesin hiç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* çocuğunu döven annelere çok kızıyorum, hele bunu sokak ortasında yaparlarsa daha bir sinir oluyorum ama elimden bir şey gelmiyor; işte bu beni en çok sinirlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* tofita'nın reklamında oynamıştı ya hani ayça. degaje kelimesinin popülarite kat sayısını artırmıştı benim sinir katsayıma paralel olarak. bir de "yıkılıyoo" vardı ki adına şarkılar yazılmıştı. hiç sorma sus sus!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* oyunlarda fasulyeden sayılmak vardı ya. ne acı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* pierre loti vardır bilir misin? her gittiğinde ağaçlar arasında koşuşturmaca geyikleri döner mutlaka sen de yapmalısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* başka telefon operatöründen birine aşık olmak: düşman başına denilesi türden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yumiyum vardı ya hani gördüm aklıma geldi. görünce akla gelecek şey miydin sen be yumi? nasıl unuttuk seni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKgWnlqTHkI/AAAAAAAAAG8/_sCOt7FfM58/s1600-h/Cherry_Yumiyum_chews.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKgWnlqTHkI/AAAAAAAAAG8/_sCOt7FfM58/s400/Cherry_Yumiyum_chews.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235459436198436418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* babam elektroniğin e'sinden bile anlamazken annemin bir defasında bilgisayarımızı tamir etmişliği bile var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yine küçüklükten gideceğim. ben küçükken karşı kıyıdaki evlerin ışıklarından dolayı orayı fuar alanı sanırdım. halbuki fuar bizim taraftaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yaz döneminde en çok buzdolabıyla vakit geçirmeyi seviyorum. böyle açıyorum kapağı, o bana bakıyor ben de ona bakıyorum. öyle güzel anlaşıyoruz ki ocak, fırın bizi kıskanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* elektrik kesikken tuvalete girmek bir nebze de tuvaletteyken elektriğin kesilmesi panik sebebi. insan ne yapacağını şaşırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* nerde kıpırdamayan bir rüzgargülü görsem kasvet sarar dört bir yanımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sıç da bokunla oyna: bunu ilk söyleyen kişinin çocukluğuna inmek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* koca kafalar: hiç bir zaman komik bulmadım sizi. bir de üzerine program yaptılar ya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sabaha kadar süren yurt sohbetlerini özledim, sonra uyanamayıp dersi kaçırmayı. bir de, öğlenin bir vaktinde uyanıp "şimdi bizimkiler çıkmıştır dersten, tüh be yine kaçırdık dersi! neyse bu gece erken yatarım yarınkilere girerim." diyip başaramamayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "burda sıra daha az" diyerek kuyruğa girdiğim bankamatikte önümde işlem yapan kişinin dakikalarca süren işlemler yapması ve yan bankamatiğe benden sonra gelen kişiyle işlemini bitirip makbuzunu almak üzere beklediği anda göz göze gelmek...ahh tarifsiz duygular içerisindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* orta çağ ingilteresi'nde saçını topuz yapan kadınların "evliliğe açığım" mesajı verdiğini biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sudan sonra havanın bedava oluşu da oksijen barlarla birlikte tarihe karıştı ya. sırada ne var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* peki &lt;em&gt;epica&lt;/em&gt;'nın arapça &lt;em&gt;kaderin kılıcı&lt;/em&gt; anlamına gelen &lt;em&gt;seif al din &lt;/em&gt;şarkısında müslüman teröristlerden bahsederken tüm islam dünyasına nasıl bir önyargıda olduklarının farkında mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ne zaman "ne dedin sen" diyen birini duysam sevda demirel'in o sansasyonel tokatı gelir aklıma, koparım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* peki ya üstün ingilizce bilgisiyle bizleri kendimizden geçiren nez nerelerde? eğlence dünyası öksüz kaldı. "what is your name? my name is nez ah ah ah ah my name is...nez" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* beyaz çikolatayı çikolatadan saymam ben. çikolata kavramını alt üst ediyor, hayallerimi yıkıyor. siyah olsun bizim olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* batman'in joker'inden korkuyorum ben!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* makyaj yaparken "o" der gibi ağzı kocaman açmak engel olunamaz bir şey. ama neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* başka bir şehirdesindir ya hani kendi şehrinin plakasında bir araba görürsün. heyecanlanmaz mısın sen de?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yine yazarım, hep yazarım ben. arada yoklayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKgW91WpnMI/AAAAAAAAAHE/17is7Sf06nA/s1600-h/Ruzgar_Gulu_by_helldark.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKgW91WpnMI/AAAAAAAAAHE/17is7Sf06nA/s400/Ruzgar_Gulu_by_helldark.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235459818368113858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-8673578506170808250?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/8673578506170808250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=8673578506170808250&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/8673578506170808250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/8673578506170808250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/9-sene-nce-bugn-u-saatlerde-ne-yaptmz.html' title='ben yokken'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKgWdV0abVI/AAAAAAAAAG0/m0_tASSze4o/s72-c/BOWLING.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-8595511028845708741</id><published>2008-08-13T22:27:00.011+03:00</published><updated>2008-08-17T00:28:54.312+03:00</updated><title type='text'>öyle işte...</title><content type='html'>* flash...flash...flash... son aldığım  bir habere göre bütün tatil ve festival planlarımı iptal etmek zorundayım. başta kuzenim olmak üzere söz verdiğim tüm arkadaşlarımdan özür dilerim. kredi kartımın sınırlarını bu kadar zorlamasaydım ve ankamall'ü 3 kere tavaf etmeseydim keşke diyorum şimdi. ben senin yanına geleyim derseniz kabulümdür günübirlik kaçamaklar için hiçbir engel yok. herhalde, galiba, sanırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* müzik dinlerken en çok karın bölgesinde ritim tutmayı seviyorum. bir başkasının üzerinde uyguladığımda ise tercihim sırtından yana oluyor. sentez yapınca güzel ritimlerin çıktığı da oluyor ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* recep ivedik'in tavuğun velisini aradığı turkcell reklamının bitiminde "turkcell" yazısı Looney Tunes teması üzerinde yazıyor. hani böyle içiçe turuncu halkalar varya, evet, işte ondan bahsediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* aybüke'nin ilişkisini yürütmek gittikçe zorlaşıyor. bunu da elime yüzüme bulaştırabilirim her an. işin ilginci en büyük etki yine 3. kişilere ait. kader mi bu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKM_qZOwDZI/AAAAAAAAAGc/dVEutbj7z1k/s1600-h/Chefsmurf.gif"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKM_qZOwDZI/AAAAAAAAAGc/dVEutbj7z1k/s400/Chefsmurf.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234097189494459794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKM_ymBm6JI/AAAAAAAAAGk/H4DSyxMrrEc/s1600-h/Greedysmurf.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKM_ymBm6JI/AAAAAAAAAGk/H4DSyxMrrEc/s400/Greedysmurf.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234097330367948946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* neredeyse bütün kızlar şirinler'deki şirine olmak isterdi. örgülü olmayı kimse kabul etmezdi. bense aşçı şirin gibi harika pastalar yapmak isterdim. diğer yanda obur şirin olmanın keyfini sürmek de vardı tabi. löpür löpür götürüyordu ama standart şirin ölçülerinden çıkmıyordu hiç, hem de pasta çörek yapmakla vakit harcamıyordu. yine de aşçı şirin olmayı tercih ederdim sanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* eternal sunshine of spotless mind: hem izlemedim diyince şaşırdılar hem de "o zaman boşver sevgilinle izle o film öyle tek başına ya da arkadaşlarla izlenecek gibi değil" dediler. o kadar bekledim ama dün gece buna bir son verdim. ben de keşke böyle bir şey mümkün olsa diyenlerdenim şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sürekli dışarda muhattap olduğun ve hep ayakkabıyla gördüğün birini evde çorapla ya da çıplak ayakla görmek ne ilginç bir duygudur. senelerdir tanıdığın insana bir anda yabancılaşıverirsin. ama odağı ayaklardan çekince kaynaşırsın tekrar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ya iki kişilik bir ev bünyesine "ayıp ya yarım kilo sebze meyve mi alınırmış" diyerek 5 kişilik alışveriş yapan ablama ne demeli? hayır tencere, tava da iki kişilik cinsten, ziyan olmasın diye hepsini bir anda pişirmeye çalışıyorum, ilginç deneyimlerim oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kış günüydü. evimize çok yakın olan bir marketimiz vardı, annem onunla ilgileniyordu. ablam(8), ben(6) ve kardeşim(3) kahvaltı yapıyorduk. birden evde yangın çıktığını farkettik ve anneme haber vermek üzere yola koyuluyorduk ki annemin öğütleri geldi aklıma. montumuzu, atkımızı, berelerimizi ve eldivenlerimizi giyinmeden dışarı çıkmamalıydık. ablama hatırlattım bunu, teker teker üzerimizi giyindik. yavaş yavaş markete doğru ilerledik. çünkü annem koşup terlemememizi tembihlerdi hep. hatta birbirimizin elini bile bırakmadık. yangın bir şekilde söndürüldü de bunca şeyi hatırlayan biz telefonu kullanmayı neden akıl edemedik, bilmiyorum. panikten herhalde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* wristcutter: a love story; love story dediğine bakma cutters kısmı da dahil isim tamamen yanıltıcı. mutlaka izle; hayatın, yıldızların ve gülümseyebilmenin kıymetini anlayacaksın. sonra gel yıldızları seyrederken saatlerce sohbet edelim senle. laf lafı açacak göreceksin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yıllık hazırlamak çok sıkıntılı bir iş. kiminkini ilk sıraya koyayım, ona ne yazayım, buna şöyle yazsam şu darılır derken kendini paralıyorsun, uykuların kaçıyor. farkında olmadan kalp kırıyorsun, sonra gönül almak için uğraşıyorsun. e sonra ne oluyor? doğru düzgün bir tanesi bile arayıp sormuyor. boş işler derlerdi de inanmazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* saçlarımı kestirmek istiyorum şöyle kulak hizasına kadar. sonra turuncuya boyayıp rengarenk giyineceğim. böyle pembe tonlarında makyaj da yaparsam beni tanıyan 10 kişiden 8'inin tanıyamayacağını iddia ediyorum. var mısın iddiaya? (n'olur varım diyin biriniz artık. tepkinizden korkuyorum ama bu kadar büyük olmasa da değişikliğe ihtiyacım var..)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* muzzy'den bahsetmiş inflack. ben o BBC setiyle kendi kendime öğrendim ingilizceyi. ve hep oradaki sylvia olmak istemiştim. 10 yaşında falandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* blendax reklamında oynayan o ilginç şekilde dalgalı ve dolgun saçlı kızlardan korkuyorum. en güzeli head&amp;shoulders. reklamımı yapar giderim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bobiler.org : çok moda şu sıra, can sıkıntısı gidermek için iyi bir alternatif.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "kaba birini taklit edebilecek kadar huysuzluğum üzerimde bugün." demiş nietzche. ne de güzel demiş. aynen öyle işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKNAyKRrBcI/AAAAAAAAAGs/FeCyybmknzA/s1600-h/take_my_broken_heart.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKNAyKRrBcI/AAAAAAAAAGs/FeCyybmknzA/s400/take_my_broken_heart.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234098422430762434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-8595511028845708741?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/8595511028845708741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=8595511028845708741&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/8595511028845708741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/8595511028845708741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/flash.html' title='öyle işte...'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKM_qZOwDZI/AAAAAAAAAGc/dVEutbj7z1k/s72-c/Chefsmurf.gif' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-592551764929692041</id><published>2008-08-12T18:08:00.006+03:00</published><updated>2008-08-13T01:31:03.224+03:00</updated><title type='text'>o bir minik</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKGwodVDDEI/AAAAAAAAAGU/NN2si5SZ_rM/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC057.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKGwodVDDEI/AAAAAAAAAGU/NN2si5SZ_rM/s400/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC057.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233658451095391298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk annesinin karnındayken iletişim kurduk onunla. minik minik tekme atıyordu. kalp atışlarım hızlandı, içim titredi. ilk defa böyle bir şeye cesaret edebilmiştim. hamileler yanımdan geçerken bile gerilim çünkü ben. saçma, biliyorum ama engel olamadığım bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra annesinin karnından çıkmaya karar verdi bir gün. ilk defa bir dünyaya geliş hikayesini bu kadar yakından takip ediyordum. sürekli ağlıyordu, uyumuyordu, sütünü içmiyordu, mama veriyorduk çeşit çeşit hiçbirini beğenmiyordu. gördüğüm en huzursuz çocuktu. çevresinde olup bitenlerin farkındaydı besbelli; üzülüyordu, üzülüyorduk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büyüyünce hatırlamaz bugünleri ama birlikteyken mükemmel vakit geçiriyoruz. onu çok seviyorum, o da beni. aldığım giysileri üzerinden çıkarmak istemiyor, getirdiğim abur cuburu ise sadece benimle paylaşıyor. onca insanın içinden yine gelip bana sarılıyor, yaramazlık yapmaz zaten de yaptığı zaman beni kurtar diye yine benim gözümün içine bakıyor. saatlerce usanmadan oyun oynayıp vakit geçirdiğimize ve ayrılırken üzüldüğümüze göre en yakın arkadaşız da denilebilir :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk başbaşa kaldığımızda bastığı çığlıkları hatırlıyorum da baya bir yol katetmişiz. geçenlerde başbaşa koca bir gün daha geçirdik. ikimiz de oldukça hevesliydik. koca ev ikimize kalmıştı. oyunlar oynamak için sabırsızlanıyorduk. oldukça keyifli saatlerden sonra yorulduk, uyku saati geldi tabi. sonra ben de uyumuşum. uyanmış yanında beni göremeyince korkmuştu. nasıl başardı bilemiyorum ama kapıyı açmıştı. sesiyle kendime geldim. koştum daha fazla korkmasın diye; sımsıkı sarıldı, omzuma yattı. sonra uzandık koltuğa, yanaklarımı avuçlarının içine alıp gülümsedi. tüm sevgisini gözlerinden okuyabiliyordum, öyle temizdi ki bakışları... bu defa göğsüme yattı öylece sızmışız. bir yandan o minicik elleriyle kollarımı sıkıp sıkıp bırakıyordu, hissediyordum. ara ara uyanıp göz göze gelip gülümsüyorduk. onun bana verdiği huzur benim ona verebildiğimden çok daha fazlaydı. hayatımın en huzurlu anlarını yaşadım sayesinde. yanaklarımı okşuyordu bir yandan. hayata bakışım değişti o an. daha büyük bir mutluluk var mı diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün dünyaya gözlerini açmaya karar verişinin 2. yıl dönümü. hızlı geçti zaman ya da o çok hızlı büyüdü. büyümüş de küçülmüş derler ya hani öyle işte. bencillik belki ama büyümesini istemiyorum sanki... bırakıp gitmesinden korkuyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;var olabildiğin kadar iyi ki varsın azra beren. gün gelir sanal dünyaya kapılırsın sen de, teknolojinin çok gerisinde kalmamışsam eğer blogumun linkini gönderirim sana msn'den . okursun bana yaşattığın o huzuru aktaramayışımı. hatırlamazsın ama hissedersin belki. seni lulu'dan da, kaptan mağara adamı'ndan da, kurabiye canavarı'ndan da çok seviyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-592551764929692041?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/592551764929692041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=592551764929692041&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/592551764929692041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/592551764929692041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/ilk-annesinin-karnndayken-iletiim.html' title='o bir minik'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKGwodVDDEI/AAAAAAAAAGU/NN2si5SZ_rM/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC057.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-1115582216151814462</id><published>2008-08-11T22:39:00.008+03:00</published><updated>2008-08-17T12:20:24.019+03:00</updated><title type='text'>sıkıldım ki ben..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKCWr9tE0wI/AAAAAAAAAGM/TPFCv3_USAs/s1600-h/s%C4%B1k%C4%B1ld%C4%B1m.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKCWr9tE0wI/AAAAAAAAAGM/TPFCv3_USAs/s400/s%C4%B1k%C4%B1ld%C4%B1m.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233348449046680322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yağmur sonrası toprak kokusu vardır ya hani. İşte onu doya doya içime çektim bugün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* parmak arası terlik: estetik görünüyorsun da parmaklarım arasına girmeye utanmıyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* msn’de rahip yazma sorunsalı vardı bir ara. Blogu bitireyim de hala var mı yok mu öğreneyim bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ankara adında Finlandiyalı heavy metal grubu, çatal höyük adında amerikan ambient ağırlıklı metal grubu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zinnur Gülşah Dinçer ve Şehriban Coşkunfırat isimlerini hatılamaya çalış hadi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* en son leman kültür’de yemek yediğimde arkadaşımın salatasından küçük denemeyecek büyüklükte bir böcek çıktı. Garsona durumu anlatıp hesabı istedik, şefi geldi. Ona da böcek çıktığını söyleyince “e böcek çıkacak, araba değil ya!” dedi. Son esprileri(!) ve oradaki son yemeğim oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*  fileli çorap giyip siyah ruj sürerekten 333lü pozlar vermediğim için vampire freaks’te tutunamadım ben. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* “dtcf’de okuyorum” demeyi sevmiyorum, örgüt üyesi sanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* marlon brando karizmatik bir adam diyenlerdensen, bir de 1951 yapımı streetcar named desire’da izle derim. Bu daha hiçbir şey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* küçükken capri sun alırken “üzerinde aslan olandan olsun” diyerek isterdim kantinden. Şimdi bile “safari olsun lütfen” diyesim gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ne zaman tuvalet ve banyodaki havalandırma pencerelerine baksam hande ataizi gelir aklıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* istediğiniz kadar inkar edin! kadın cinsi erkeğinin özünde biraz da olsa maçoluk olsun istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ergenliğe yeni girdiğimiz dönemlerdi. Bir arkadaşımla konuşuyorduk. “senin memene fincan koydu mu annen?” diye sordu. “o nedenmiş ki?” dedim. “daha düzgün ve güzel olsun diye” dedi. Bir onunkilere bir benimkilere baktım. “valla benimkilere kimse fincan koymadı da seninkilere kase ya da kova koydukları kesin!” dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKCWFX2cQ5I/AAAAAAAAAGE/F0sQyp0kKGY/s1600-h/nesquik.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKCWFX2cQ5I/AAAAAAAAAGE/F0sQyp0kKGY/s400/nesquik.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233347786050388882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* nesquik’in gerek mısır gevreğini gerek süt tozunu sütsüz yemek en güzeli. Hele süt tozunu al arkadaşını karşına kaşıklayarak ye, böyle arada açın ağzınızı iğrençlik yapın ne süt dostu tavşan kalıyor ortada ne de sevimlilik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bira bardağında su, viski bardağında meyve suyu, çay bardağında rakı, rakı bardağında votka içmesi zevkli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* can yücel’in “hayatı tersten yaşamak” adlı şiirini bir kerecik oku ne olur! “Ne güzel olur be!” diyeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* aynı şarkıyı saatlerce dinlemek nasıl bir saplantıdır?! Ve bunu yapmayanınız var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Windows xp’nin yeni çıktığı günlerdi. bir şeyler ararken bir köpek çıkıyordu ya hani o karakterin değiştirilebildiğini fark ettim. tur rehberi olarak tanıtılan karakterin adının gamze olduğunu görünce ablamın ve kardeşimin işgüzarlığı olduğunu düşünmüştüm. Çene yapmıştım, ne olduğunu anlamamışlardı tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* dersten kaldığımda anne ve babamın sorun etmemesi daha kötü hissetmeme sebep oluyor kimi zaman. Beni umursamıyorlar gibi geliyor sanki. Babam, telefonu kükreyerek falan açsın; annem, senin gibi evlat olmaz olsun desin istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bahsettiğim şeylerden yine bahsederim diye çok korkuyorum. Öyle bir şey yaparsam uyarın beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kuşadası'nda İngiliz bir turist sevgilisine köpekbalığı havuzunda evlenme teklifi etmiş. Okurken bile panik oldum. Beyaz atlı prensciğim oralarda bir yerlerde beni görüyorsan, okuyorsan sen yapma bana böyle şeyler sakın. Evlenmeye ikna edeceğim derken ölümüme sebep olma. İstemem böyle atraksiyonlar, aman diyim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* yine İngiliz bir kadın 1953’ten beri saçlarını hiç kestirmemiş. 152 cm olan saçı yıkamak 45 dakika, taramak 2.5 saat, kurutmak 24 saat sürüyormuş. Kendi saçlarımı zor sanırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* böyle bir durgunluk var üzerimde. ne diyeceğimi bilemedim çat diye bitiriyorum bugünkü yazımı. çat…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-1115582216151814462?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/1115582216151814462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=1115582216151814462&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1115582216151814462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1115582216151814462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/skldm-ki-ben.html' title='sıkıldım ki ben..'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SKCWr9tE0wI/AAAAAAAAAGM/TPFCv3_USAs/s72-c/s%C4%B1k%C4%B1ld%C4%B1m.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-1027659895413517268</id><published>2008-08-10T20:06:00.005+03:00</published><updated>2008-08-10T21:21:16.442+03:00</updated><title type='text'>"sesini" duyan var mı?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJ8xSdX-3II/AAAAAAAAAF0/WqK7q54Lbkw/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJ8xSdX-3II/AAAAAAAAAF0/WqK7q54Lbkw/s400/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232955485220428930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gazeteyi aldım elime, fotoğraflar yaktı sanki elimi. haberleri izledim çığlıklar, hıçkırıklar ve bomba sesleri birbirine karıştı zihnimde. kalakalmışım öylece. boğazım düğümlendi, yutkunamadım. bu çaresizliğe ve gözyaşlarına aşinaydım. gözyaşlarıma hakim olamadım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşadığı yeri yitirme korkusu, kan ve toprak kokusu içiçeydi. istanbul üzerinden olmadığı sürece şehre giriş ve çıkış mümkün değildi. zaten şehrin geleceği de belirsizdi. mümkün olduğunca yukarı kaçmıştık fayda etmeyeceğini bile bile. ölüme aniden yakalananlar ve bile bile ölüme terkedilenler olarak ikiye ayrılacaktık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"patlayacak" diyorlardı ve "marmara ile ege'nin kuzeyi yok olacak". yabani hayvanlardan korumak için ateş yakmıştı babalarımız ve ellerinde sopalarla nöbet tutuyorlardı. kül ve duman altındaydı her yer, gidecek yer yoktu. yurt ve şehir dışından gelen yardımlar olmadan hayat devam edemiyordu; bebekler, çocuklar aç kalıyordu. cepteki paranın anlamı yoktu çünkü, fırınlar bile çalışmıyordu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyi beklediğimizi bilmeden bekliyorduk. ağlıyordu insanlar, çığlık çığlığa uyanıyorlardı zoraki daldığı uykularından. bir ceset geliyordu gözünün önüne ya da tanıdığı bir yüz. nasıl da kurtaramamıştı onu? ya da ölüme terketmek zorunda kalmıştı? o koca yıkık duvarları kaldıramazdı ki...boşaltılıyordu her yer, hayalet şehirden farksızdı artık sokaklar...kaldırımlarda cesetler, kopuk bacak, kol ve gövdeler...kendi çabasıyla o enkazlardan kurtulup da mucizeyi gerçekleştirenlerse bu manzarayla karşılaşıp da sesini duyuramayınca aklını yitiriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o çığlıkların, korkuların aynısını gördüm baktığım fotoğraflarda. sebebi farklıydı ama yaşananlar aynı. engel olamamıştım, kurtaramamıştım ve durun bile diyemiyorum şimdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJ8xbY3-9tI/AAAAAAAAAF8/qwaD4pSSqsM/s1600-h/deprem_74nf.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJ8xbY3-9tI/AAAAAAAAAF8/qwaD4pSSqsM/s400/deprem_74nf.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232955638631298770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-1027659895413517268?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/1027659895413517268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=1027659895413517268&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1027659895413517268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/1027659895413517268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/sesini-duyan-var-m.html' title='&quot;sesini&quot; duyan var mı?'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJ8xSdX-3II/AAAAAAAAAF0/WqK7q54Lbkw/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-583586852840416366</id><published>2008-08-09T21:39:00.009+03:00</published><updated>2008-08-09T23:35:23.771+03:00</updated><title type='text'>waiting for the perfect man!</title><content type='html'>küçükken gördüğüm her sevgiliyi ideal çift sanırdım. öyle mutlu mesuttular ki o çocuk gözümde. pembe giymeyi sevmezdim ama her kız çocuğu gibi ben de özenirdim bu mutlu aşk kahramanlarına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18'ime gelince pat diye çıkacaktı karşıma. sırılsıklam aşık olacaktı bana, ben de dünyanın en mesut insanı olacaktım. anne ve babamla tanıştıracaktım, tabi ki çok seveceklerdi onu. filmlerdeki o küçük sahil kasabasının iflah olmaz deli aşıkları olacaktık, el ele göz göze gezecektik sokaklarda. ve kaçınılmaz son olarak çıktığımız romantik bir akşam yemeğinde evlenme teklifi edecekti. elbette ki "evet, evet, evet!" diyerek atlayacaktım boynuna ve sevinç gözyaşlarım süzülecekti yanaklarımdan. pembe panjurlu evimiz olsun istemezdim ama bahçesinde ,biri kız biri oğlan olmak suretiyle, çocuklarımızın oynayacağı bir evimiz olacaktı tabi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boyum bacak kadar bile değildi ama çocuğun nasıl yapıldığını bilmeden çocuk düşlemiştim. dizlerimizde battaniye, sallanan sandalyede geçireceğimiz kış akşamları sahnesini nasıl da atlamışım hayret ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle uzaktı ki bu  yıllar 22 yaşımda evlendiriyordum kendimi, mutluluk bu tablolara eşdeğerdi gözümde. ve şimdi bu planı gerçekleştirmeye kalkacak olsam  sadece 2 yıl 4 ayım kaldı . son zamanlarda bunu da düşünür oldum istemsizce, belki de &lt;em&gt;pek sevgili arkadaşımın&lt;/em&gt; tetiklemesiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet beyaz atlı prensimi bulduğumu sandım ben de, henüz 17 yaşındaydım. anne ve babamla da tanıştırdım ve tabi ki çok sevdiler onu. ne mi oldu sonra? gözlerimi açtım ve balkabağına dönüştüm ben. o da ayakkabım olmadan tanıyamadı beni...hem zaten kim balkabağını adam yerine koyup aşık olduğu kızın ayakkabısını giydirirdi ki? balkabağı olarak devam ettiğim hayatıma bir de kurbağa prens'in girmesine izin verdim sonraları ama benim prenses olmadığımı anlaması çok zamanını almadı. zıp zıp zıpladı, ben yerimde kalakaldım. ayrı dünyaların insanıydık işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdilik keyfim yerinde ama düşünmeden edemiyorum; zaman çok çabuk geçiyor ve &lt;em&gt;o&lt;/em&gt; karşıma ne zaman çıkacak ve hatta çıkacak mı belki de. çıkarsa ne yapacağım peki? inanmalı mıyım yine? ya gelen o değilse? zamanım daralıyor gibi hissediyorum. son zamanlarımın sohbet konusunu bu düşünceler oluşturuyor. aşırı derecede güvensiz hissediyor, birisi tarafından korunmaya ihtiyaç duyuyorum. herkesin aklında aynı şeyler... iki cinsin birbirine bu kadar muhtaç olduğunu bilmezdim hiç. büyümek korkutuyor beni, hele iş hayatı yaklaştıkça kendime bile vakit ayıramamak düşüncesi daha da korkutuyor. ben de ilgilenmezsem kim ilgilencek benimle? peki hayalimdeki kişinin varlığından bile emin değilken nedir bu yalnızlık korkusu? kendime bir kez daha anlam veremiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkes "&lt;em&gt;o&lt;/em&gt;"nu arıyor, kimse bulamıyor. peki neredesiniz? biz mi yanlış yerde bekliyoruz sizi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca not: geldiysen msn'den 3 kere titret!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJ3zl2tWBqI/AAAAAAAAAFs/T8lFQb2RUm8/s1600-h/waiting+for.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJ3zl2tWBqI/AAAAAAAAAFs/T8lFQb2RUm8/s400/waiting+for.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232606173740795554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-583586852840416366?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/583586852840416366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=583586852840416366&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/583586852840416366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/583586852840416366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/he-is-one_2545.html' title='waiting for the perfect man!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJ3zl2tWBqI/AAAAAAAAAFs/T8lFQb2RUm8/s72-c/waiting+for.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-3749082818949710521</id><published>2008-08-09T00:32:00.009+03:00</published><updated>2008-08-10T17:13:00.142+03:00</updated><title type='text'>akşam oldu maddeleştim ben yine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJzDEhxSFPI/AAAAAAAAADI/qB9liLeqXmg/s1600-h/logoust.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJzDEhxSFPI/AAAAAAAAADI/qB9liLeqXmg/s400/logoust.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232271349649642738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* maddeleme işini sevdim ben. içimde birikenleri bir anda söyleyebilitem hoş oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-style:italic;"&gt;aybüke&lt;/span&gt;'nin doğum günü bugün. zaman ne çabuk geçiyor ama annen seninle hala gurur duyuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* the prestige: bakmak ve görmek arasındaki ince çizgi. mutlaka izleyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* fantasyland'in hastasıyım, photoplay'in ustasıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "yurt manzaralı ev" ilanını görmüş insanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "eyvah abim!" demek istedim, diyemedim ben hiç. içimde ukte kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* digitürk: kadın ve erkek cinsini aşağılayan reklamlar yapma artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- elini tutması için komşusuna giden bir kız, ilk defa kız görmüş gibi davranan bir erkek ve komşu kızını komşusunun elinden kapmayı marifet sanan bir komşu bozuntusu daha.&lt;br /&gt;- sırf erotik yayın olduğu için digitürk bağlatan bir dede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiç sempatik değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Lulu: hakkında o kadar yazı yazdım, anlattım belki hatırlarsınız diye, biriniz de çıkıp "evet evet izlemez miyim?" demediniz hala!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* can yücel, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;erkek dediğin&lt;/span&gt; adlı şiirinde kadınları çözdüğünü ispatlayabilmiş bir adam. o şiiri okuyup "işte ondan" demeyen bir hemcinsime rastlamadım henüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* jeff buckley'den &lt;span style="font-style:italic;"&gt;forget her&lt;/span&gt; dinlemelisin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* facebook'ta "ne kadar normalsin?" diye bir testle karşılaştım. hemen çözdüm tabi ki. %30 normalmişim. neden çözdüğümü sorgularken bir an için de olsa 'inansam mı?' diye düşündüğüm için normal olduğuma karar verdim. buna neye göre karar verdim emin değilim. peki sizce normal miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bir çok kez yolda hapşırdığımda tanımadığım insanlar çok yaşamamı temenni etti. yaşamamı neden istedikleri hakkında çeşitli hipotezlerim var ama hala benzeri bir olayla karşılaştığımda ne cevap vereceğim hakkında bir fikrim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* külkedisi'nin ayakkabısı kaç numara ki koca ülkede bir tane kıza bile uymuyor ondan başka? ve o nasıl hödük bir prenstir ki aşık olduğu kızı paspal bir haldeyken tanıyamıyor? aşk insanın gözünü bu kadar mı kör ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* einstein söylendiği gibi adi bir adam mı gerçekten?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*  bir de burdan söyleyim dedim: caner, saçlarına bayılıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "seni ben ellerin olsun diye mi sevdim" şarkısına içerlemeyeniniz var mı peki?&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJzDti4stUI/AAAAAAAAADQ/qxBvlkFUWMw/s1600-h/cookie-monster3.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJzDti4stUI/AAAAAAAAADQ/qxBvlkFUWMw/s400/cookie-monster3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232272054323819842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* kurabiye canavarı seni de çok seviyorum! kurabiye yiyişine hastayım, ara beni!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kozmetik mağazalarında çalışan kızlar: maskelerinizi çıkarıp da başınızı yastığa koyduğunuzda rahatça uyuyabiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kollarımı ve bacaklarımı açarak kapıya tırmanmayalı kaç yıl oldu saymadım, sayamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* henüz 20 yıldır hayatta sayılırım, 3 büyük savaş geçti bu yıllardan ve bugün bir tane daha eklendi aralarına. "neden ateş ediyorlar baba?" diye sormadım, soramadım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-3749082818949710521?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/3749082818949710521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=3749082818949710521&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3749082818949710521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3749082818949710521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/maddeleme-iini-sevdim-ben.html' title='akşam oldu maddeleştim ben yine'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJzDEhxSFPI/AAAAAAAAADI/qB9liLeqXmg/s72-c/logoust.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-5479772976007588658</id><published>2008-08-08T01:26:00.004+03:00</published><updated>2008-08-08T01:59:46.645+03:00</updated><title type='text'>biliyorum</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJt7sHWLNcI/AAAAAAAAACw/PJtvOCFSX7k/s1600-h/Emotional_Winter_part_1_by_Rilrae.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJt7sHWLNcI/AAAAAAAAACw/PJtvOCFSX7k/s320/Emotional_Winter_part_1_by_Rilrae.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231911389937481154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;hani dün gece sen uyuduktan sonra korktum ya ben... aramaya cesaret edemedim... oysa bir ses duysam güvende hissedecektim... kimseye seslenemedim, nefesim yetmedi... ürkekliğimden odanın ışığını açamadım bile... telefonun ışığıyla odayı aydınlatmaya çalıştım... geçmedi o sıkıntı bir türlü... kendimi kandırmaktı belki ama mesaj atsam geçer sandım... mesajım sana iletilmediğinde bir gerçeğin farkına vardım. bir gün &lt;em&gt;sen de&lt;/em&gt; o hattın ucunda olmayacaksın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-5479772976007588658?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/5479772976007588658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=5479772976007588658&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5479772976007588658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/5479772976007588658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/biliyorum.html' title='biliyorum'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJt7sHWLNcI/AAAAAAAAACw/PJtvOCFSX7k/s72-c/Emotional_Winter_part_1_by_Rilrae.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-3539894467365693428</id><published>2008-08-07T19:26:00.018+03:00</published><updated>2008-09-10T15:15:29.388+03:00</updated><title type='text'>maddesel yazılım deneme çabası</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJsxktEBLLI/AAAAAAAAACo/9lSRdn_ufaI/s1600-h/cilekwp.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231829898762464434" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJsxktEBLLI/AAAAAAAAACo/9lSRdn_ufaI/s320/cilekwp.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* krep ve &lt;span style="color:#ff6666;"&gt;çilek&lt;/span&gt; reçeli ikilisi: en güzel bir şey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "hoca bana taktı!" hafifletici öbeğini ilk kullanana şükredenler parmak kaldırın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* emre altuğ: sırf "kalçada gamze" modasını uydurduğun için derinlerde bir öfke besliyorum sana karşı ama belli etmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "çakıl" ve "kravatı kendinden emo tişörtü" çılgınlığı vardı geçen sene bu zamanlar. Allah'ım bu ve benzeri akımlara bir daha maruz bırakma bizleri. dinimiz amin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "psikolojinin bozulması" nasıl bir kavram karmaşasıdır. bozulan bilim dalı istemiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "kırmızının kirlettiği sarıyı lacivertle temizledik". facebookta davet edildiğim grubun adı. ignore git dedim gözüm görmesin. futboldan soğudum biraz daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* dün tiramisu yaptım harika oldu, bugün yeşil fasülyeyle kariyerimde ilerleme kaydettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJsvSeJemyI/AAAAAAAAACY/dXzA-X3g688/s1600-h/1003_15_tiramisu1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231827386497932066" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJsvSeJemyI/AAAAAAAAACY/dXzA-X3g688/s400/1003_15_tiramisu1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* to bleed or not to bleed!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ayaklarım büyük benim! (39 numara)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* evet, metroya otostop çekmişliğim var. yine olsa yaparım diyemem çünkü makinist teyzenin eliyle yaptığı 'deli' işareti eşliğinde aklım başıma geldi. o gün bugündür akköprü durağına inmekten çekinirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hulisi kentmen'i sevmeyenin kafasında bardak kırarım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* bana "rosalinda'yı hiç izlemedim" deme sakın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* cips yedikten sonra parmakları yalamak işin en zevkli kısmı kesinlikle. ıyykk mı? duymamış olayım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* okumayan çıkmasın karşıma: "mavi saçlı kız" ve "eroin".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ipek ongun serilerini modaya dönüştüren zihniyet: tiksindim eğreti özentiliğinizden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* şeytan da bir melektir. düşündükçe inanasım gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sanki kulaklarım da kepçe benim?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* meybuz yemeyi yasaklamayan anne var mı ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* hey! size söylüyorum: kız yurdu düşlediğiniz gibi bir yer değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* smiley manyağı msn kullanıcılarına içten içe kızarken annemin aynı şeyi yapması tahmin edilemez bir şekilde eğlendiriyor beni. bu ayrımcılık anlamına mı geliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJsvo0UtSxI/AAAAAAAAACg/ioqq3IH4mVU/s1600-h/cave1an2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231827770407734034" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJsvo0UtSxI/AAAAAAAAACg/ioqq3IH4mVU/s400/cave1an2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* kaptan mağara adamı ve oğlu: sizi seviyorum &lt;3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* fatima spar und die freedom fries: kızılcıklar oldu mu coverı ile tanıdım ve pek sevdiğim söylenemez. yine de Bosa Noga'yı çalıp çalıp oynar oldum. ytrum'cum teşekkürler ama sensiz bu dansların tadı çıkmıyor :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* biri çıkıp da kekstra'nın gerçekten kek olmadığını söylesin artık! plastik gibi ne o öyle ya..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* prensip sahibi olmak güzel şey ama 'dediğim dedik ne diyon lan sen düdük' kafalı idealistlerden koru bizi ya rabbim! dinimiz bir daha amin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kalkmış &lt;em&gt;people you may know&lt;/em&gt; diye hayatta en haz etmediğim iki insanı aynı anda karşıma çıkarmış. bilmemezlikten geliyorum, yok bir daha bir daha karşıma çıkarıyor. bilerek yaptıysan utanmalısın kendinden. çok kızdım sana bugün facebook çok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;metro&lt;/em&gt;'dan &lt;em&gt;mevsim sonbahar&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;cem köksal&lt;/em&gt;'dan &lt;em&gt;kalbim bomboş&lt;/em&gt; dinlemeden uyuma bugün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ağzı kulaklarına varmış bir şekilde "ay bu saçları kim hakediyor lay la lay la laa laa" diye sayıklayan kaç kişi tanıyorsunuz? işte o saç aşığı megaloman benim! nasıl bir bilinçaltıdır çözemedim gitti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* anne blogumu okuyor musun? bir de çevrimdışı takılma artık, seni seviyorum :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-3539894467365693428?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/3539894467365693428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=3539894467365693428&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3539894467365693428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3539894467365693428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/maddesel-yazlm-deneme-abas.html' title='maddesel yazılım deneme çabası'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJsxktEBLLI/AAAAAAAAACo/9lSRdn_ufaI/s72-c/cilekwp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-682193456194590074</id><published>2008-08-07T11:04:00.013+03:00</published><updated>2011-01-04T02:15:20.939+02:00</updated><title type='text'>koş Lulu koş!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJq5rOErO4I/AAAAAAAAABo/ziQ6rD6up2o/s1600-h/.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231698069307472770" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJq5rOErO4I/AAAAAAAAABo/ziQ6rD6up2o/s200/.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; "Lulu hanım siz de hayırsız çıktınız!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amcamın sözlerini düşündüm bir an. Sonra, daha önce sormadığım bir kaç arkadaşıma daha sordum "Lulu'yu izler miydin?", belki artık hatırlamıştır diye ikinci defa sorduğum da olmuştur kimilerine. Biri de çıkıp "Aaa evet evet izlemez miyim?" demedi, demedi ve ben hiç uzun uzun anlatamadım benim gözümden "Lulu"yu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Racing through the pantry, sliding on the floors,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hiding in the closets, slamming all the doors&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;How can a lady as little as you,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Raise such a rumpus and a hullabaloo?"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes Tom&amp;amp;Jerry, Looney Tunes peşinden koşarken ben hep &lt;em&gt;Little Lulu' &lt;/em&gt;yu&lt;em&gt; &lt;/em&gt;düşledim. Çizgi roman kahramanlığından çizgi film kahramanlığına yükselebilmiş yüce karakterlerden o. Lan Lulu ne tatlıydın sen öyle? Siyah lüle lüle saçların vardı ve tombik yanakların, kırmızı mini elbisen hep benim olsun isterdim, çıta gibi bacakların uyuyordu da seni benden ayıran o zeytin gözlerindi. Yine de aile bireyleri şuan bile vazgeçmedi beni Lulu diye çağırmaktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Little Lulu, &lt;/em&gt;&lt;em&gt;Little Lulu, with freckles on your chin,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Always in and out of trouble, but mostly always in.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Using Daddy’s necktie for the tail on your kite,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Using Mommy’s lipstick for the letters you write."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahallenin çetesi denecek türde arkadaşları vardı Lulu'nun, her iş, başta Lulu olmak üzere, bunların başının altından çıkardı. Türk tabiriyle "erkek fatma"ydı, bir tane bile kız arkadaşı olduğunu hatırlamıyorum. Beyzbol oynar, balık tutmaya giderdi. Sık sık hayal alemine dalardı, "kötü davranışlarda" bulunacak olsa hayal dünyası devreye girer, müzikal tadında bir ders verilirdi Lulu'ya ki biz de payımıza düşeni çıkarırdık. Tubby vardı sonra tombik oğlan, inceden yazardı Lulu'ya daha o yaşta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Though the clock says 7:30, it’s really after 10;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Looks like Lulu’s been repairing it again.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Though you’re wild as any Zulu,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;And you’re just as hard to tame,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Little Lulu, I love you-Lu just the same, just the same,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Little Lulu, I love you-Lu just the same.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Severdim, pek yakından takip ederdim öyle ki adım Lulu kaldı. Şikayetçi değilim de gün gelir çoluk çocuğa karışırım. korkarım çocuğuma Lulu'yu izletmekten, "peff anne bunu mu izliyordun ne sıkıcı!" derse ve ben "biz çocukken..."le başlayan cümlelerle ifade edemezsem kendimi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJq6C_jh4ZI/AAAAAAAAABw/Vdv0mWfKx64/s1600-h/ll-1987.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231698477727211922" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJq6C_jh4ZI/AAAAAAAAABw/Vdv0mWfKx64/s320/ll-1987.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-682193456194590074?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/682193456194590074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=682193456194590074&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/682193456194590074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/682193456194590074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/ko-lulu-ko.html' title='koş Lulu koş!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SJq5rOErO4I/AAAAAAAAABo/ziQ6rD6up2o/s72-c/.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-6381874295450567607</id><published>2008-08-05T17:38:00.001+03:00</published><updated>2008-09-10T15:11:00.372+03:00</updated><title type='text'>göster amcana pipini oğlum!</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJhmBnTVUaI/AAAAAAAAABY/gGsKzeBp0Fk/s1600-h/violin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231043145106805154" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJhmBnTVUaI/AAAAAAAAABY/gGsKzeBp0Fk/s320/violin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; hayatta en çok gıpta ettiğim insan özel uğraşı olandır. bir türlü sahip olamadığım şeye sahiptir çünkü. istikrarını takdir etmekten öte kişisel özelliklerini bir kenara bırakıp özel bir sempati duyarım kendisine. girdiği her ortamın "göster amcana pipini!" kişisidir. ilkokulda öğretmenlerinin her defasında 'özel gün ve haftalar kurbanı' olarak atadığı bu kişi, iş hayatına atılsa bile özel hayatında rahat bırakılmayacaktır. misal; aile dostlarıyla oturuluyor, kelimelerin tükendiği anda top konu kahramanına atılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rol yeteneği iyiyse başta bülent ersoy olmak üzere bilumum gereksiz taklitleri yapmaktan başka çaresi yoktur. sesi mi güzel "patlat bir şarkı da neşemiz yerine gelsin!", herhangi bir enstrüman mı çalabiliyor " hadi sen çal biz söyleyelim!" olur ortamın kurtarıcı atak cümlesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çöp adam çizmedeki yeteneğimden ötürü olsa gerek en çok da çizim yeteneği olanlara hayranlık duyarken bir o kadar içerlerim. "hadi karakalem çizimlerini çıkar da kasvetimiz dağılsın" diyenini hiç duymadım çünkü. karikatürler vardır sıkıntıyı söküp atacak cinsten ama o da elden ele dolaşıp bireye hitap edeceğinden toplu eğlence kavramından uzak kalır. bu sebeple onları konumuzun dışında tutuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oyun oynadığım zamanlar dışında pasif bir çocuk sayılabilirdim. dağlar arasından gülümseyen bir güneş, perpesktif açıdan çizilmiş ağaçlar ve nehir, ve tabi ki uzaklarda o güneşli havada bacası tüten bir kulübe resim derslerimin yegane kurtarıcı tablosuydu. milli bayramların kurtarıcısı anıtkabir'in gerçek boyutuyla yüzleşmem bir hayli şaşkınlık içinde gerçekleşti tabii. şarkı söylemek dersen, şuan bile ciyaklayan bir sesten çocuk yaşta ne beklersin? her ne kadar sevilse de kıvrak figürler sergilemedikten sonra dans etmenin de bir anlamı kalmıyor tabi. bildiğin &lt;strong&gt;&lt;em&gt;tomruk&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; gibiyim, ötesi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en büyük zevkim olan yabancı dil öğrenimini ise meslek edindim, zaten o zamanlar &lt;em&gt;my name is gamze,&lt;/em&gt; &lt;em&gt;how old are you &lt;/em&gt;demek uzun süreli prim sağlamıyordu. dilek hanım'ın kızının 'one'dan 'twenty'e sayması değil, zarife hanım'ın kızının sevimli(!) oryantal figürlerle &lt;em&gt;mezdeke&lt;/em&gt; şarkılarına eşlik etmesi konuşuluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halbuki; okul-sınav-kurs üçlüsü ve nice sebeplerden dolayı ertelesem de keman çalmaya heves ettim ben hep. ve en sonunda, oyunbozanlık etmezsem, bana eşlik etmesinden büyük bir mutluluk duyacağım cici bir arkadaşımla eylül'de kursa başlıyoruz. kendime verdiğim sözleri tutmakta başarısız olduğumdan dolayı ona söz verdim bu defa. bir de, sesimi kontrol edip de bir şarkı patlattığım anlarda aldığım beğenilerin içten içe dürtüklemesi sonucu kendimi şan dersi almak konusunda da feci gaza getirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimbilir belki bu defa kararlılığımı korur, haggard'ın &lt;em&gt;ally&lt;/em&gt;'si ve hatta &lt;em&gt;su&lt;/em&gt;'su gibi saçlarımı rüzgara bırakır, sanat camiasına dalıveririm. &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJht46mD-iI/AAAAAAAAABg/anlbJXymDgI/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5231051791759833634" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJht46mD-iI/AAAAAAAAABg/anlbJXymDgI/s400/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu arada aklıma gelmişken sözüm sana claudio: "&lt;em&gt;tabiri caizse ne piç bir adamsın sen&lt;/em&gt;!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-6381874295450567607?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/6381874295450567607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=6381874295450567607&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/6381874295450567607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/6381874295450567607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/hayatta-en-ok-gpta-ettiim-insan-zel-ura.html' title='göster amcana pipini oğlum!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJhmBnTVUaI/AAAAAAAAABY/gGsKzeBp0Fk/s72-c/violin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-7188711932602625721</id><published>2008-08-04T20:31:00.001+03:00</published><updated>2008-09-10T15:07:54.856+03:00</updated><title type='text'>Tanrı'm, beni baştan yarat!</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJdE-vA4doI/AAAAAAAAAAw/P1bihk6Uo5g/s1600-h/Downtime.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5230725336776865410" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJdE-vA4doI/AAAAAAAAAAw/P1bihk6Uo5g/s200/Downtime.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şöyle suratımın tam ortasına bir tane yumruk patlatıp arkama bakmadan kaçasım var. deli ediyorum, boğuyorum beni. ne istediğini bilmeyen şımarık bir çocuk gibi davranıp kendimi çileden çıkarıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan yaratasım var kendimi. mümkün olsa tüm şımarıklığımı söküp atacağım 3 tutam kararlılık serpiştireceğim ruhumun her bir köşesine. o da işe yaramazsa balkondan aşağı atar, rahatlarım... ama, sanırım, ikimiz için de pek sağlıklı bir karar olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kendi üzerimde otorite kurmalı, adımlarımı sadece kendime göre atmalıyım artık" diyorum da bir türlü uygulamaya geçiremiyorum. aybüke'ye bu kadar yüklenmemin sebebi de kendi üzerimdeki bu hakimiyetsizliğim herhalde. kendim yapmaya cesaret ya da fırsat bulamadığım her şeyi ona yaptırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aybüke 23 yaşında bir tıp öğrencisi, bir yandan barmaid olarak çalışıyor. bir de arkadaşlarıyla kurdukları, şehir şehir gezen bir grupları var. grupta uzun bir süre keman çaldıktan sonra baterist olarak devam etti aybüke. gruba yeni katılan onat'la uzun süredir devam eden mükemmel bir ilişkisi var. manken gibi çocuk onat, bakan dönüp bir daha bakıyor; o da keman ve piyano çalıyor. bu kadar işin arasında arkadaşlarına ve spor yapmaya da mutlaka vakit ayırıyor ya pes diyorum başka da bir şey demiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine de aybüke'nin hayatındaki yerimi küçümseyemem. ben olmasam bir hiç! 1 hafta ilgilenmesem "kimse benimle ilgilenmiyor" diye mızmızlanır, 2 ay ilgilenmesem zircirlikuyu'da yeri hazır. birilerinin hayatına yön verebilmek, tarifi zor bir his bırakır insanda, onu farklı kılar kendince. sanırım &lt;em&gt;popmundo&lt;/em&gt;'yu bu yüzden seviyorum ve sanırım yaratanı bizden farklı kılan bu özelliği...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;em&gt;aybüke,&lt;/em&gt; &lt;em&gt;annen seninle gurur duyuyor!"&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-7188711932602625721?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/7188711932602625721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=7188711932602625721&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/7188711932602625721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/7188711932602625721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/tanrm-beni-batan-yarat.html' title='Tanrı&apos;m, beni baştan yarat!'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJdE-vA4doI/AAAAAAAAAAw/P1bihk6Uo5g/s72-c/Downtime.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8529368762498211677.post-3214173941581029045</id><published>2008-08-04T00:07:00.002+03:00</published><updated>2008-09-10T15:06:14.465+03:00</updated><title type='text'>çember</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJYmY0zRDDI/AAAAAAAAAAY/KMkDW1spwSY/s1600-h/20473563%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5230410225169796146" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJYmY0zRDDI/AAAAAAAAAAY/KMkDW1spwSY/s320/20473563%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;düşünce hızıma paralel olarak hamağın hızını artırmış olmalıyım ki baş dönmesi ve mide bulantısıyla kendime geldim. kimbilir hangi alemleri ziyaretteydim.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;yazın yarısından fazlası tatilden uzak, yorucu bir şekilde geçmişti bile. gerçekleştirebilme ihtimalimi hesaplayamadığım planlar silsilesi vesaire. "blog yazmalıyım" dedim bir anda kendi kendime. "her şey hakkında olmalı" dedim sonra, "dahil olduğum ya da olmadığım her şey, kendim için sadece". dilime ve ne kadar sıklıkla yazacağıma ise karar vermedim henüz. karakterlerin ve olayların gerçekliği ise gün gelir tartışmaya açılır.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 katlı bir binanın çatı katına yerleşmişti ablam. şehri ayaklar altına seren sevimli bir terasa sahip. duvarlarında çiçek desenleri, bir önceki kiracı kız çizmiş; fazlasıyla sevdim burayı. karşımda dağlar ve baraj manzarası, gökyüzünde yıldızlar daha bir keyifli kılıyor gecelerimi. ilham perisi yakamı bırakmıyor, şiir kitabım yakında sinemalarda. yıldızları sayarak hayal kurmayı öğrendim sanırım geceleri, sık sık dalıp da çıkamaz oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, evet fazla düşünür oldum son zamanlarda. bilmem boş vakit bolluğundan, bilmem hayata bakışımın her geçen gün daha da değişmesinden. farkındalık güzel şey, hep söylerim. sabahlara kadar süren sohbetlerime konu çeşitliliği katıyor, suskunluğumu bozduğuma seviniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adı denizli olan bir şehrin denizi olmaması ne tuhaf, aynı adıma inat gamzelerimin olmayışı gibi. yine de traverten ve antik kentlerle dolu bu şehre yolunuz bir gün mutlaka düşsün derim ve ilk deneme sürüşüm burada sona ersin. blogcular çemberine katılmam şerefine de bugünün şarkısını &lt;em&gt;yeni türkü&lt;/em&gt;'den &lt;em&gt;çember&lt;/em&gt; olarak atıyorum hazır dilime de dolanmışken..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8529368762498211677-3214173941581029045?l=woundheir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://woundheir.blogspot.com/feeds/3214173941581029045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8529368762498211677&amp;postID=3214173941581029045&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3214173941581029045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8529368762498211677/posts/default/3214173941581029045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://woundheir.blogspot.com/2008/08/ember.html' title='çember'/><author><name>woundheir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00225878587149922679</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='18' src='http://4.bp.blogspot.com/_sxXLfT7zPzc/SRh3YdUYNOI/AAAAAAAAANI/Mgufxyn7cek/s1600-R/DSC00127.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_sxXLfT7zPzc/SJYmY0zRDDI/AAAAAAAAAAY/KMkDW1spwSY/s72-c/20473563%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry></feed>
