Pazar, Ekim 12, 2008

ahh saçlarım... alev alev yakaaar!

* makul bir giriş yapamadım, aklıma ilk gelen şeyle başlıyorum. bir, iki, üç!

* kediler de peynir yer mi acaba günlerdir bunu sorguluyorum ama bir kediye peynir yedirme girişiminde bulunmadım henüz.

* uyurken yatağın kenarına yattığımda saçlarımın yere değme ihtimaline karşı paniklerdim. geçmiş o günler, alışmışım...

* kendin için alışverişe çıktığında bir şey beğenemezsin ama en alakasız zamanda çok güzel fırsatlar çıkar karşına, değil mi? değerlendir o fırsatları, mutlu et kendini.

* şahsenem vardı, aklıma geliyor bazen, gelme diyemiyorum; ayıp olur gibi geliyor, gelme diyemiyorum; tuhaf geliyor, gel len gel tamam diyorum.

* buket; sohbetine doyum olmuyor, her eve lazım denilen cinsten. paylaşmaktan yorulmuyor, paylaşmaya doyamıyorum. dün gece başbaşaydık, kültürel paylaşım neyim yaptık her zamanki gibi, konu konuyu açtı, gülmekten karnımıza ağrı girdi. çok güldük ağlamasak bari dedim en batıl inancımla. sabaha karşı 5'ti en son, ikimizin elinde de birer mendil... ağlamaktan şişmiş gözlerle uyandım bu sabah.

* direc-t'in Hasret'i özel bir şarkıdır benim için. severim, dinlerim ve her dinleyişimde Frekans'a(CNN Türk'te yayınlanıyordu hala var mı bilmiyorum) çimler üzerinde röportaj verirken bilge'nin üzerine bir köpeğin işeyişini hatırlarım.

* gerilim dolu rüyalar görüyorum son zamanlarda, telefona sarılıp gördüğüm kişiyi arıyorum. korkuyorum, bir şeyler olacak gibi...olmaz değil mi?

* karla karışık yağan yağmurun kararsızlığı içten içe heyecanlandırır beni, yağmura yakalanmak ve karda yürümek sıradan kalır onun yanında.

* fasıl yapmayı özledim!



* ibrahim yüzünden kuaföre gitmekten çekiniyorum emre daha özenli tarıyor saçlarımı ama ibrahim... gözümden yaş geliyor resmen yoluyor saçlarımı. kapıdan girdiğimde göz göze geldiğim ilk kişi o olmasın diye dua ediyorum. sen git emre ilgilensin diyemiyorum, kırılmaması uğruna katlanıyorum bu eziyete. hele saçları yıkaması için ayrı bir eleman almışlar ki kız tırnaklarını kafama gömdü gıkımı çıkaramadım, öyle hevesliydi. okuduğumuzdan anladığımız: kuaförlerle duygusal bağ kurmayacaksın!

* bengü: lolita olarak anılırdı, masumdu sevimliydi. power türk'te yayınlanan bir klibiyle yurt kantinine indikçe karşılaşıyorum. isyan etmeden duramayacağım: ne kaçmış bu kızın içine? büyümek bu mudur??

* fakültemize hüseyin çelik gelmiş. ve tabi ki basın serbest, dolaşıyor orta bahçe'de. bir öğrenci grubu protesto girişiminde bulunmuş. yüzünü görmeye hasret kaldığımız, pek sevgili dekanımız Sekine hanım öğrenciler arasına karışıp uzlaşmaya çalışmış öğrencilerle. basın özgürlüğü sen nelere kadirsin?

* milli egemenlik parkı'ndan geçmeye korkar oldum. çeşit çeşit sapık, tinerci, sarhoş, kibarca telefonunu rica eden hırsız, aşkını saklamaktan çekinmeyen aşıklar(!) mı arıyorsun? gel abi geeel!! dün 2 emo birbirinin bileğini keserek intihara teşebbüs etmiş, ambulansın geldiğini duyan aklı havadalar kaçmış. güvenpark bile gecenin 3'ünde daha güvenlidir, bu söylediğim olaylar ve benzerleri gündüz vakti gerçekleşiyor. ve bu park meclis duvarına bitişik, koruması ise polisler tarafından sağlanıyor...

* yemek masasına oturdum işte,
sindirmek çok zormuş böyle yiyince,
sana afiyet olsun sözüm kalleşce,
masayı sen toplarsın, ben kalktım önce!

* bir gün durakta beklerken biri gelse, aylardır seni takip ediyorum hakkında her şeyi biliyorum dese, sohbet etmeye başlasak etkilensem, gözüme bir perde inse görmesem hiçbir şey, aşık olsam, gel kaçalım çok uzaklara dese, dinlemesem hiçkimseyi kabul etsem, o heyecanla uçak korkumu yensem, atlasak uçağa gitsek bangladeş'e, sonra uçaktan indiğimiz gibi beni bırakıp kaçsa, çok fena g.t(blogumda sansür vaaaaaar!!) olurum...

* hayal kurmaya çalıştım yukardaki çıktı ortaya.

* şimdilik hoşçakalmalısın. öptüm.

9 yorum:

berşan kayıkcı dedi ki...

hayalindeki otobüs durağında beklenen otobüsün kaptanı ben olsam ya gamze? (:

ziggytheking dedi ki...

fazla bagajla gelmeyin esenboğa'ya. yakarım çıranızı, kalmaz hayal falan :)

ix dedi ki...

Hep ağlardım ben o uyurken...

Hep uyurdun sen, ben ağlarken...

Deniz Yılmaz'ı boşuna sevmiyoruz :)

magnum opus dedi ki...

üstünde nato yazan biber gazından temin et tırstığın parkların önünden geçerken olurda birisi senden kibarca telefonunu yada paranı isterse biber gazı verirsin.

woundheir dedi ki...

berşan: para vermem ona göre :) (otobüs şoförünü tanıyıp da para vermeyenlere özenmişimdir içten içe)

ziggy: öyle bir gaflette bulunmayacak kadar inanıyorum aşka, sen anla artık ;)

ytrum: severiz dinleriz :)

magnum: içinden geçiyorum ya da etrafından dolanıp yolu uzatıyorum yurda gidebilmek için. ama ben tek durak için de olsa otobüse binmeyi tercih ediyorum zaten =)

berşan kayıkcı dedi ki...

"geç kızım geç.. babana da selam söyle.." diyip de geçiririm, para mara almam sen merak etme (:

türker dedi ki...

gamzecim yine ne zamn yazıverdin bunu yetişemiyoruz hızına..
bak sana tavsiyem bu kuaförü değiştir bence:s parmakları sürekli ağzında bi kuaför tercih et istersen(tırnak yiyen)..en azından kafana gömülen tırnaklardan kurtulursun.(:
uçak korkunu yenmek içinde denizliyi seçebilirsin mesafe kısa, korksan bile gözünü aç kapa denizlidesin;)

Gergedan Abi dedi ki...

Seni değil de blogunu uzun süredir takip etsek ve bir yorumla gelip ''ben seni uzun zamandır takip ediyordum'' desek olmaz mı? Olur bence. Ama bence Bangladeş'e gidene kadar çoktan terkederdim seni :)

Şaka bir yana, kim olduğumu biliyorsun zaten. Şu yukarda ix yazan ibne söylemiş. Ben gizli olsun istiyordum, neyse aramızda kalsın artık. Öpüyorum gerdanından. İmza, Gergedan Abin :)

woundheir dedi ki...

terkedersin inanırım gergedan abi :)) blogun da hayırlı olsun. kiss you der ve de kaçarım bilirsin :)