Pazar, Kasım 09, 2008

bir elimde gökyüzü var halaaaa!

* nbr? asl pls?

* kış geliyor, şimdiden botlarla haşır neşirim. uff ne biçim de ağırlar yaa! günün yorgunluğunu ayrı, botların yorgunluğunu ayrı atıyorum. o da yetmiyor masa altından mutlaka birinin ayağını eziyorum, sığamıyorum olmuyor! bu dünya ikimize dar...daha bunun atkısı, eldiveni, beresi var. kendimi robocop gibi hissediyorum!

* bak şimdi de sıçrayan çamurlu sular yüzünden kirlenen bacak arkası geldi aklıma! e ama teker teker gelmezseniz sinirlenirim!

* bin bir asansöre, tanımadığın biriyle başbaşa kal, azıcık da paranoyaksan zehrolur sana dünya 3. kata çıkana kadar.

* peki ya içmediğin halde üzerine sinen o sigara kokusu?

* ytrum'da gördüm, ben de soyadım hakkındaki eleştirileri beyan edeyim(!) dedim. facebook'ta bile yazınca 9 sayfa civarında "ben" çıkıyor insanların karşısına. "sayın erdoğan" diye soyadla hitap edilir ya mesela, biri bana öyle hitap etmesin isterim. ama en çok da evlendiği halde soyadından vazgeçmeyen kadınlara hayranlık duyarım. öyle deme! eğer ki soyadın erkek ismi olarak kullanılıyorsa ve baban sabancı değilse bile böyle bir fikir cazip geliyor insana.
misal; soyadım "yılmaz" ya, evlendim ve bu fikri uygulamaya geçirmek istiyorum. oldum mu sana: Gamze Yılmaz Bilmemkimoğlu. bir de kısaltma yapıldığını düşünün G. Yılmaz Bilmemkimoğlu. hobaaaa! (var benim böyle paranoyalarım!)

* nazara inanıyorum. elem tere fiş kem gözlere şiş! (sırf bunu söylemek için yazdığımı mı sanıyorsun bu maddeyi? yanılıyorsun!)

* naftalin kokulu teyzeler vardır bilir misin? nasıl da özdeşleşmişler o kokuyla anlamıyorum! kesinlikle bu dünyaya ait değiller...

* sıhhatler olsun demek cidden zor. sen doğru söylesen de karşındaki saatler olsun olarak anlıyor. pff zaten sıhhıye demeyi de sevmem.. bir de büyük bi' yük var ki hiç sorma...

* bonibonlarla intihar etmeye kalkışmadın mı? nasıl bir çocuktun sen ya!!

* sokak çalgıcılarını dinlerken yüzümde anlamsız bir gülümseme oluşuyor. o anı seviyorum.

* ders 19. yy. Amerikan Düzyazı ve Şiiri, walt whitman'dan bir şiir, kürsüde Trevor Hope, ders başlayalı bir buçuk saat olmuş aralıksız anlatıyor yine. yanımda yunan, arkamda koreli ve bir de -yanlış hatırlamıyorsam- kosavalı bir arkadaşım var. benimse aklım marstaydı sanırım o sıra, dalmış gitmişim. "calamus the latin word" diyor Trevor, "it resembles the word which has the same meaning in Turkish". "kalamar!" diyorum umarsızca. millet gülme krizine giriyor. "it is not as delicious as kalamar" diyor o bozuk aksağınıyla, "it is kalem!". ve ders bitiyor.

* acı bibere dokunduktan sonra ellerin kontrolü neden kaybolur? neden!?

* Tömbeki'de yeni türkü, ezgi'nin günlüğü, leman sam ve sezen aksu dinlemenin keyfi bambaşka!

* bana "hanımefendi" diye hitap eden 1586. kişiye "gerçekten hanımefendi gibi miyim?" diye soracağım. şanslı talihlimiz kim olacak bakalım?

* "nirvana! nirvana!" diye seslendi arkadaşım, arkadaşının arkasından. kızın adı bildiğin "nirvana"ymış!

* atom; maddenin en küçük yapı taşına denirdi ya sonra atom bilmemkaç parçaya bölündü. e şimdi maddenin en küçük yapı taşının adı ne peki? hayır, çoluğun çocuğun maskarası olacağız ondan korkuyorum yoksa bilime adayacak değilim kendimi.

* kırmızı ışık beni ne kadar beklettiyse yeşil ışıkta geçerken o kadar oyalanıyorum, tadını çıkarıyorum. bir yaya olarak kendi çapımda protesto ediyorum. ama neyi?

* feridun düzağaç'ı pek sevdiğimi söyleyemem ama şarkılarının %92'sini beğenerek dinlerim. e bir süre sonra dikkatimi çekti haliyle. bu adamın en acilinden psikolojik desteğe ihtiyacı var. terkedilmek, yalnızlık, unutulmak adamda fobi seviyesine ulaşmış. her şarkının teması da aynı mı olurmuş canım?

* almancayı gramer olarak sular seller gibi bilsem de konuşmak istemiyorum, konuşmam da. çünkü bu dil sade ve sadece hans tipli amcalara yakışıyor. benim gibi miyavlayanlara değil!

* bir de kime hayretle ve hayranlıkla bakarım biliyor musun? en olmadık anlarda cebinden, cüzdanının köşesinden, çantasının derinliklerinden ve hatta kitap arasından para çıkan insana! hele bankadaki parasını çekmeyi unutan insan beni benden alır.. ya da ağzını burnunu kırarım, çok kıskanırsam. ölsem de çıkmaz 5 kuruş bile bir yerden, neyim var neyim yok hepsi cüzdanımda ya da hesaplarımda. o da çalınırsa ayvayı yediğimin resmidir zaten.

* kapanışı da bir tavsiyeyle bitireyim ama şiddetle bir tavsiye. yıllar önce istediğim filme bilet bulamayınca sırf sinemaya gitmiş olmak için izlediğim ama en derinlerden etkileyen bir film: Gönül Yarası.

10 yorum:

magnum opus dedi ki...

maddenin en küçük yapı taşı hala atomdur. sadece atom elektriksel olarak üç bileşene ayrıldı. atomun çekirdeğinde nötron (yüksüz) ve proton (+ yüklü) bileşenler bulunur ve bu çekirdek etrafında elektronlar (- yüklü) bileşenler uçuşur

ix dedi ki...

Yazıyor :)

woundheir dedi ki...

magnum: aldın beni benden :))

ytrum: hep beraber =) özlemişim..

ziggytheking dedi ki...

bu kadar da ara verilmez ki ama :)

f.d için söylediklerini duyunca çok şaşırdım. başka güzel şarkıları da vardır sen de biliyorsundur elbet hanımefendi :)

woundheir dedi ki...

ziggy: güzel şarkılar zaten canım bir şey diyen yok şikayetçi değilim nitekim o adam kadar benim de terapiye ihtiyacım var beni unutma şarkısının girişine bayılırım hatta :) ayrıca saydım hanımefendi diyen 738. kişisin şimdilik :)

benim için keremeyle: pazar günü canım sıkıldıkça yurdun kapanmasına 1-2 saat kala üzerime en acilinden bir kot-tişört geçirip gittiğim o ufacık sıcak mekan. yuvarladığım biralar eşliğinde izlemekten çok da keyif aldığımı söyleyemeyeceğim maçlara göz kaydırmaktır keremeyle, yan masada anne-babasından sıkılan küçük kız çocuğunun yanıma gelip tavuk ızgarama ortak olmasıdır, ayrancı ihtiyarlarıyla göz göze gelip gülümsemektir :)

evet uzak kalmışım bak yorumum da bir post uzunluğunda oldu nerdeyse arayı açmamak lazımmış :)

woundheir dedi ki...

ayrıca abede b.elçiliği önündeki korumalar ve polisler ayrı bir tartışma konusudur, yorumumu sonraya saklıyorum :/

ziggytheking dedi ki...

bizim için de ankara'da geçen o 4 seneden sonra sonunda Eskişehirlilerle buluştuğumuz, rahat rahat maç izlediğimiz ama maçlar haricinde de nezih bir mekana benzeyen bir yerdir keremeyle. bir tek biziz galiba tezahüratlarla inleten :) takip et de bizim maç olan bir gün gel. beraber yuvarlayalıım biraları. sonra bakarsın polislerle dost bile oluruz :P

woundheir dedi ki...

neden olmasın? sen de gözucuyla önünden geçen 427 no.lu otobüslerin içine bak, o koltuklardan birinde oturuyor olabilirim =)

ziggytheking dedi ki...

227ydi onlar niye 427 oldularsa? :D ve bakıyorum sürekli bir internet imkanına kavuşulmuş :D

berşanist dedi ki...

gamze ya, yorgunluk uykularındayım ben.. mesajını aldım, yarın bilincimin açık olduğu bir anda cevap da yazıcam.. unutursam, bu da 'yazamazsam'ın bir telafisi olmuş olsun (: