Salı, Eylül 09, 2008

bulamaç

* ders kaydımı ilk defa sorunsuz bir şekilde yaptım. şu mübarek günde ağzımı bozdurmadın ya teşekkürler öğrenci işleri!

* önceden yazdığım birkaç yazıyı yayınlamıştım geçenlerde, bir an düşündüm eskinin ne işi var ki burada diye sildim. hem zaten fazlaca hisliydi.. aman da ne iyi ettim yıldızlı pekiyi bana.

* oruç tutmuyordum günlerdir, bugün tekrar başladım. e haliyle bizim o masabaşı sohbetlerine katılma imkanım oldu. bugün ders başı yapan liseliler arasında kardeşim de yer alıyor ve inatla tıraş olmayı reddediyor. sahurda saç sakal uzun, uykulu bir şekilde masaya geldi. babam, ya sabır dercesine baktı baktı ve sohbetimizi başlatan bombayı patlattı: "karizma insanın duruşunda değil içinde olacak içinde!!"

* ilkokul arkadaşlarımın birçoğu mahalleden de arkadaşım aynı zamanda. bugün toplanıp iftara gittik.(yazım 12den sonra biteceği için dün sayılıyor) gözümde canlanıverdi ilkokul sıralarında oturduğumuz, okul çıkışı çantalarla eve yürüdüğümüz günler, ne ara büyüdük klişesinden vazgeçmedim ama içimden söyledim. öncesi ve sonrasıyla güzel bir gündü. akşam vakti o çınarlar altında yürümeyi özlemişim...

* batak oynadık. yemek sonrası 5 kişi kaldığımızdan ferhat ve ben ortak oynadık. kartları o açınca güzel şeyler başardık, ihale başarımızdaki katkısından dolayı da serkan'a sonsuz teşekkür tee buralardan :)

* şu sıralar fazlasıyla dikkat dağınıklığı yaşıyorum. ellerim, dizlerim titriyor ve de çarpıntılarım oluyor sık sık. bir sorduğumu 5 kere daha sorabiliyorum. en basit şeye bile odaklanamıyorum. sorularıma bir kereden fazla maruz kalanlardan mısınız? kusuruma bakmayınız.

* bir garsona ice tea sipariş edince "nestea var onu getirsem olur mu?" demesin lütfen. tişört bastıracağım; "ice tea, nestea farketmez şeftalili olsun bizim olsun."

* kediler böyle gözlerini kısarak bakıyor ya hani ben çok korkuyorum o an. aklından geçenleri okur gibi oluyorum. sonra bıyık altından güler gibi arkasını dönüp aheste aheste gidiyor ya; sen de, onun aslında bir hayvan olmadığını düşünmüyor musun benim gibi?

* annem, sözlükten sonra şimdi de facebooka sardı, dilinden düşürmüyor. her an üye olabilir. zaten teyzemler falan hepsi üye. tag'leşiriz, poke'laşırız, comment neyin yaparız hoş olabilitesi var.

* doctor renaud paris: doghtoğğ ğöno paği. hatırladın mı?

* iki yakın arkadaşın aynı kişiye aşık olması olayını iki yönden de yaşadım ben. farklı dönemlerdeki en yakın 2 arkadaşım çok pis yazmıştı 2 eski erkek arkadaşıma. ve yine iki defa iki yakın arkadaş birbirine düşmüştü benim yüzümden. neler mi oldu? hayattan çıkarılmak suretiyle çözüldü ve unutuldu her şey...

* dikkatimi toplayamıyorum, şuan bu yazıyı yazmakta çok zorlanıyorum.

* komşumuzun torunu yiğit 14 şubat'ta 4 yaşını dolduracak bir afacan. daha sonra maceralarımızdan bahsederim yine ama şimdilik bunu anlatıp geçeceğim: birlikte oturuyorduk. elindeki oyuncağıyla ilgileniyordu birden ellerime baktı, "yanılmıyorsam elinde bir karınca dolaşıyor" dedi ve oyuncağıyla ilgilenmeye devam etti. karınca dediği şey siyah bir pamukçuktan ibaretti ama "yanılmıyorsam" diyişi beni benden aldı. ee o minicik ağzını mıncırdım tabi.

p.s: kendisinin karıncalara fena halde takıntısı var. minik ve siyah olan her şeyi karınca olarak adlandırmak istiyor.

* günümüz koşullarında çocuklara masal anlatmak da zor. cin gibiler maşallah. haklılar da sen git sabah akşam discovery izle sonra kim inanır ki tahta bir kuklanın konuşabileceğine, burnunun uzayacağına falan?

* direk ve direkt arasındaki fark ayırt edilmeli artık!

* son dönem ilişkileri epeyce ilginç, beklentiler ve standartlar öyle yükseltilmiş ki sanırsın kızlar angelina jolie, erkekler brad pitt. erkek, her dakika sağdan soldan kızı alıp gitmesi gereken yere bırakmıyorsa suçlu, ucuz bir yerde yemek yediriyorsa basit, cep telefonunun kontörüne varana kadar ihtiyacını karşılamıyorsa ezik. bu beklentilerin hiç biri karşılanmıyorsa "at gitsin" politikası uygulanıyor, çok defa tanık oldum. sonra da türk erkekleri kadın görmemiş gibi davranıyor şöyle de böyle! yok yeaa! hepsi sizin eseriniz!

* renkli lens kullanıyorsan yüzüme bakarak konuşma benle! içim bir tuhaf oluyor, henüz balıklarla konuşmaya alışık değilim!

* maskeli iftar partisi düzenlesem hangi kıyafetle gelirsin yemeğe?

* pazar günlerinin önemi gittikçe değişiyor. babamın da çalıştığı günlerdi, sabah erkenden kalkıp çizgi film izlerdik, öğleden sonra banyo yapardık. o minik, pembe, bebek aspirinini içerdi ablam ile kardeşim ve uyurduk. o sırada annem önlüklerimizi ütülerdi ve akşam olurdu bile. geçirdiğim rahatsızlık yüzünden benim aspirin içmem yasaktı, çok özenirdim bee.

* insanı hayvanlardan ayıran tek özelliği düşünmekmiş. pehh yalana gel! beni onlarla bir tutamazsın hayır!

* ninja kaplumbağalar neden pizza yerdi ki? leonardo da vinci, donatello, michelangelo ve raffaello sanzio da sürekli pizza mı yiyormuş sanki? milliyetçiliğin böylesi..



* defterler arasında sakladığımız o güller nerededir ki şimdi?

* bu beyaz sayfayı bana ayırdığı için her yazımın başında bloguma teşekkür etsem mi ne?

* "Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
." der ataol behramoğlu yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var'da. kalsın bu satırları zihninde.

4 yorum:

berşan kayıkcı dedi ki...

okulun ilk günleri yazdan kalma saçla, sakalla, küpeyle gidip de ilk kıyafet kontrolünde kapıdan çevrilince de bekliyorum kardeşin hayata dair saykodelik aforizmalarını (:

ix dedi ki...

O dizeeleri unutmam ne mümkün. Liseden mezun olurken sevdiğim bir öğretmenim gömleğime;

'Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi.
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten.
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği.'

şeklinde başlayan bölümünü yazmıştı.

ziggytheking dedi ki...

kfc modeli zekeriya beyaz olarak gelirdim heralde...

bi de bu modern zaman ilişkileri üzerine tespit çok yerinde

woundheir dedi ki...

berşancım: kardeşim tek kelime etmedi o gece, sabah okula gitmeden sakallarını kesmiş eve gelince huzur dolduk adeta :)

ix: şiir başlı başına güzel, dopdolu, güzel şeyler hatırlatıyor değil mi?

ziggy: parti fikrime tepki veren tek kişisin sevindim :)