Pazar, Eylül 07, 2008

rapunzel abla'dan saçmalamacalar



* ramazan insanın sadece ağzını değil elini kolunu ve hatta ayağını da bağlıyor. insan her şeyini iftar vaktine endeksliyor, 30 gün böylece geçip gidiyor hayatımızdan.

* kredi kartımı ödemeye çıktım dün, eve geri dönmek istemedim. lise yıllarımdan bana kalan en güzel insanı aradım, gelsin beni yine kurtarsın diye. uykusunu böldüm ama bence değdi. hayır ya sabahın köründe arayacak kadar düşüncesiz değilim öğlenin 3'ünde uyumamalı bir insan.(bunu söyleyen ben olamam)

* yukardaki resim sekapark'a ait. izmit'in sahip olduğu en güzel alanlardan biri olmuş bence. aşık oldum resmen. sahil kenarında bir park alanı. düşün ki ahşap bir iskele üzerinde bembeyaz dekore edilmiş bir mekandasın. duvar yok, etrafın yemyeşil, aşağıdan akıp gidiyor körfezin suları, gökyüzü masmavi. etrafında yelkenliler, deniz otobüsü, sandallar, tekneler süzülüyor. bir de planör kiralamak gibi bir hizmet sunmuşlar ki ben en çok buna bayıldım. ilgililere duyrulur: körfez turu 150 ytl, istanbul turu 1500 ytl.

* baktım çimlere doğru ilerliyor selim, "dur basma!" dedim "tabelayı görmüyor musun?" dedi. nasıl da içimde ukte kaldıysa hayatım boyunca o günü beklermişim gibi bastım çimlere.



* bazen yanımda olmasını istediğim kişinin msn'de online olması bile yeterli oluyor. takılıyorum kendi halimde, arada açıp listeme bakıyorum ordaysa eğer gülümsüyor ve takılmaya devam ediyorum. ama her iki türlü de yanımda olmadığı günler için fake hesap açıp listeme ekleyeceğim. bu böyle olmuyor.

* bir önceki yazımı peru'daki bir arkadaşım için yazdım. blogumun türkçe olduğunu görünce üzülmüştü ve bir gün onun için yazacağıma dair söz vermiştim ben de. bunun için doğum gününü seçtim, çok mutlu oldu. ben de mutlu oldum. sizi pek alakadar etmedi biliyorum ama bizim için süper oldu.

* kablosuz internet servisi veren hamam görmüştüm. kim götürür ki laptop'ını o ıslak, nemli ve köpüklü ortama. ben götürmem en baştan söyleyim!

* çimlere basmak dedim de aklıma futbolcular geldi. çimlere basmayınız ya da çimlere basınız tabelaları ne ifade ediyordur ki onlara?

* "acımadı ki acımadı ki!" nasıl bir söz öbeğidir! insanın çileden çıkarır, daha fazla acıtma isteği uyandırır. sanırım bu yüzden kimseye şiddet uygulamıyorum. aferin bana!

* "herkes gider be rapunzel abla. baksana sana o kadar yalvarıyorlar uzatıp saçlarını alıyorsun yanına. sonra senin kuleden başka hatunlarla kesişmeler kaçamaklar. hani dünyanın en büyük aşığıydın!" demişti yılmaz, geç oldu ama hak verdim.

* bir erkek giyinecekse camel active ve quiksilver'dan giyinmeli bence. çok karizmatik kesinlikle!

* tek taş yüzüğün cazibesini anlayabilmiş değilim. ne ki bu kadınları çılgına çeviriyor?

* çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdanmışsın ben bunu anladım!

* okuyorum ya ben uykusuz'u, penguen'i; böyle "ahanda bunu aklımdan geçirmiştim ben bloga yazacaktım" diyorum ya, o anı hiç sevmiyorum ama yine de gülüyorum.

* matematikçilerin şu x sevdası yedi bitirdi beni! hayır hep aynı geyik ama bulmaya çalışırken kafayı yiyeceksen neden kaybediyorsun x'i? sonra ben olmayan şeyin peşinden koşuyorsunuz diyince cahil gözüyle bakın peh!

* erkek parfümleri kadın parfümlerinden çok daha güzel bence. kadınlara ait birçok şeyi sevmiyorum ve bunları her farkettiğimde, neden erkek olarak gelmedim ki şu dünyaya diye başlayan isyan silsilesi ile kendimden geçiyorum...

* he bir de göbek var bilmemne diye üzülmeyin! kadınlar üçgen vücutlu erkekleri beğeniyor gibi görünür ama tercihi ondan yana yapmaz. güven vermez ki çünkü kas yığını, manken görünümlü bir erkek. o yaşlanırken evle, çocukla, işle ilgilenirken; adam her an kendi gibi manken görünümlü bir hatunla kaçacak gibi gelir. hem sen hiç üçgen vücutlu bir baba gördün mü sanki de konuşuyorsun? e tabi şimdi bu söylediklerimin rahatlığıyla gevşer ve salarsan g*tü göbeği ama yanına da manken gibi bir hatun istersen o da hata. bırakıp gidemez mi sanıyorsun? yanılıyorsun..

* pringles'a cips diyenin alnını karışlarım. sen hiç diğer cipslerden ördek gagası yapabildin mi de konuşuyorsun?

* hande yener ve özcan deniz: nerden nereye'nin canlı örnekleri! bir düşün hele! aşmış bunlar, biz hala yerimizde sayalım. çok eziğiz lan.. biri turkish madonna diğeri pavarotti...

* hatırladım!! şuan, geçen gün aklıma gelen karşılaştığım en alegorik ismi hatırladım: veli göçer. kim mi? ödev sana, araştırıp geliyorsun.

* veli göçer göçmez göçen göçmez!

* ıstakoz kabulümdür ama bir insan karidese neden bayıla bayıla yumulur ki? çinli olsan neyse de... denizde yaşaması böcek olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

* lahmacun, acılı ezme, soğan, sarımsak ve hatta pastırma sevmeyen kişiye anlam veremem ben. hele "ıyyk kokar be!" triplerine girenin diline çemen sürerim 1 hafta çıkmaz kokusu!

* uyku anımda yaptığım ve söylediğim her şey mübahtır efendim. sayıklarım, hem uyurum hem de gezerim. attığınız mesajları okur hatırlamam hatta cevap atarım onu da hatırlamam. ararsınız açarım konuşmam hatta anlamsız bir şey söyleyip telefonu yüzünüze kapatırım. öyle işte..

* ha bir de kapısı kilitlenmeyen tuvalete, banyoya girmem ben. insan kendini savunmasız hissediyor yalan mı? manyak deme, pat diye biri içeri girse napacaksın bana onu söyle?

* ömrüm boyunca ne amuda kalkabildim ne de parande atabildim, bu bir eksiklik midir?

* pakmaya var ya hani, onun sahibinin kurduğu okullardan birinde okudum ben ilkokulu. ayrıcalık değildir onun farkındayım. sadece abidin pak i.ö.o. diyince "o ne beaa puhaha" diye dalga geçenlerin anısına bahsettim. abidin ismi neden böyle komik gelir ki insanlara?

* maçın en kritik anında sakatlansa futbolculardan biri, tedavi sırasında taraftarlar atışmaya devam etse, sonra hemşire dönse sus işareti yapsa... bence annesini karıştırmayın!

* semih, türkiye - hırvatistan maçında "sus" işaretini bir yaptı pir yaptı. dün ermenistan maçında da aynı hareketi gördüm. gittikçe itici olmaya mı başladı ne?

* nietzche'nin aforizmalarına bayılırım ama öğretileri genellikle uymaz bana. onlar için fazlaca sıradan biriyim ama o öğretiler yayılmaya başladığında nietzche'nin çoktan delirmiş ve bunu hiçbir zaman öğrenememiş olduğu gerçeği hüzünlendirir beni.

* madem öyle yine sevdiğim bir aforizmasıyla yazımı bitireyim istedim:

"kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?"

9 yorum:

magnum opus dedi ki...

öyle adamlar tanıyorum ki internete bağlı olmadıklarında hayata damarlarından biri kesilmiş gibi oluyorlar onlar kesin laptopla hamama gider, çünkü klavyeye sarılarak uyuyordu.
camel active ve quiksilver mı? bence seninkisi tamamen marka takıntısı oluyor, hem quiksilver'ın ürünleri çabuk soluyor.
bende bir çok erkek tanıyorum kadın parfümlerinin daha güzel olduğunun düşünen.

woundheir dedi ki...

doğru aslında var tabi öyleleri ben görmek istemediğimden görmüyorum demek ki yine her zaman ki gibi..

yüzlerce marka dururken neden bunlara saplanayım ki? kaliteden değil duruşundan bahsettim hem zaten :) istediği kadar solsun para olduktan sonra istediğin modelden istediğin kadar alıp soldukça giyersin ;)

parfüm meselesine gelince bir erkeğin kadın parfümünü, bir kadınınsa erkek parfümü beğenmesidir normal olan...

anial dedi ki...

çok şöyle yap böyle et durumu var. bu yeni üslubu sevmedim:s

woundheir dedi ki...

hani nerde ben göremedim :s

woundheir dedi ki...

hem tarz demişken ben içimden geldiği gibi yazıyorum ki şöyle yazmalıyım dersem kasılırım yazamam..

talento dedi ki...

peyzaj okuyan bir arkadaşımdan duyduğum kadarıyla üstüne basılan çimler daha sağlıklı büyürmüş. o da hocasının yalancısıymış...

woundheir dedi ki...

ben daha önce duymuştum ama görmeden inanamadım o kadar zaman.. e ama şaşırmakta da sonuna kadar haklıyız çocukluktan bu yana tanık olduğumuz çimlere basma öğretisi yıkıldı..

ilkay dedi ki...

* ıstakoz kabulümdür ama....

sulak yerde büyümüs insan denizden babası çıksa yer.

karidez+zeytinyağı+limon=cennet

iyi ki kurutulmuş sülinez yiyen bi arkadaşın yok. ben onu da gördüm.

not: dünyada b.k kokusuna en çok benzeyen şeydir kurutulmuş sülinez. ama yiyo balıklar işte

woundheir dedi ki...

babam deniz olmayan yerde doğmuş büyümüş olmasına rağmen, dediğin gibi denizden ne çıksa yiyenlerden ama onun aksine ben sulak yerde yetiştim ve çok nadir özlerim balığı.. ne bileyim görüntü itibariyle hiç bir zaman kabullenemicem karidesi :/